Erdal Eren planlı öldürüldü

Erdal Eren planlı öldürüldü

Bundan tam 19 yıl önce, 17 yaşındayken öldürülen Erdal Eren'in avukatı Nihat Toktay, Erdal'ın, "yükselen gençlik hareketinden intikam almak" kastıyla idam edildiğini söyledi.

Erdal Eren planlı öldürüldü
Barış Kaygısız
Erdal Eren'in idam sehpasında katledilmesinin üzerinden 19 yıl geçti. Olay, hukuk çevrelerinde, "Türkiye hukuk tarihinin kara lekelerinden biri" olarak değerlendirilirken, Erdal Eren'in avukatı Nihat Toktay, Erdal'ın "dönemin yükselen gençlik hareketinden intikam almak" kastıyla idam edildiğini bildirdi. İdamın ceza değil, siyasal iktidarın "intikam" almasının bir biçimi olduğunu vurgulayan Toktay, "İdam özünde insanlık suçudur. TCK'nın 450/1'inci maddesi 'planlayarak adam öldürme'yle ilgilidir. Ama hiçbir 'taammüden adam öldürme', Erdal Eren olayında görüldüğü gibi, devlet kadar planlı yapılamaz" dedi.
Yargılamanın adil olmayan şartlarda gerçekleştiğini, yeni bilgi ve tanıklara ulaşılması durumunda "iade-i muhakeme"nin yollarını arayarak, süreci yeniden başlatabileceklerini söyleyen Toktay, davanın dönemin özgün koşulları gereği, darbe şartlarında daha ileri götürülemediğini dile getirdi. İdama, dünya çapında başlatılan, "İdamı Engelleyelim-Erdal Eren İdam Edilemez Kampanyası"yla karşı durulmaya çalışıldığını ifade eden Toktay, bu çabanın da 12 Eylül darbesiyle birlikte sona erdiğini söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne 1987 yılından önce bireysel başvuruların kabul edilmediğini ve davanın da 6 aylık başvuru süresini doğal olarak aştığını kaydeden Toktay, "Ben AİHM'nin bizim davamıza kapalı olduğu kanaatindeyim. Ama şu olabilir, yeni delliller ortaya çıkartılabilir ve 'iade-i muhakeme' başlatılabilirse, ondan sonra AİHM'ye gidilebilir" dedi.
'Son Celse'de gelen 'adalet'
Toktay, 1994 yılında, Erdal'ın er Zekeriya Önge'ye, iddia edildiği gibi arkasından değil karşısından ateş ettiğine ilişkin iki tanığın ortaya çıktığını da sözlerine ekledi. Toktay, olayın geçtiği Hoşdere Caddesi'ndeki Reşat Nuri Güntekin Sokak 24 numarada oturan Ruhat Canveren ve 4 numarada kuaförlük yapan Haydar Arzuman'ın gördüklerini ATV'de yayınlanmak üzere hazırlanan "Son Celse" isimli bir programın "Erdal Eren Dosyası" bölümü için anlattıklarını söyledi.
Toktay, kararı bir kez esastan, bir kez de usulden bozan Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesi Üyesi ve emekli hakim Ahmet Turan'ın programa katılarak, idam kararının adli hata olduğunu itiraf ettiğini ve "Dosyada Erdal Eren'in eri öldürdüğüne dair yeterli delil yoktu. Benim vicdani kanaatim bu delillerle idam kararı verilemeyeceğiydi. Ve arkadaşlarımı bu yönde ikna ederek kararı bozduk. Ancak başsavcılık itiraz etti, ikinci kez bozduk, en sonunda daireler kurulu idam kararını onadı. Yani sorumluluk onlara aittir" dediğini bildirdi.
Toktay, Adli Tıp Uzmanı Prof. Taliha Ayhan'ın ise programda, er Zekeriya Önge'ye yapılan otopsi ile balistik raporlarının bilimsellikten uzak olduğunu ve otopsinin stajyere yaptırılmasının yanlışlığını dile getirdiğini, emekli askeri savcı Faik Tarımcıoğlu'nun da "kararın doğru olmadığını" açıkladığını söyledi.
'Erdal Eren Dosyası' engellendi
