İnsan hakları haftası başladı

İnsan hakları haftası etkinlikleri kapsamında İstanbul'da Sultanahmet Meydanı'nda basın açıklaması yapıldı.

İnsan hakları haftası başladı
İHD İstanbul Şubesi, insan hakları haftasının etkinliklerinin ilki olarak dün Sultanahmet Parkı'nda basın açıklaması yaptı. İHD İstanbul Şube Sekreteri Gülseren Yoleri, bir insan hakları haftasının daha başladığını söyleyerek, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 51. yıldönümünde hâlâ darbe yönetimi tarafından hazırlanmış Anayasa'nın varlığını sürdürdüğüne dikkat çekti. Birçok yasada baskıcı ve asimilasyoncu hükümlerin varlığını devam ettirdiğini vurgulayan Yoleri, sistem sivilleşemediği için yargının bağımsızlaşamadığını söyledi.
Yoleri, işkencelerin hâlâ devam ettiğini belirterek, Küçük Azat, Manisalı gençler, İskenderun'da coplu tecavüz mağduru genç kızlar örneklerini hatırlattı. "Faili meçhul cinayetler, kayıplar, yargısız infazlar devam ediyor. Devlet bu olayların faillerini ortaya çıkarıp yargılamamakta direniyor" diye konuşan Yoleri, düşüncenin suç olarak görülmesine devam edildiğini, idam cezasının da tüm ilkelliği ile hâlâ yasalarda yer aldığını kaydetti. Bütün baskılar karşısında susmanın onaylamak anlamına geleceğini vurgulayan Yoleri, şunları söyledi: "Emekçiler, çalışanlar üzerindeki baskılar devam ediyor. Grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı engelleniyor. Bizler tüm bu ihlaller karşısında Evrensel Bildirge'yi kutlayamıyoruz."
"İşkence insanlık suçudur", "Düşünceye özgürlük", "Zorunlu göçe son", "Gözaltında kayıplara son", "Hücre tipi istemiyoruz" yazılı dövizlerin taşındığı basın açıklaması, İHD İstanbul Şubesi'nin insan hakları haftası nedeniyle hazırladığı programının okunması ve alkışlarla sona erdi.
Ankara'da bildirge
Ankara'da ise İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın ortak programı çerçevesinde düzenlenen insan hakları haftası etkinlikleri başladı. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, THİV Genel Başkanı Yavuz Önen'in konuştuğu ve İnsan Hakları Konferansı Sonuç Bildirgesi'nin açıklandığı etkinlik çerçevesinde insan hakları ödülleri de sahiplerine verildi.
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, konuşmasında, Türkiye'nin dış devletlerle olan ilişkilerinin ve altına imza attığı uluslararası anlaşmalarının, demokrasi ve insan hakları sorunlarının çözümünü gündeme getirdiğini söyledi. Konuşmasında 1982 Anayasası'na değinen Öndül, Türkiye'nin katılımı açısından demokratik içeriği itibariyle insan hakları ve özgürlüklerini güvenceye almış bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirtti.
OHAL'e son verilmeli
Ülke halkının kendi siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel sistemini belirlemek için iradesini özgürce ifade ettiği bir yaşam standartına kavuşturulmak zorunda olduğunu dile getiren Öndül, OHAL'e son verilmesini ve dillerin, kültürlerin korunması ile geliştirilmesi önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen de Türkiye'nin demokrasi projesini ulusal ölçekte hazırlamaya mecbur olduğunu söyledi. Kürt sorununun aşılması gerektiğini belirten Önen, bu sorunun PKK ve Abdullah Öcalan'la sınırlı olmadığını, sorunun ülkenin gerçekliği olduğunu ve ancak bu şekilde ele alındığında çözümlenebileceğini belirtti. Önen, ekonominin olduğu gibi insan hakları ve demokrasinin de yükseltmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği'nin standartları etkisi altında kendilerini geliştirdiklerini dile getiren Önen, günümüzde burada da demokrasi açısından sorunların yaşandığını, ancak Avrupa Birliği'nin beraber mücadele edilebilecek bir alan haline getirilebileceğini söyledi. Önen konuşmasına şöyle devam etti: "Açlığın, işkencenin giderildiği, barışın, özgürlüğün özlemiyle amaç, bir söylem yaratmak değil; tüm halkların haklarını arayacağı bir ortam yaratmaktır."
