'Sivil toplumculuk'

   toplumu apolitikleştiriyor

'Sivil toplumculuk' toplumu apolitikleştiriyor
Özgür Üniversite Öğretim Üyesi Fikret Başkaya, emperyalist ülkelerde oynanan temsili demokrasilerin, emekçi sınıflar açısından gerçek bir demokrasi olmadığına vurgu yaparak, "sivil toplum örgütleri"nin küreselleşmeyi meşrulaştırmak ve toplumu apolitikleştirmek amacıyla kullanıldığını söyledi.
Düşünce ve Eylem dergisinin önceki gün Ankara'da düzenlediği "Hangi Cumhuriyet" başlıklı panele katılan Başkaya, emperyalist ülkelerdeki temsili demokrasilerin demokrasi sayılamayacağına vurgu yaparak, bu ülkelerde, emekçilerin ekonomik alan yönetiminden tamamen uzaklaştırıldığını ve yoksulluk içinde yaşadıklarını söyledi. Başkaya, '70'lerin başında yoksul ülkelerden emperyalist ülkelere yapılan karşılıksız transferler 441 milyar dolar iken bu rakamın 1992-1994 arasında 1364 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, Avrupa Birliği ile demokrasi geleceğini savunanların da ciddi bir yanılsama içinde olduklarını ifade etti.
İnsanların kafasının demokrasi konusunda karıştırıldığını dile getiren Başkaya, demokrasi ile cumhuriyet arasında bir özdeşlik olmadığını vurguladı. Başkaya, "Emekçi halk, kendi kaderini belirleyemiyorsa, refah düzeyini iyileştiremiyorsa demokrasiden nasıl söz edilebilir?" diyerek, toplumu atomize etmek için kullanılan "sivil toplum örgütleri"nin sendikal örgütlülüklere saldırılar sürerken yükseltildiğine dikkat çekti. Başkaya, özel mülkeyeti hedef almayan hiçbir mücadelenin eşitlikçi olamayacağına işaret ederek, "demokratik cumhuriyet" diye ifade edilen şeyin de hiçbir temelinin olmadığını kaydetti.
Panelin diğer konuşmacısı Sol Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kemal Okuyan ise "sivil toplum örgütleri" kapsamına siyasi partilerin dahi katıldığına işaret ederek, devlet-sivil toplum karşıtlığının temel karşıtlık olmadığını ve emek-sermaye çelişkisinin baz alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye'de dönüşümlerin devlet tarafından yönetildiğini hatırlatan Okuyan, İkinci Cumhuriyetçilerin devlet desteği alamadığı için başarısız olduğunu belirtti. Okuyan, 28 Şubat sonrasında demokratikleşme adına sürdürülen propagandanın askerlere emanet edildiğini ve şu anda askerlerin de "demokratik cumhuriyet" dediğini dile getirerek, Ecevit'ten sonra "demokratik cumhuriyet"in öznesinin CHP'nin olacağını, Kürtleri de buna eklemleyeceklerini öne sürdü. Ölüm cezasının kalkıp kalkmamasının demokrasinin temel sorunu haline getirildiğini ve böylece halkın oyalandığını kaydeden Okuyan, emekçi halkın örgütsüzleştirildiğini ve büyük bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.
www.evrensel.net