5 bölümünün çekimleri tamamlanan "Son Celse" isimli programın, "Erdal Eren Dosyası" başlıklı ikinci bölümünün yayınlanacağı akşam yayından kaldırıldığını ve programa son verildiğini sözlerine ekleyen Toktay, "Programda iddia ve savunma makamları ile jüri oluşturulmuştu. Deliller sunuluyor ve karar veriliyordu. Jüri oybirliğiyle idam kararının hukuka uygun olmadığını saptadı. Bu nedenle MGK tarafından yasaklandı diye düşünüyorum. Jüri üyelerini tanımıyoruz. Mülkiyeliler Birliği Vakfi'ndan örneklemeyle seçilen 13-14 kişi hangi programa çıkacaklarını bilmeden jüriyi oluşturmuştu. Orada dinledikleriyle karar veriyorlardı" dedi. Toktay, programın yayınına, dosyanın yeniden açılabileceğinden korkularak son verildiğini kaydetti.
'Savunma hakkımız engellendi'
Erdal Eren davasının tüm safhalarında engellemelerle karşılaştıklarını ifade eden Toktay, bunları belirli başlıklarıyla şöyle özetledi: "Olay yerinde keşif olmadı, Erdal'ın yaşının kemik incelemesiyle belirlenmesi talebimiz yerine getirilmedi, olay yerinde yakalanan ve olay hakkında bilgisi olan 24 kişi tanık olarak dinlenmedi, askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp'a gönderilmesi reddedildi, kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi."
Toktay, adil bir yargılamanın gerçekleşmesi durumunda, Erdal'ın alacağı cezanın "ölümle biten kavgaya karışmak" olacağını, bunun karşılığının da 6 aylık hapis cezası olduğunu kaydetti.
Toktay, Erdal'ın yargılamasının Deniz Gezmiş'lerin davasında olduğu gibi "siyasi konjonktüre bağlı" gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu.
Savunma hakkına yönelik saldırının bununla sınırlı olmadığını sözlerine ekleyen Toktay, savunmaları nedeniyle Erdal ile kendine "mahkemeye hakaretten" dava açıldığını, Erdal'ın hayatta olmaması nedeniyle yargılanamadığını, kendisinin ise 1982 yılında Kızılcahamam Cezaevi'nde 4 ay tutuklu kaldığını anlattı.
Tabip 'kıtlığında', tabip 'kayıp'
Davadaki karanlıkta kalan yanlara vurgu yapan Toktay, Erdal Eren ile Zekeriya Önge arasındaki 10-15 metrelik mesafe ve Erdal'ın üzerinde bulunduğu yaklaşık 3.5 metrelik yükseklik ile Önge'yi öldüren kurşunun giriş açısı ile yönünün çeliştiğini söyledi.
Önge'nin otopsisinin Numune Hastanesi'nden Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını dile getiren Toktay, tüm aramalarına karşın bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi. Toktay, "Numune Hastanesi'nde beyin cerrahisinde staj yapan böyle bir doktorun varlığını kayıtlarda tespit edemedik. Gülhane Askeri Tıp Hastanesi'de yapılan otopsi için Numune'den stajyer getirilme nedeni aydınlanmadı. Yani koskoca Ankara'da bir adli tabip bulamıyorlar. Gülhane'de yok, Mevki Hastanesi'nde yok, Hacettepe'de yok, Numune'de yok, Ankara Hastanesi'nde yok. Bunlar mahkemede söylendi, ama reddedildi" dedi.
'Zihniyet değişmedi'
Aradan geçen 19 yıla karşın devletin zihniyetinde bir değişikliğin meydana gelmediğini ifade eden Toktay, bugünkü idam tartışmalarının ise sadece Avrupa Birliği'ne girmeye ve günü kurtarmaya dönük yapıldığı değerlendirmesinde bulundu. Toktay, devletin idama bakışının gerçek yüzünü, varlığını halen sürdüren yargısız infazların oluşturduğunu söyledi.
www.evrensel.net