İnsan hakları ödülleri
İHD'nin geleneksel insan hakları ödülleri; Marmara depreminde arama, kurtarma, sağlık hizmeti sunma ve yiyecek yardımı çalışmalarında gösterdikleri çaba nedeniyle AKUT'a, Türk Tabipler Birliği adına Merkez Konsey Başkanı Füsun Sayek'e, Türk-İş'e bağlı Genel Maden-İş Sendikası ve Viranşehir Belediyesi'ne, kentli hakları alanında yaptıkları aydınlatıcı çalışmaları nedeniyle TMMOB adına Yavuz Önen'e, düşünce özgürlüğü alanında yapmış oldukları katkı nedeniyle, Gazeteci-Yazar Nadire Mater ve Mahmut Tali Öngören anısına eşi Esin Öngören'e, insan hakları alanında kesintisiz katkıları nediyle Akın Birdal'a, barış hakkı konusunda gösterdikleri yapıcı çabaları nedeniyle Barış Anneleri İnisiyatifi adına Müesser Güneş'e, işkenceye karşı gösterdikleri cesaret ve çabaları nedeniyle Ulucanlar Cezaevi'nde çocuklarını yitiren ailelere, gözaltında öldürülen Süleyman Yeter'in eşi Ayşe Yumli Yeter'e, gözaltında işkence ve tecavüze maruz kalan Fatma Deniz Polattaş ile Nazmiye Ceren Salmanoğlu'nun ailelerine verildi.
İnsan hakları ütopya değil
İnsan hakları haftası nedeniyle İzmir Barosu'nun saat 10.30'da İzmir Adliyesi önünde, İHD'nin de Konak Meydanı'nda yaptığı basın açıklamalarında, insan haklarının ütopya olmadığı açıklandı. İzmir Barosu Başkanı Çetin Turan, adliye önünde yaptığı açıklamada, insan haklarının objektif olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, işkence, terör ve insan hakları ihlallerinin ülkelere göre farklılık gösterse de tüm dünyanın önemli sorunları arasında yer almaya devam ettiğini söyledi. Uluslararası Af Örgütü'nün 1998 yılında açıkladığı rapora da değinen Turan, 193 devletin yaklaşık üçte ikisinde yılda en az 500 bin kişiye işkence yapıldığını ve bu ülkelerin ellisinde işkencenin sistematik olarak uygulandığını kaydetti. Turan, Türkiye'nin bu elli ülkenin içinde bulunduğunu ifade ederek, halkı yoksullaştırıcı, IMF'ye bağımlı, örgütlenmeyi ve sendikalaşmayı engelleyici düzenlemelerden vazgeçilmesini istedi. Avukatlar, daha sonra Kemaraltı'nda İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni dağıttılar.
İhlaller bitmiyor
İHD'nin yaptığı basın açıklamasına ise EMEP, HADEP, ÖDP, TÜMTİS, TİHV, Barış Anneleri İnisiyatifi'nden 100 kişi katıldı. İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Aysel Çiçek, yaptığı konuşmada, Nevzat Çiftçi'nin cenazesine katılan 70 kişinin gözaltına alındığını ve 14 kişinin tutuklandığını, 23 Ağustos günü Bayındır'da jandarma tarafından açılan ateş sonrası Ahmet Özgezer, Osman Kıray ve Hasan Yılmaz'ın öldürüldüğünü hatırlattı. Bir cinayet soruşturması nedeniyle gözaltına alınan Alparslan Yelden'in 4 saat sonra koma halinde hastaneye teslim edildiğine ve daha sonra öldürüldüğüne dikkat çeken Çiçek, HADEP'in İzmir il ve çeşitli ilçe örgütlerinin polisin göz yumması ile abluka altına alındığını söyledi. Buca, Bergama, Aydın, Nazilli ve Burdur Cezaevi'nde kalan tutuklu ve hükümlülerin en temel insan hak taleplerinin reddedildiğini belirten Çiçek, 1994 yılında öldürülen Sendikacı İkram Ayaz'ın, 1997 yılında öldürülen öğrenci A. Serkan Eroğlu'nun, 1998 yılı içinde kaybedilen Neslihan Uslu, Metin Andaç, Hasan Aydoğan, M. Ali Mandal'ın kimler tarafından öldürüldüğü ve kaybedildiğinin halen ortaya çıkarılamadığını kaydetti. Basın açıklamasında sık sık "İdama hayır", "Yargılı yargısız infazlara hayır", "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek", "Hücre sistemine hayır", "Susma haykır, halklar kardeştir", "Zindanlar boşalsın, tutsaklara özgürlük", "Gözaltında kayıp istemiyoruz", "Gözaltında ölüm istemiyoruz" sloganları atıldı.
www.evrensel.net