İşkenceci polisler tutuklanmadı

İşkenceci polisler tutuklanmadı

Manisa'da DHKP-C'ye yönelik operasyonda gözaltına alınan 14 gence işkence yapan ve yerel mahkemenin verdiği beraat kararı ikinci kez Yargıtay...

İşkenceci polisler tutuklanmadı
Manisa'da DHKP-C'ye yönelik operasyonda gözaltına alınan 14 gence işkence yapan ve yerel mahkemenin verdiği beraat kararı ikinci kez Yargıtay tarafından bozulan 10 polisin yargılanmasına yeniden başlandı.
Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmada, 10 sanıktan Başkomiser Halil Emir ile Polis Turgut Demirel hazır bulundu. Davada, sanık polisler ile mağdurlara, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bozma kararıyla ilgili görüşleri soruldu.
Tutuklama talebi
Mağdur avukatları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bozma kararına uyulmasını ve önlem olarak sanıklar hakkında tutuklama kararı verilmesini istedi. Sanık avukatları ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun vermiş olduğu karar sonrasında yargılanmanın durdurulmasını ve bu konuda görüşlerin alınmasının ardından yeniden yargılamaya başlanmasını talep etti.
Avukatlar ayrıca, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin iki kararı arasında çelişkiler bulunduğunu, bunun dikkate alınmasını isteyerek, yerel mahkemenin verdiği beraat kararının yerinde olduğunu savundular.
Bütün sanıklar işkence yaptı
Mahkeme heyeti daha sonra, sanıklardan Turgut Demirel ile Halil Emir'in bozmaya karşı görüşlerini sordu. Beraat kararının doğru olduğunu belirten sanık Turgut Demirel'in, "Ben haksız yere suçlandım ve 4 seneden beri yargılanıyorum. Mağdur olan Jale Kurt, burada hazır. Kendisine sorulsun, ona elimi dahi sürmedim" demesi üzerine Jale Kurt, "Sen sürmedin, ama Levent Özvez elini sürdü" diye bağırdı. Sanık Halil Emir ise hiçbir mağdura işkence yapmadığını ve kimseye talimat vermediğini belirterek, "Herkes elini vicdanına koysun, konuşsun. Ben kimseye işkence yapmadım" demesi üzerine mağdurlardan bazıları tepki gösterdi. Özgür Zeybek, 11 gün boyunca kendilerine işkence yapıldığını vurguladı. Jale Kurt, Başkomiser Halil Emir'in kendilerine işkence yapılması için talimat verdiğini belirterek, "Neredeyse bizim, şubeye bile girmediğimiz söylenecek. Oysa bütün sanıklar bize işkence yaptı" dedi.
Diğer polisler beklenecek
Sanıklar ile mağdurlar arasındaki tartışmaya müdahale eden mahkeme heyeti, müdahil vekillerin tutuklama konusundaki taleplerini reddederek, duruşmaya katılmayan sanıklar Fevzi Aydoğ, Engin Erdoğan, Turgut Özcan, Atilla Gürbüz ve Mehmet Emin Dal ile Ramazan Kolak, Levent Özvez, Musa Geçer'in talimatlarının alınması için, duruşmayı 17 Şubat 2000, saat 10.30'a erteledi.
Karanfile kavgayla yanıt
Duruşmanın ardından Manisa Adliyesi önünde mağdurlar ile sanık aileleri arasında tartışma yaşandı. Sanık Levent Özvez'in eşi Feride Özvez'e bir buket karanfil veren mağdur yakını Ayşe Zeybek, sanık polis yakınlarının tepkisine neden oldu. Eşlerinin kamu görevi yaptığını, ancak 4 yıldan beri dava nedeniyle kamuoyu önünde mağdur konuma getirildiğini iddia eden Feride Özvez, "Çocuklarınıza sahip çıksaydınız, bunların hiçbiri olmazdı. 4 yıldır şov yapıyorsunuz, şimdi biraz da biz yapacağız" dedi. Ayşe Zeybek, çocuklarının 11 gün boyunca yaşadığı işkencelerin ardından hâlâ toplum içerisinde rahatsız edildiklerini söyledi. Bunun üzerine Manisalı gençleri ve ailelerini düşman olarak görmediklerini ifade eden Feride Özvez ve diğer sanık aileleri, adliye önünden, "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganını atarak, bir süre toplu halde yürüdüler.
Karar bekleniyor
Manisalı gençlerin avukatı Sema Tektaş, yargılamanın çok uzun sürmeyeceğini, sanıkların ifadelerinin alınmasının ardından karar beklediklerini kaydetti. Manisalı gençler adına konuşan Jale Kurt ise, Manisa Emniyet Müdürlüğü'ndeki işkencenin ardından 4 yıldan bu yana İzmir DGM ve Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren davalar yüzünden daha büyük işkence yaşadıklarını söyledi. Kendilerine işkence yapan polislerle yüzleştiklerini hatırlatan Kurt, "Onlar bize işkence yapmadıklarını, hatta neredeyse bizi görmediklerini söylüyorlar. Ama ben onları 11 gün boyunca ayakkabıları, konuşmaları ve hareketlerinden çok iyi tanıyorum. Onlar bize her türlü işkenceyi yapmışlardır" diye konuştu.
Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Uluslararası Af Örgütü Temsilcisi Dietert Scheuer, Almanya'nın İzmir Başkonsolosu Manfred Unger, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Güldal Okuducu, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Musa Çam ile çok sayıda CHP Kadın Kolları üyesi hazır bulundu. Duruşma nedeniyle Manisa Adliyesi içinde ve çevresinde polis geniş önlem aldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Cem: Konfederasyon fikrini
     AB'ye taşıyacağız
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Kıbrıs davasını AB platformunda daha etkin savunacaklarını ve konfederasyon fikrini AB'ye taşıyacaklarını söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Clinton'ın "Kıbrıs'ta geri dönüş yoktur" sözlerine atfen, "O zaman KKTC'nin ayrı bir devlet ve toplum olduğu öncelikle kabul edilmelidir" dedi.
Cem'den KKTC'ye güven mesajı
Cem, tatil için bulunduğu KKTC'de, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Meclis Başkan Vekili Salih Coşar, Başbakan Derviş Eroğlu, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ertuğrul Apakan ve Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun katılımıyla bir toplantı yaptı. Dışişleri Bakanı Cem, toplantı sonunda, Denktaş ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, KKTC yetkilileriyle yıl sonunda genel bir değerlendirme yaptıklarını söyledi.
Cem, Türkiye'nin AB üyeliği ile, haklı Kıbrıs davasını AB platformlarında daha etkin şekilde dile getireceklerini, konfedarasyon fikrini ilk kez AB gündemine taşıyacaklarını bildirdi. KKTC'ye uygulanan ambargonun hiçbir mazeretinin olmayacağını belirten Cem, 2000 yılında, KKTC'ye uygulananan ambargonun kaldırılmasına yönelik girişimlerini kararlılıkla yürüteceklerini kaydetti. Cem, New York dolaylı görüşmelerinde Türk ekibinin başarılı olduğunu söyleyerek, AB'nin almış olduğu kararlarla, Rum tarafını masadan uzaklaşmaya teşvik ettiğini, dolaylı görüşmeler sürecinin başladığı bu dönemde Rum tarafının bir mazeret uydurarak görüşmelerden çekilmesi yönünde endişeleri olduğunu açıkladı.
Denktaş'tan AB ve Clinton'a mesaj
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta uzlaşmanın yolunun, gerçekleri görmek ve kabul etmek olduğunu söyledi. Denktaş, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, Kıbrıs Türkü'nün ve Türkiye'nin, Rumlara ve Yunanistan'a, Kıbrıs'ı kolonize etme imkânı vermediği için Kıbrıs'ın ikiye bölündüğünü kaydetti. Avupa Birliği'nin, Rum Kesimi'nin üyeliğiyle ilgili aldığı temel kararda, Kıbrıs'ı Rumların Kıbrıs'ı olarak gördüğünü, tek yanlı başvuruyu geçerli addettiğini belirten Denktaş, AB'nin Kıbrıs'ın bir bütün olarak üye olmasını istemesi halinde, Kıbrıs Türklerinin statüsünü ve egemenliğini kabul etmesi gerektiğini belirtti.
AB'nin Rumları meşru hükümet olarak addetmekle, Rumlara Kıbrıs Türklerini kolonize etmek ve azınlık durumuna indirme hak ve yetkisini verdiğini belirten Denktaş, Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides'e seslenerek, Kıbrıs'ta ortak cumhuriyeti kuran iki eşit taraf olduklarını, Rumların Türklere tahakküm edemeyeceğini ve garanti sisteminin devam edeceğinin esas olduğunu belirtti. ABD Başkanı Bill Clinton'ın "Kıbrıs'ta geri dönüş yoktur" sözlerine atıfta bulunan Denktaş, "İleri gidiş isteniyorsa, olduğumuz yerden başlamalıyız. Olduğumuz yerin teşhisi, olduğumuz yerin kabulü ileriye gidebilmek için esastır. Olduğumuz yerde tek bir Kıbrıs hükümeti, tek bir Kıbrıs milleti de yoktur. İki demokrasi, iki halk, iki devlet olgusu ileri gitmek için başlangıç noktasıdır. Biz buna hazırız. İki devlet arasında köprüler kurmaya hazırız. Yeri geldiğinde, BM ve AB'de, Kıbrıs'ı tek bir konfederal devlet olarak göstermeye hazırız. Bizim yolumuz birleştirici bir yoldur. Rumların yolu ise, Kıbrıs'a sahip çıkma, Kıbrıs'ı bölme yoludur" dedi. Dışişleri Bakanı Cem, ortak basın toplantısından sonra KKTC'den ayrıldı.
www.evrensel.net