Koruculuğu MGK'nın

   '92 konsepti yaygınlaştırdı

Koruculuğu MGK'nın
   '92 konsepti yaygınlaştırdı
Sivil halkı silahlandırarak oluşturulan ve "suç örgütü" haline gelen koruculuğun, yaygınlaştırılması ve savaşın önemli bir unsuru olarak gündeme getirilmesi kararı, Milli Güvenlik Kurulu'nda ele alınmıştı. Herkesin uymak zorunda olduğu, yasaların çelişemeyeceği ve "Gizli Anayasa" olarak nitelendirilen "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"ndeki değişimler, koruculuk sistemi ve onbinlerce korucu açısından belirleyici oldu.
1997'de Siyaset Belgesi'nin varlığını açıklayanlar, dönem dönem bu belgenin değiştirildiğini ve yenilendiğini de açıklamışlardı. Örneğin 1980'de yenilenen Siyaset Belgesi, 1992'de değiştirilmiş, yeni bir konsept belirlenmişti. Kontrgerilla teorisyenlerinin 1992 tarihini, Kürt illerinde sürdürülen savaşta kullanılan strateji ve taktikler açısından dönüm noktası olarak açıkça ilan ettikleri hatırlarda.
Topyekûn savaş konsepti
1992'de saptanan yeni konsepte göre, Siyaset Belgesi'ne baş tehlike olarak "bölücü terör" belirlenmiş ve "topyekûn savaş konsepti" denilen yeni bir süreç başlamıştı. Korucuların örgütlenmesi, itirafçıların aktif olarak devreye sokulması, özel harekât timlerinin kuruluşu, JİTEM hep verilen bu 1992 tarihi ile koşut bir gelişim izledi. 1991 ile 1992 arasında belli rakamlara göz atarsak, süreci kavramak daha da kolaylaşır. Örneğin, 1991'de 34 olan faili meçhul cinayet sayısı, 1992'de 350'ye yükseldi. 1998'e gelindiğinde ise bu sayı 15 bini geçiyordu. Boşaltılan köy sayısında da benzer bir yükseliş söz konusu. 1992'de Siyaset Belgesi'nin düzenlenmesinin ardından gelişmeler hızlı oldu. Yeni konsept 31 Temmuz 1992'de yapılan MGK toplantısında, "dış tehditin güney ülkeleri, iç tehdit ise yıkıcı ve bölücü örgüt ve odakların terörist faaliyetleri olduğu" değerlendirmesi yapılmıştı. Aynı toplantıda, "psikolojik savaşa ağırlık verme kararı" da Siyaset Belgesi'ndeki değişiklikle birlikte alınmıştı. 25 Eylül 1992 tarihli MGK toplantısında ise son rötuşlar yapıldı ve 30 Eylül'de Başbakanlık'ta üst düzey yetkililerin katıldığı bir istihbarat toplantısı düzenlendi. "Bölgesel ayaklanma tehdidi" tespiti yapılan bu toplantıda bölge halkı da tehlike olarak kabul edilerek, bu tespite bağlı olarak yapılacaklar saptandı.
Susurluk devrede!
Emniyet Genel Müdürlüğü'ne getirilen Mehmet Ağar ilk açıklamasında, "Oyunu kurallarına göre oynayacağız" dedi. Özel Harekat Timi'ni eğitmekle ise MİT'ten emekli Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın önemli ismi Yarbay Korkut Eken görevlendirildi. O da göreve geldikten bir hafta sonra, "Özel ordu çok yakında hazır olacak. PKK'yı Rambolar vuracak" dedi. Yeni Emniyet Müdürü Ağar, ilk MGK toplantısına, iki başlıklı bir rapor ile geldi: "PKK'ya karşı PKK'nın taktikleriyle mücadele etmek. Teröristlere destek olanlara da terörist muamelesi yapmak." 1993 Ekim'inde Lice'de, üç gün süren bombardıman yaşandı. Kürt işadamları başta olmak üzere çok sayıda kişi, PKK'ye destek oldukları iddiasıyla öldürüldü. Özgür Ülke gazetesi, 1994 yılında Çiller'in genelgesi ile havaya uçuruldu.
Koruculuğun altın yılları
Bir yandan da Kürt köylerine "korucu olun, ya da gidin" baskısı yapılarak, binlerce köylü, korucu olmak ile gitmek arasında bocalamaya itildi. Bir kısmı korucu oldu, devletin silahını taşımaya başladı; diğer kısmı ise (yaklaşık 3 milyon) göç etmek zorunda kaldı. Koruculuk da aynı dönemlerde büyük bir gelişme kaydetti, 1988 yılında 14 bin olan korucu sayısı 1995'de 62 bine, 1999'da da 75 bine ulaştı. Başlangıçta "köylerinin güvenliğini sağlama" görevi verilen korucular, yeni konsept ile birlikte, sınır içinde ve dışında birçok operasyonda yer aldılar, jandarma talimatı ile kent merkezlerinde cinayet işlediler ve bunu DGM'de itiraf ettiler, kişisel suçlarının yanı sıra, "Devlet adına da kurşun sıktılar".
www.evrensel.net