'Küreselleşen' dünyanın yoksul çocukları

BM Çocuk Fonu UNICEF'in önceki gün açıkladığı rapor, 200'li yılların eşiğinde, sefalet içinde yaşayan çocukların sayısının on yıl öncesine göre çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Büyük sağlık sorunları ve AIDS gibi tehlikeler; çocukların hayatını tehdit ediyor.

'Küreselleşen' dünyanın yoksul çocukları
UNICEF'in yüzyılın sonu nedeniyle önceki gün yayınladığı raporda, 600 milyon çocuğun günde bir doların altında bir harcamayla yaşadığı belirtiliyor. Bu konumdaki çocukların sayısı, yalnızca 1990 yılından beri 50 milyonluk bir artış göstermiş. Küresel döviz piyasalarında ise bir günde dönen para ortalama 1.5 trilyon dolar. Bu paradoksa ve dünya üzerindeki zengin ve fakir arasındaki uçurumun büyümesine dikkat çekilen raporda, 1960 yılında dünyanın en zengin beşte birlik nüfusunun en fakir nüfusa oranla 30'a 1'lik bir servet farkı bulunurken, bugün bunun 74'e 1 olduğu belirtildi.
'90'lı yıllarda, savaş nedeniyle iki milyonun üzerinde çocuk ölürken, altı milyon çocuk ise ciddi şekilde yaralandı ve binlercesi de mülteci konumuna düştü. Raporda, dünyanın en fakir ülkelerindeki ölüm oranının artış göstermesi ve çocukların okur yazarlık oranının yükseltilmesi, hastalıklara karşı bağışıklık kazandırılması gibi konulardaki programların da "yerel politikalar" tarafından bozulduğu belirtildi.
Yazgısı finans pazarlarında belirlenen kuşaklar
Güneydoğu Asya ülkelerinde 1997 ortalarında başlayan ekonomik krizin "hafiflediği" belirtilen raporda, bölgedeki insani trajedinin sürdüğü belirtildi. UNICEF raporu, krizin tüm yükünün işçi ve emekçi sınıfların sırtına yıkıldığını da gösterdi. Rapora göre, Güney Kore ve Tayland'da nüfusun yüzde 12'si yoksulluk sınırının altına düştü. Güney Kore'de liseyi terk oranı yüzde 36'ya tırmanırken, Tayland'da 130 bin kişi okulu terk etti. Endonezya'da 1998 yılı içinde, ailelerin okul masraflarını karşılayamaması nedeniyle, özellikle başkent Cakarta'nın yoksul bölgelerindeki kızların yüzde 20'si ve erkeklerin de yüzde 14'ü ortaokul eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Nijerya'da çocukların yüzde 28'i beş yaşın altında ölürken, bu rakam Kongo'da yüzde 20, Ruanda, Senegal, Sudan, Pakistan, Hindistan ve Fildişi Sahilleri'nde yüzde 20 olarak gerçekleşti. İshal, kızamık ve solunum yolları enfeksiyonları gibi önlenebilir hastalıklardan dolayı ölen çocuk sayısı yılda 12 milyon olurken, çoğunluğu kız 130 milyon çocuğun eğitim olanağına sahip olamadığı vurgulandı. Benzer şekilde, eski Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa'da yaşanan ekonomik bunalım, son on yıl içinde, nüfusun yüzde 30'unun yoksulluk sınırın altına düşmesine neden oldu. Raporda ekonomik gelişmenin "olumlu" gittiği ülkelerde bile, yoksulluğun sürekli arttığı da belirtildi.
İki milyon çocuk savaşta öldü
'90'lı yıllarda, savaş nedeniyle iki milyonun üzerinde çocuk ölürken, altı milyon kadarı ciddi şekilde yaralandı ve binlercesi de mülteci konumuna düştü. Raporda, dünyanın en fakir ülkelerindeki ölüm oranının artış halinde olduğu ve çocukların okur yazarlık oranının yükseltilmesi, hastalıklara karşı bağışıklık kazandırılması gibi konulardaki programların da yerel politikalar tarafından bozulduğu belirtiliyor.
İyi doğru giden birkaç ülke
Bununla beraber, yapılan araştırmalar; Kosta Rika, Küba, Sri Lanka ve Vietnam gibi ülkelerde, IMF gibi uluslararası finans kurumlarına karşı nispeten istikrarlı bir karşı koyuş gösterilmesinin, sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesinde, daha iyi sağlık koşulları ve daha yüksek okur yazarlık oranlarına ulaşılmasında etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Raporda, "derinleşen yoksulluk, ortalama milli gelir istatistikleriyle maskelenmeye çalışılıyor" dendi. Örneğin, New York'ta sefalet içindeki çocuk oranı 1990'dan '96'ya kadar yüzde 44'ten yüzde 52'ye çıkarken, aynı süre içinde evsiz çocukların sayısı da yüzde 21'lik bir artış gösterdi.
Çalışmada yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların sayısının globalleşme kadar hızlı büyüdüğü belirtilerek şunlar söylendi. "20. yüzyılın en güçlü ekonomik fenomenlerinden biri, doğası gereği asimetrik bir yolda ilerliyor. Küreselleşme, pazarları ulusal sınırlar ötesine taşıyor ve küçük bir kesimin gelirini artırırken geride kalanların her türlü şansını ya da küresel kültürden yararlanma olanaklarını ellerinden alarak hayatlarını karartıyor."
www.evrensel.net