AKP

AKP'ye aklıselim çağrısı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin iftar yemeğinde “Bıçak kemiğe dayandı” diyerek Ramazan sonrasına Kürt siyasetine yönelik bir şiddet randevusu vermesine akademisyenler tepki gösterdi. Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, “Ne yapacaksın? Kürtleri yok mu edeceksin? Bu dil faşizan bir dildir” derken, Prof. Dr. Kadir Cangızba

Başbakan’ın tutumunu, “Tabii ki tehlikeli bir durumu işaret ediyor” sözleriyle değerlendiren Prof. Dr. İrfan Açıkgöz, “Bu tür konuşmalar ne operasyonları ne ölümleri durdurmuyor; aksine çatışmaların şiddetlendiğine dair haberler var” şeklinde konuştu. “Nasıl intikam alırım sorusundan ziyade, ölümleri durdurmak insanları yaşatmak için ne yapabiliriz?” sorusunun sorulması gerektiğini ve bu soruyu soracak esas kişinin de Başbakan Erdoğan olduğunu ifade eden Açıkgöz, “İnsanları yaşatmak, ölümleri durdurmak, tehditle demokratik zeminde mücadele eden insanları bir yerlere yakın olmakla suçlamakla olmuyor. Bu insanların çoğu Türkiye ve Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanması için çalışıyorlar. Barış çalışması yapan insanları tehdit etmek doğru değildir” dedi. Barış çalışması yapan kesimlerin tehdit edilmesinin savaş isteyen kesimlerin işine yaradığının altını çizen Açıkgöz, başbakan Erdoğan’ın sözlerinin de sorumluluktan kaçış anlamına geldiğini belirterek, “Bu konuşmalar ölümleri durdurma sorumluluğunu üzerinden atmak anlamına geliyor. Biz bölgede yaşayan ve olaylara bire bir tanık olan bilim insanları olarak hem psikolojik olarak kendi sağlığımızı hem de köylerde kırsal kesimlerde hayatını kaybeden insanların acısını yaşıyoruz. Şiddeti savunanlara ‘Nereye kadar’ diye sormamız lazım. Bunun için barışçıl bir dile ihtiyacımız var. Bu böyle tehditle olmaz. Hükümete çevreleri ve onlara akıl verenlere şunu söylemek istiyorum. Sorumluluk alın! Kan ve göz yaşı ve ölümlerin durması için üzerinize düşeni yapın. Bu bir anlamda hükümetin sorumluluğunda olan bir şey. Somali’ye gezi yapılması güzel bir durum elbette bu duyarlılık kuşkusuz önemlidir. Başbakan ailesiyle birlikte gidiyor oralara. Bence benzer bir gezinin de bu bölgeye yapılması gerekiyor ve bu bölgeyi anlamaya yönelik bir gezi olmalıdır” diye konuştu.

CANGIZBAY: YENİ ANAYASA DA PALAVRA

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Cangızbay, AKP hükümetin en başından beri “açılım etrafındaki birkaç atraksiyonla” Kürtleri kandırmaya çalıştığına işaret ederek, “Ama bu atraksiyonla Kürtleri suçlamak için ellerine bir koz da almış oldular. Biz bunlara açılımla yaklaştık ama bunlar adam olmuyorlar’ demeye getiriyorlar ve Sri Lanka türü silahla dehşetle çözmek için gerekçe yaratmış oldular” diye konuştu. Devletin Kürt sivil siyasetini öncelikle yüzde 10 seçim barajı, birleşik oy pusulasındaki hileler, bağımsız aday har(a)cını artırarak sivil siyasetin önünü kesmeye çalıştıklarını ifade eden Cangızbay, her şeye rağmen Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun başarılı olmasının devleti Kürt hareketini marjinalize etmek için yeni arayışlara ittiğini ve bu işe de 5 milletvekili içeride tutarak, Hatip Dicle’ni vekilliğinin düşürülerek başlandığına işaret etti. Kürt milletvekillerinin yemin etmesi halinde AKP’nin bu kararı “Kürt vekilleri seçmen gözünde küçük düşürme” vesilesi yapacağı uyarısında bulunan Cangızbay, AKP’nin Kürt siyasetine, “siyaseti ancak benim şemsiyem altında yapabilirsiniz yoksa size hayat hakkı tanımam” dayatmasında bulunduğunu dile getirdi. Bir yandan da AKP’nin radikalizmi arttırarak, “Sri Lanka” modelini devreye sokmaya çalıştığı konusunda uyarılarda bulunan Cangızbay, öncelikli adımın da “Demokratik güçleri içeri tıkamak” olacağını söyledi. Cangızbay, yeni anayasanın da bir “plavra ve oyun olduğunu” savunarak, “Adım atmak istiyorlarsa öncelikle yüzde 10 barajını düşürsünler, TMK’yı kaldırsınlar” dedi.

