İşçiler birliği öğreniyor

İki yıl önce kurulan Natura Tekstil'in gömleğini, ilk pantolonunu diken 95 işçi, Zafer Kurşun tarafından geçtiğimiz hafta işten atıldı.

İşçiler birliği öğreniyor
Devrim Acaroğlu
İki yıl önce kurulan Natura Tekstil'in gömleğini, ilk pantolonunu diken 95 işçi, Zafer Kurşun tarafından geçtiğimiz hafta işten atıldı. "Verimsizlik", "ücretlerin yüksekliği" ve "zarar" gibi birçok yalan işten atılmalara gerekçe olarak sunuldu.
Hemen her gün mesaiye kalan, bazen üst üste iki sabahlamaya zorlanan, kriz döneminde bile aynı tempo ile çalışan işçiler bu gerekçelere elbette inanmıyor. Üstelik haftalardır yeni işçilere form doldurtuyorlar. Gerçek sebep açık; bir yandan her geçen gün sendikalaşmanın gerekliliğini daha çok anlayan işçileri kapı dışarı etmek; ocak ayında zamlı işçi çalıştırmaktan kurtularak asgari ücretle yeni işçiler almak.
Geçtiğimiz pazartesi günü atılan 35 işçinin büyük bir kısmı, genel müdürün zorlaması ve tehditleri sonucu çıkış kâğıdı imzalıyorlar. Yazın yapılan bir piknik ve geçtiğimiz pazar pantolon bandının zorla mesai bırakılmasına rağmen düzenlenen tiyatro etkinliği gerçekleştiren işçiler, hazırlıksız yakalanıyorlar. Müdür işçileri bölmeyi başararak en ileri işçileri kapının önüne koyuyor.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen "İşimizi geri istiyoruz, alana kadar direneceğiz" diyen işçiler, hummalı bir çalışmaya girişiyorlar. Fabrikanın önünde bekleyen işçiler bir yandan fabrikayı terk etmeyeceklerini gösteriyorlar, bir yandan da TEKSİF Bakırköy Şubesi'ne giderek değerlendirme toplantıları yapıyorlar, akşam yapacakları ev ziyaretleri için gruplar oluşturup semtlere dağılıyorlar. Geçen dört gün içerisinde onlarca işçiye ulaşılıyor. Sendikanın gerekliliği anlatılıp içerideki işçilerin desteği alınıyor.
Cuma günü iş çıkışı 60 işçinin işten atılacağı duyulduğunda işçiler hazırlıklı olduklarını gösteriyorlar. Geçtiğimiz pazartesi atılan işçiler, TEKSİF Bakırköy Şubesi'nden bir yönetici ve birkaç Sümerbank işçisi kısa bir sürede fabrikanın önüne gidiyorlar. Fabrikanın kapısı kapatılıyor, işçilerin dışardakilerle birleşmesi engelleniyor. Bu kez ne tehdit ne de zorlama, işçilerin çıkışlara imza atmalarını sağlayamıyor. Bugüne kadar işçilerle hiç muhattap olmamış büyük patron Zafer Kurşun beliriyor kalabalığın arasından. Kapıyı açtırarak hakaretler ve tehditlerle işçilerin üzerine yürüyor. İşçilerin artık eskisi gibi boyun eğmeyeceklerini anlaması için çok zaman geçmiyor. Alkışlarla birlikte, ilk sloganı yüzüne tokat gibi iniyor; "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek". Konuşturulmayan patron sinirinden kuduruyor, eli ayağı birbirine dolanıyor ve çekip gitmek zorunda kalıyor. Sloganların ardı arkası kesilmiyor. Düne kadar sendikaya öcü gibi bakanlar, atılan arkadaşlarına sahip çıkmayanlar, müdürlerin zorlaması ile işçilere zorbaca davranan ustalar, şefler boğazları yırtılana kadar bağırıyorlar; "Yaşasın işçilerin birliği".
TEKSİF Bakırköy Şube Başkanı Çetin Yelken'in gelişi ile yalnız olmadıklarını bir kez daha anlayan işçiler, otobüse doluşarak şarkılar ve türkülerle TEKSİF Bakırköy Şubesi'ne gidiyorlar. Ardından yapılan toplantıda pazartesi günü her zaman ki gibi fabrikanın önüne gelme ve o güne kadar içerideki bütün arkadaşlarla ulaşılması kararı alındı. Bütün işçilerin görev aldığı, semt grupları oluşturuldu ve yola koyuldu. Bir hafta önce izlenen tiyatroda öğrenilen marş hâlâ kulaklarda;
"Hayat denilen kavgaya girdik,
Çelik adımlarla yürüyoruz"
www.evrensel.net