KESK eylemleri ve dönemin ihtiyaçları

Kuşkusuz; taraf olmanın, hakları kazanmanın ve elde etmenin yolu hizmet üretiminden gelen gücün yaşamı etkileyecek şekilde kullanılması ile mümkündür.

KESK eylemleri ve dönemin ihtiyaçları
Güven Gerçek - KESK GYK Üyesi
Bilindiği gibi 9-10 Ekim 1999'da toplanan KESK GYK'sında kamu emekçilerine tek taraflı dayatılan yüzde 15 sefalet zammına karşı 2000 yılı bütçesinde taraf olmanın zorunlu olduğu, bunun ise hizmet üretiminden gelen gücün etkin bir şekilde kullanılması ile mümkün olacağının altı çizilmişti. Bütçenin komisyonlarda görüşüleceği aralık ayının ilk haftalarında hizmet üretimini durdurma amacına yönelik olarak da, işyeri çalışmaları, illerde basın açıklamaları ve mitingler, bölge toplantıları merkezi Ankara eylemi yapılması kararlaştırılmıştı. Tarih ve zamanlama MYK'ya bırakılırken, hizmet üretimden gelen gücün kullanılması tarihi sendika genel başkanları ile veya bir günlük olağanüstü GYK toplantısı ile belirlenecekti.
Ankara'da 4 Aralık'ta merkezi bir miting yapılması kararı, taban tarafından, böylesi bir eylem biçimi ile hakların elde edilmeyeceği, bunun kitlelerin öfkesi boşaltmaktan öte bir anlam taşımadığı, kazanım elde edecek bir mücadele hattının esas alınması gerektiği yönünde eleştirilmesine rağmen, mitinge katılım ve coşku bir hayli olumlu noktada idi. Gerek coşku ve mitinge katılım, gerekse sendika genel başkanlarının kürsüye çıkışında tüm kitle tarafından haykırılan "Genel grev, genel direniş" şiarı tabanın kararlı bir mücadele hattından yana oluşunun açık ifadesidir.
Mitingin ardından birçok sendikanın kendi katılımcı üyeleri ile ile yaptığı değerlendirme sonuçları aşağı yukarı ortaktı: "Bizleri 2-3 saatlik, bir hedefi olmayan, kazanıma yönlenmeyen bu tür mitinglere çağırmayın, çağırsanız da gelmeyeceğiz." Gerçekten 10-15 hatta 20 saati aşkın yolculuğun ardından 2-3 saatlik bir miting ve tekrar dönüş için bir o kadar saat yolculuk. Ya sonuç?
Gerekli koşullarda amaca yönelik ( 4 Mart'ta Sahte Sendika Yasası'nın geri püskürtülmesini hedefleyen eylem gibi) amacı ve hedefi belli olan merkezi eylemler yapılabilir. Ama 4 Aralık gibi eylemler artık tabandan itibar görmemekte, tam tersine itibarı zedelemekte ve bitkinlik yaratmaktadır. Mali boyutu ise sendikaları ekonomik anlamda çökerten ayrı bir yan.
5 Aralık'ta olağanüstü toplanan KESK GYK'sı 9-10 Ekim GYK'sında alınan kararların kalan kısmını yaşama geçirmek, yani hizmet üretiminden gelen gücün ne zaman kullanılacağını ve devamında nelerin olabileceğini belirlemek yerine; yeniden, 'Sendikaların durumu nasıl?', 'Sendikalarımız ne düşünüyor?' türünden bir gündemle yapıldı. Açıkçası toplantı 9-10 Ekim GYK'sında alınan kararları 4 Aralık mitingi ile noktalamayı amaçlamıştı. 2-3 sendika genel başkanı hariç bütün genel başkanlar "Örgütü hizmet üretimi durdurmaya hazırlayamadık" demek yerine örgütün hazır olmadığını söylediler. Ne mitingdeki katılım ve coşku ne de genel başkanlar kürsüye çıktığında haykırılan "Genel grev, genel direniş" şiarı herhalde dikkatlerini çekememişti.
Genel başkanların örgütleri adına sundukları öneriler, GYK'ın çoğunluğunu daha da rahatlatarak "Görüyorsunuz örgütler hazır değildir. Diğer GYK'nın üyelerinin sürece ilişkin önerileri bu sonucu değiştirmez. Farklı öneriler siyaseten sunulan önerilerdir" denmiştir.
Tartışılanların sonucu ise, bir şey yapmamak adına, "İşyerlerimize dönelim, yüzümüzü kitlemize çevirelim" olmuştur. Sanki yıllardır işyerlerinde değiliz, uzaydayız. Tabii işyerlerimize dönüp bizden, daha kararlı bir mücadele programı bekleyen kitleye bunları aktardığımızda, gülüp geçiyorlar ve diyorlar ki "Yöneticiler ve önder kadrolar başta kendisine güvensin." Oysa sürece baktığımızda 20 Aralık'ları, 4 Mart'ları yaratan yine bu kitle idi.
Akaryakıttan tutun da iğneden ipliğe her şeye her gün zam yapıldığı, deprem vergisi adı altında her şeyin emekçilere fatura edildiği bir dönemde yüzde 15 sefalet zammına karşı kamu emekçilerinin harekete geçmemesi nasıl düşünülebilir.
GYK toplantısı sonucu 2000 yılı bütçesine taraf olmanın araçları olarak işyeri çalışmaları ve 1 günlük vizite eylemi kararı alındı. Taleplerimizi elde etmenin 2000 yılı bütçesinde taraf olmanın ve yüzde 15 sefalet zammını değiştirmek için hizmet üretiminden gelen gücün kullanılması ve işyerlerini terk etmeme önerilerimiz kabul görmedi. Bu kararların dönemin ihtiyacına cevap vermediğini, dolayısı ile onaylamadığımızı, ama bunları yaşama geçirmede tüm çabamızı harcayacağımızı belirttik.Kuşkusuz; taraf olmanın, hakları kazanmanın ve elde etmenin yolu hizmet üretiminden gelen gücün yaşamı etkileyecek şekilde kullanılması ile mümkündür. Ancak KESK Olağanüstü GYK'sından çıkan sonuçları geri ve yetersiz görme adına çaba sarf etmeme hatalı bir davranış olacaktır. Çünkü bu eylemlere kitlesel katılım ve coşku, önümüzdeki sürecin de önünü açacaktır.
Önümüzdeki süreç genelde tüm emekçiler, özelde kamu emekçileri için daha da önemli bir süreç olacaktır. Özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarının hızlandırılması, 4 Mart Kızılay direnişine rağmen Sahte Sendika Yasası'nın aynı şekilde ve yeniden dayatılması, böylesi bir yasa çıkarıldıktan sonra yetkinin devlet güdümlü Türk Kamu-Sen'e verilmek istenmesi, Personel Rejimi Yasa Tasarısı, düşük ücret vb. çok yönlü saldırılarla karşı karşıyayız. Bütün bu saldırıları püskürtecek, kamu emekçilerinin yeniden güvenini kazanarak ana gövdesini harekete geçirecek, başta işçi sınıfı olmak üzere diğer tüm emekçilerle gücümüzü birleştirecek bir çaba ve bir hatta ihtiyacımız dünden daha fazladır.
www.evrensel.net