Bu deprem politikaları can alır!

Bu deprem politikaları can alır!

Bugün 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 12. yıldönümü. 17 Ağustos 1999’da resmi rakamlara göre 17 bin, resmi olmayan rakamlara göre ise 50 bin kişi öldü, 400 bine yakın konut ve işyeri zarar gördü.O günden bugüne yaplan uyarılara rağmen Türkiye’deki binaların yüzde 67’si kaçak ve ruhs

O günden bugüne yaplan uyarılara rağmen Türkiye’deki binaların yüzde 67’si kaçak ve ruhsatsız. Olası bir depremde yaşanacaklar tahminen şöyle: 50 bin 60 bin arası hasarlı bina ve 90 bin civarı ölü. Rakamlar dehşet verici.Uzmanlara göre, deprem bölgesi olan Türkiye, AKP’nin 9 yıllık rant politikaları ile “afet bölgesi”ne dönmüş durumda. AKP’nin “Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı”nda “Çok sayıda binanın detaylı mühendislik hesapları ile deprem güvenliğini belirlemek hem insan kaynağı hem de finansal açıdan mümkün değildir” denilerek, vatandaş kaderine terk ediliyor.

YAPILARIN YÜZDE 67’Sİ KAÇAK

Türkiye’de 81 ilin 55’i birinci derecede deprem bölgesinde. 2001 yılında çıkan Yapı Denetim Yasası ancak 2011 yılında tüm illeri kapsar hale getirildi. Bu süreçte AKP hükümeti Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumları devre dışı bıraktı. Bugün Türkiye’de 18 milyonu aşan yapı stokunun yüzde 67’si ruhsatsız ve kaçak. Bu yapıların yüzde 40’ı oturulamaz durumda, depreme karşı güçlendirilmeyi bekliyor.

AKP’NİN STRATEJİSİ DEPREM ‘PİYASASI’ YARATIR

AKP hükümetinin hazırladığı “Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı Taslağı”nda ise yapı denetimi “kamu-özel sektör işbirliği” adı altında özel sektöre terk ediliyor. Taslaktaki “Stratejik Yönetim Projesi Süreç Raporu”nda şu ifadeler yer alıyor: “Çok sayıda binanın detaylı mühendislik hesapları ile deprem güvenliğini belirlemek hem insan kaynağı hem de finansal açıdan mümkün değildir”.

Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ali Ekber Çakar, bu ifadelerin bilimsel teknik gereklilikler açısından kabul edilemez olduğunu kaydetti. Çakar, planda mühendisliğin kamusal hizmetten tasfiyesinin öngörüldüğünü belirterek, “ ‘İnsan kaynağı’ gerekçesindeki mühendislik faktörünün işsiz mühendisler gerçeğinin atlanarak değerlendirilmesi ve detaylı mühendislik hesapları gereklerinin bir ‘maliyet’ ve ‘finansal’ sorun olarak görülmesi, toplumun can ve mal güvenliğinin nasıl geriye atıldığını göstermektedir” dedi. Çakar, bu şekilde mühendisliğin piyasacı bir zihniyetle maliyete feda edildiğini dile getirdi.

Taslakta önemli yanlışlar ve eksikler olduğuna dikkat çeken Çakar şunlara vurgu yaptı: “Örneğin neo liberal serbestleştirme politikalarında önemli bir yer tutan ‘Kamu-Özel Sektör işbirliği’ yöntemi ile deprem gibi komplike ve tamamen kamusal düzeydeki bir sorumluluk alanının özel sektöre terk edilmesinin, kamu idari yapısının neo liberal bir doğrultuda dönüştürülmesi ve kamusal hizmetlerin serbestleştirilip, özelleştirilmesi arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır” dedi. Çakar böylelikle piyasacı bir zihniyet ile yapıların özelleştirildiğine, denetimin de ortadan kalktığına dikkat çekti. (Ankara/EVRENSEL)


YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR

MMO’nun deprem sorununa kalıcı önlemler için önerileri ise şöyle:
*Kamu ve toplum yararını temel alan “Ulusal Deprem Stratejisi” oluşturulmalı,
*İmar, yapı, dönüşüm alanları, yapı denetim ve afet yasaları TMMOB ve bağlı odalar, üniversitelerin katılımı ile düzenlenmeli,
*Ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık ve ahlaki niteliklere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli benimsenmeli,
*Mevcut yasa iptal edilerek yeni bir yasa çıkarılmalı; 3194 sayılı İmar Yasası ve bağlı ikincil mevzuat, söz konusu model esas alınarak yeniden düzenlenmeli,
*Bütün kamu yapıları yasa kapsamına alınmalı; TOKİ, KİPTAŞ vb. kuruluşların inşaatlarının denetimi yeni yapı denetim sistemine dahil edilmeli,
*I. ve II. sınıf gayri sıhhi müesseseler kapsamındaki endüstriyel tesislerin birbirlerine güvenlik–yaklaşma mesafeleri konusunda gerekli çalışmalar yapılarak standart ve koşullar imar mevzuatına aktarılmalı; bu mesafeler içindeki alanlar Bakanlar Kurulu Kararı ile “afet bölgesi”, “yapı yasaklı alan” ilan edilmeli,
*Okullar, hastaneler başta olmak üzere kamu yapılarının depreme karşı güvenli olup olmadıklarının konunun uzmanı mühendisler tarafından tespitine yönelik çalışmalarda TMMOB ve üniversiteler de yer almalıdır.


ŞEHİRLER EN ETKİLİ KİTLE İMHA ARAÇLARI

TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, ABD’li bir gazetecinin “Türk şehirleri en etkili kitle imha araçlarından” sözüne dikkat çekti ve olası bir depremde zarar görecek toplum kesimlerinin dikkatini çekmek amacıyla “Fay hatları, pay hattına dönüşüyor” uyarısı yaptı. Uyar Türkiye’de deprem konusunda son 12 yılda tercih edilen politikalar ve sergilenen yaklaşımın, yoksul kesimi kaderlerine terk ederken, “parası olan korunur” ilkesinin yerleşmesine neden olduğunu söyledi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, yaptığı yazılı açıklamada, can güvenliğinin bir kamu görevi olduğunun göz ardı edilerek bu alanda “talep varsa güvenlik önlemi alınır” düşüncesini savunan bir yaklaşımın benimsendiği vurguladı. Uyar, “Bu yaklaşım, toplumu dışlamakta, güvenlik konusunun özellikle katılımlı süreçlerle sağlanacağı ilkesini tanımamakta, toplumu yalnızca müşteri olarak görmektedir” dedi. Uyar, “kentsel dönüşüm projeleri”nin deprem korkusu da kullanılarak topluma dayatıldığını ancak aslen kentsel toprak rantlarının yandaş kesimlere aktarılmasının aracı olarak kullanıldığını aktardı.

ABD’li gazeteci Claire Berlinski’nin “Türkiye kentleri taşımakta olduğu risklerle, günümüzün en etkili kitle imha araçları arasında sayılacak duruma gelmektedir” sözünü de destekleyen Uyar, “Dünyanın önde gelen risk havuzlarına sahip kentleri nedeniyle Türkiye’nin risk azaltma yaklaşımına büyük gereksinmesi bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net