Cangızbay, şöyle devam etti: “AKP Kürt hareketini hedef alarak ona yönelik sivil siyasetin desteğini azaltmak istiyor. Ama ona bu aklı veren ne yazık ki bazı Kürt kökenli akademisyendir. İki yıl önce ona bu aklı Dicle Üniversitesi’nin akademisyenleri verdiler dediler ki sivil Kürt siyasetçileri içeri al. AKP onların söylediğini yaptı. Bu yüz kızartıcıdır.”

KATIRCIOĞLU: BU DİL FAŞİZMDİR

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu da, Erdoğan’ın açıklamalarından duyduğu kaygıyı dile getirdi. “Başbakanın dili, ifade ettiği duyguları çok vahim” diyen Katırcıoğlu, “Türkiye’nin yüzde 50 oyunu almış bir başbakanın Türkiye’ye barış getirmesi, gereken bir başbakanın Kürt sorunu diyen bir başbakanın bu sorunla ilgili böyle bir ruh haline gelmiş olması çok üzücü. Hayal kırıklığına uğratıcı ve kabul edilemezdir” dedi. “Mesele çözümüne bu kadar yaklaşmışken, bu noktaya evrilmesi karamsarlığa itiyor” sözleriyle dile getiren Katırcıoğlu, Başbakan’ın söylemlerinden “savaşa doğru gidildiğinin görüldüğünü” söyledi. Katırcıoğlu, “Başbakan buraya, bu noktaya böyle birden bire gelmedi. Bir süreden beri benzer ruh halini ifade eden laflar ediyordu. Kürt sorunu yoktur Kürt vatandaşların sorunu var dedi. Bugün söyledikleri o çizginin en uç noktasıdır. Faşist bir dile yaklaşıyor dili” dedi. BDP ve Blok milletvekillerinin daha aktif daha yapıcı daha oyunu bozucu bir siyaset izlemeleri gerektiğine işaret eden Katırcıoğlu, Kürt siyasetinin siyaset dışına itilmiş olmasından duyduğu rahatsızlığı, “Hatip Dicle’nin meselesi çözülebilirdi. Ama tutumlarını AKP’nin yaklaşımına bağımlı hale getirmemeliler. BDP’li arkadaşlar ve blok milletvekilleri siyasetten kendilerini uzaklaştırmamaları gerekiyor. Daha yapıcı ama daha radikal daha talepler, ama daha uzlaştırıcı bir Kürt siyaseti ihtiyacındayız. Kürt taleplerinin Türkler tarafından da daha iyi anlaşılması için çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kürt siyasetinin daha radikal ama daha uzlaşıcı bir siyaset izlemesi gerekir” dedi.

AKLISELİM ÇAĞRISI

Katırcıoğlu, Erdoğan’ın son söylemlerine yönelik tepkisi şu sözlerle sürdürdü: “Aklı selim ağır basmazsa her tarafta, bu AKP ve Blok BDP içinde geçerli, bir uzlaştırıcı dil ortaya konulmazsa çok karamsarım. Her olay müthiş bir gerginliğe işaret ediyor. Erdoğan’ın dün ki açıklaması yenilir yutulur değil. Ramazandan sonra… ne yapacaksın bu kadar Kürdü yok mu edeceksin, Esad gibi bir şey mi yapacaksın? Erdoğan duygusal bir insan ama ona böyle bir dili yakıştıramıyorum. Kürtlerin hata yapma hakkı var ama devletin Türklerin hatta yapma hakkı yok. Onlar bu problemi çözmek zorundalar. Ama Kürtlerin barışa daha katkı sunan bir çizgide olmasını tercih ederim. BDP’nin AKP alternatifi bir siyaset yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.” (Ankara/DİHA)


www.evrensel.net