Öğrenci otoriteye bağımlı

Öğrenci otoriteye bağımlı

Eğitim-Sen'in girişimiyle Doç. Müfit Gömleksiz ve Doç. Adnan Gümüş tarafından Adana'daki lise ve üniversite öğrencileri arasında yapılan "Din, Milliyetçilik ve Otoriteryenizm" başlıklı araştırmanın sonuçları, öğrencilerin 'otoriteye bağımlı oldukları' sonucunu verdi.

Öğrenci otoriteye bağımlı
Eğitim-Sen'in Adana'da yaptığı "Din, Milliyetçilik ve Otoriteryenizm" adlı araştırma, lise öğrencilerinin yaklaşık üçte birinin şeriatı benimsediğini, üçte birinin kararsız olduğunu ve önemli bir kısmının da kökten milliyetçiliği onayladığını gösterirken, eğitim sisteminin öğrencilere, ortak demokratik değerleri vermediğini gösterdi.
Eğitim-Sen adına Çukurova Üniversitesi öğretim görevlilerinden Doç. Müfit Gömleksiz ve Doç. Adnan Gümüş tarafından Adana'daki lise ve üniversite öğrencileri arasında yapılan "Din, Milliyetçilik ve Otoriteryenizm" başlıklı araştırmanın sonuçları dün açıklandı.
Araştırmada, otoriteryenizm, toplumsallaşma süreçleriyle birlikte antidemokratik propaganda altında biçimlenen, toplumsal kalıplara yüksek düzeyde yatkınlığı ve itaati, buna bağlı olarak da saldırgan tutum ve davranışları ifade ederken, otoriteryen kişilik ise aşırı uyumcu, katı, otoriteye itaatkar, kendinden olmayana karşı aşırı önyargılı, aşağı değerlendirilene karşı üstünlük taslayan kişilik tipi olarak tanımlanıyor.
Otoriteryenizmin boyutları ile bu eğilimin hangi sosyo-kültürel-ekonomik-politik koşullardan yükseldiğini inceleyen araştırma, Adana'daki tüm liseleri kapsayacak şekilde 1011, üniversitede ise tıp fakültesi hariç tüm fakültelerden 621 öğrenci üzerinde yapılmış.
Araştırmaya göre, anadolu, devlet ve özel liselerde okuyan öğrencilerde otoriter eğilimler düşükken, meslek liseleri ve imam hatip liselerinde okuyan öğrencilerde bu eğilim güçleniyor. Okul türleri arasında görülen bu farklılık, genel olarak eğitim sisteminde ortak demokratik değerlerin verilmediğini gösteriyor.
Kadınlarda otoriter eğilim
Araştırma sonuçları kadınların erkeklere göre daha güvensiz ve karmaşa içinde oldukları, toplumsal sürekliliğin sağlanması açısından cunta eğilimlerinin güçlü olduğunu ortaya koyarken, erkeklerin dinsel eğilimlerinin kadınlara göre daha yüksek olduğunu ve buna bağlı olarak da Ermeni ve Yahudi ayrımcılığının yanı sıra savaş eğiliminde olduklarını vurguluyor.
Araştırmada, kadınların dinsel eğilimlerinin erkeklere göre daha düşük olduğu ispatlanırken, bunun İslam dininin güçlü bir cinsel farklılaşma içermesi ve okuyan kadınların giderek buna karşı tutum sergilemesinden kaynaklandığına işaret ediliyor.
Anne ve babanın eğitim düzeyi yükseldikçe, lise öğrencilerinin otoriter tutumlarında düşme eğilimi gözlenen araştırmada, anne-babası üniversite mezunu olan üniversite öğrencilerinin ise daha otoriter olduğu sonucuna ulaşılıyor. Üniversite öğrencilerinde saptanan bu ilginç sonucun nedeni ise, eğitim düzeyi yükseldikçe gerek çocuğun aileden, gerekse davranışların sosyo-kültürel kökenden daha bağımsızlaşması ve ailenin yerini okulun ve diğer kurumların alması olarak gösteriliyor.
Aile içi dinselliğin yükselmesinin öğrencilerin dinselliklerinde de artışa neden olduğunun ve şeriat eğiliminin güçlendiğinin ifade edildiği araştırmada, şeriat eğilimlerinin dinsellik ve ayrımcılıkla, milliyetçiliğin otoriteryenizmle daha yüksek ilişki içinde olduğu ortaya konuluyor. Komünizm yönünde eğilim gösteren öğrencilerin ise milliyetçilik, dinsellik ve otoriteye karşı oldukları görülüyor.
Anadili Türkçe olanlar
Araştırma, anadili Türkçe olanlardan Arapça ve Kürtçe olanlara doğru gidildikçe, otoriteye bağlılık, dinsellik ve milliyetçilikdt bir azalma görüldüğünü dile getirirken, babasının anadili Arapça olanların cunta eğilimindeki artışlar ise din etkisine bağlanıyor. Mezhepler arasında da bir karşılaştırma yapan araştırma, Sünni öğrencilerde Alevilere göre daha yüksek dinsel eğilimler gözlerken, Türkiye'nin dönemsel koşullarından kaynaklı olarak Alevi öğrencilerin cunta eğiliminin daha yüksek olduğunu göz önüne seriyor.
Araştırma, farklı bölgelerden gelen üniversite öğrencileri arasında da eğilimlerde farklılıklar oluştuğunu ortaya koyuyor. Bölgelerin gelişmişlik düzeyi arttıkça cunta eğiliminin arttığını kaydeden araştırma, aile konumları iyileşen tüm gruplarda, askeri darbeler yönündeki eğilimin artış gösterdiğine dikkat çekiyor.
www.evrensel.net