Cezaevleri hücre tipine dönüştürülecek

Katliamlar ve tutuklulara yönelik baskılar nedeniyle kamuoyunun gündeminden düşmeyen cezaevlerinin 1-2 yıl içinde dolup taşacağı belirtiliyor.

Cezaevleri hücre tipine dönüştürülecek
Katliamlar ve tutuklulara yönelik baskılar nedeniyle kamuoyunun gündeminden düşmeyen cezaevleri, 1-2 yıl içinde tamamıyla dolup taşacak.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'un verdiği bilgiye göre, Türkiye genelinde 72 bin 739 tutuklu ve hükümlü kapasiteli toplam 561 cezaevi bulunuyor. Bu cezaevlerinde, 1 Kasım 1999 tarihi itibariyle adli suçlardan dolayı 37 bin 118 tutuklu ve 22 bin 277 hükümlü ile siyasi nedenlerden dolayı 5666 tutuklu ve 4218 de hükümlü olmak üzere toplam 69 bin 279 kişi tutuluyor.
Tabutluklar yolda
Yıllık tutuklu ve hükümlü artışı yaklaşık 5000 kişi olduğu için, bu artış karşısında mevcut cezaevleri 1-2 yıl içerisinde ihtiyacı karşılayamayacak hale gelecek.
F Tipi Cezaevleri
Ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı tutuklu sayısı her yıl büyük oranda artarken, tabutluk olarak adlandırılan F tipi (hücre) cezaevlerinin yapımını da hız verildi. F tipi olarak adlandırılan bu yeni cezaevlerinden Ankara, İzmir, Bolu, Kocaeli, Tekirdağ ve Edirne'de birer adet olmak üzere toplam 6'sının yapımı sürüyor. Bu yıl sonuna kadar da 4 adet yeni cezaevinin ihale edilmesi bekleniyor. Adalet Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, bu cezaevlerinden özellikle metropollerde 15 adet daha yapılması planlanıyor.
1-3 kişilik hücreler yapılıyor
Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, mevcut cezaevlerindeki sorunları "mevzuat, fiziki altyapı, mali kaynak ve personel yetersizliği" başlıkları altında topladı. Bu sorunlardan "mevzuat yetersizliği" konusunda çalışmalar yapıldığını vurgulayan Ertosun, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Genel Müdürlüğü'nün teşkilat ve görevleri hakkında yeni bir kanun tasarısı hazırlandığını, ve yakında TBMM'ye sunulacağını belirterek, "Ayrıca, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un değiştirilmesi için bir komisyon oluşturulmuştur. Komisyon yakın tarihte çalışmalarına başlayacaktır" dedi. F tipi cezaevlerinin 1 ve 3 kişilik odalardan oluşacağı bilgisi veren Ertosun, E tipi cezaevlerinin de tadilatla koğuştan oda sistemine dönüştürüleceğini söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Türkiye enerji kaynağının farkında değil'
Enerji üretimi için kullanılan nükleer santrallerin doğaya ve insan sağlığına zarar vermesi gelişmiş ülkelerin yenilenebilir, doğaya ve insana zarar vermeyen güneş ve rüzgâr enerjisini kullanmasına neden olurken, Türkiye nükleer enerjide ısrarını sürdürüyor.
Kocaeli Üniversitesi Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynak ve Teknolojiler Araştırma Birimi Uzmanı Dr. Tanay Uyar, dünyanın enerjide eskiye dönüşü yaşadığını belirtti. Uyar, duyarlı çevrelerin uyarılarını göz önüne alan endüstri ülkelerinin mevcut enerji sistemini, doğal çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek bir yapıya kavuşturmak için çalışmalar başlattığını kaydetti. Uyar, endüstri ülkelerinin petrol, doğalgaz, kömür, uranyum gibi doğaya zarar verici yakıtların kullanımını azaltmak ve durdurmak amacıyla önlemler almaya başladığını vurguladı.
Almanya'da çalışan 10 binin üstünde güneş elektriği sistemi olduğunu vurgulayan Uyar, Hollanda'da hükümetin 2000 yılına kadar 3000, 2020 yılına kadar ise 500 bin güneş enerjili evin yapımının destekleneceğini, Japonya'nın ise 2000 yılına kadar 70 bin güneş enerjili ev inşa etmeyi planladığını belirtti. Uyar, Türkiye'de ise Türkiye Elektrik Kurumu bünyesinde yenilenebilir enerji ile ilgili müdürlüğün "dünyada modası geçti" gerekçesiyle kapatıldığını anımsattı. Türkiye'de yenilenebilir enerji teknolojilerine verilen desteğin yetersiz olduğuna işaret eden Uyar, Türkiye'de enerji sektörü ile ilgili karar verme mekanizmalarının henüz yenilenebilir enerjinin yerel, ulusal ve küresel önemini kavrayamadığını vurguladı. Rüzgâr enerjisinin herhangi bir radyoaktif ışınım tahribatı yaratmadığını, taşıma maliyetinin olmadığını, herhangi bir atık üretmediğini, atmosfere ya da çevreye ısıl emisyonlarının bulunmadığını belirten Uyar, bu kadar zararsız bir enerji kaynağının kullanılmamasının büyük kayıp olduğunu söyledi. Uyar, "Yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişmesi, kaçınılmaz olarak fosil yakıt çağının sonunu hazırlamaktadır" görüşünü dile getirdi. Uyar, öncelikle rüzgâr enerjisi santrallerinden elektrik üretim esaslarını düzenleyen özel bir kanunun TBMM'den geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Uyar, güneş enerjisinin de etkili bir enerji kaynağı olduğunu belirterek, "ABD bir yıl içinde yaktığı fosil yakıtlardan aldığından daha fazla enerjiyi, 40 dakikadan daha az bir sürede güneş ışığı şeklindeki enerjiden almaktadır" dedi. Dünyanın güneş enerjisi kaynağının çok büyük olduğunu vurgulayan Uyar, gelecek 30 yıl içinde yenilenebilir kaynakların ABD'nin enerji ihtiyacının yüzde 25-50'sini karşılayabileceğini bildirdi.
www.evrensel.net