İşçiye hep kriz var

İşçiye hep kriz var

Boyner ailesinden Osman Boyner'in sahibi olduğu Altınyıldız Mensucat ve Konfeksiyon Fabrikası'nda, bir süredir "kriz var" gerekçesiyle işten atmalar yaşanıyor.

İşçiye hep kriz var
Gökhan Biçici
"Kriz var". Bu sözler, işçilerinin karşısına çıkan herhangi bir patronun belki de en sık kullandığı sözlerin başında gelir. Ancak işçileri karşısında sefilleri oynayanlar, medyanın karşısına geçtiğinde çoğu zaman 'altın çağını yaşayan istikrarlı işadamı' pozlarına bürünürler. Kişisel bir tercih olmasının ötesinde aslında belli bir sınıf refleksini yansıtan bu tutuma bir örnek de, Boyner ailesinden Osman Boyner'in sahibi olduğu Altınyıldız Mensucat ve Konfeksiyon Fabrikası'nda yaşananlar.
Gün kimin için ağardı?
Sabah gazetesinde bir iki hafta önce yayınlanan röportajında, kriz yaşamadıklarını, "Gün ağarmaya başladı" sözleriyle vurgulayan Boyner, daha yazılanların mürekkebi kurumadan sahibi olduğu Altınyıldız'da çalışan çok sayıda işçiye yol gösterdi. Gerekçesi ise her ne hikmetse yine "kriz" idi. Bununla da yetinmemiş Boyner, belki de tam da söyleşiyi yaptığı saatlerde çıkışını alan ve bir daha ne zaman iş bulacakları belli olmayan Altınyıldız işçileriyle adeta alay edercisine "Sosyal çalkantıları ortadan kaldırmak için işsizlere iş yaratmamız lazım. İşsiz kalan onbinlerce insana iş yaratalım" diye buyurmuş.
Söylediklerini okuduklarında "Bu bizim patron mu?" diyerek şaşıran işçiler ise durumun yazılanlar gibi olmadığını söylüyor.
Entegre yapısı, 2000'i aşkın sayıda işçisi ve pazar payıyla sektörün önemli işletmelerinden birisi olan Altınyıldız'da işten atmalar yaşanıyor. 5 Kasım'da atılan 15 işçiyle hızlanan bu furyayla işinden olan işçi sayısı, önceki hafta atılan 15 ve geçen hafta cuma günü atılan 33 işçiyle birlikte şimdiden 70'i aştı. Bu kıyımın devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Bugünlerde yıllık izinlerinden dönen 70 kadar işçinin de işbaşı yaptırılmayarak yeniden geri gönderildiği bildirilirken, bazı bantlardaki tüm işçilerin birden 2000 yılında izinli sayıldığı söyleniyor.
Sendika var mı, yok mu belli değil
Son haftalarda yaşananları gazetemize anlatan işçiler, isimlerinin yayınlanmasından kaçınıyorlar. Halihazırda işten atılmış durumda olmalarına rağmen, isimlerinin gazetede anılmasını istemeyen işçiler, kaygılarını şu sözlerle dile getiriyorlar: "İsmimiz bir kez teşhir olur ve kara listeye alınırsa, bir daha hiçbir fabrikada iş bulamayız."
İşten atıldıklarını ancak haftanın son işgünü olan cuma günü, mesai bitiminden beş dakika önce öğrendiklerini ve adeta gafil avlandıklarını dile getiren işçiler, sendikalarının bu durum karşısında ne yaptığına ilişkin bir sorumuza ise oldukça kısa ve açık bir cevap veriyorlar: "Hiçbir şey yapmıyorlar, temsilciler çıkarmaların yaşanacağı zamanlar kayboluyor. Sendikamız var mı, yok mu belli değil."
Tepkilerini bu sözlerle dile getiren işçiler, patronun bu kadar pervasız bir şekilde işçi atabilmesinin en önemli nedeninin sendikanın duyarsızlığı olduğunda hemfikir.
Gençlik ucuz işgücü kaynağı
Beymen, Versace, Network, Ann Taylor gibi büyük markalarla çalışan fabrikanın, üç ay öncesine kadar hafta sonları dahil, fazla mesai yaptığını da anlatan işçiler, ilk atılanların eski çalışanlar olmasına da dikkat çekerek, asıl yapılmak istenenin eskilerin yerine daha ucuza çalışacak yeni işçileri almak olduğunu ifade ettiler. Konfeksiyon işinin kalifiye bir iş olmaması ve işe yeni giren bir işçinin işi hemen öğrenebilmesi patronun bu bölümden işçi atmasını oldukça kolaylaştırıyor. Konfeksiyon bölümünde bu nedenden ötürü sürekli bir işçi sirkülasyonu yaşanırken, atılan ve nisbeten eski olan işçilerin yerine sürekli genç işçiler tercih edildiği görülüyor, çünkü gençler patronun gözünde tam bir ucuz işgücü rezervi.
'Hayırlı bir hizmet'
Ancak iplik dokuma üretimi yapan mensucat bölümünde durum farklı. Kalifiye bir işgücüne ihtiyaç duyulan bu bölümde işçi çıkarma pek yaşanmıyor ve yaş ortalaması da bu nedenle konfeksiyona göre oldukça yüksek. Boynerlerin gençliğe biçtiği role ilişkin bir diğer çarpıcı örnekse, işyerinde faaliyet gösteren Çıraklık Eğitim Merkezi. Gençler buraya ilkokulun hemen ardından başlıyor ve liseyi bitirene kadar, yani 6 yıl devam ediyor. Okula hafta sonları devam eden öğrenciler, geriye kalan tüm hafta içi boyunca normal işçilerle birlikte çalışmaya katılıyorlar. Yaşları 12'ye kadar inebilen bu çocuk işçilere tüm hafta boyunca çalışmaları karşılığında çok cüzzi bir miktar ücret ödenmesi, 'hayırlı bir hizmet' olarak ilan edilen bu okulun kuruluşunun gerçek amacını ortaya koyuyor.
Son üç hafta boyunca her cuma çıkış yaşandığını ve birçok işçinin izinleri uzatılarak işbaşı yaptırılmadığını dikkate alan işçiler, çıkışların bu hafta cuma günü de devam edebilecek olmasının tedirginliğini yaşıyorlar.
'98 yeniden mi?
Altınyıldız işçileri, 1998 sonunda sözleşme görüşmelerinin ardından patlayan, sendikacıları ve temsilcileri de hedefleyen bir dizi eylem gerçekleştirmişlerdi. Esas itibariyle kendiliğinden patlayan bu eylemler, daha çok fabrika içinde olmak üzere, bir hafta boyunca devam etmiş ve alkışlı, sloganlı yürüyüşlerle doruk noktasına ulaşmıştı. Ancak eylemlerin kendiliğindenliği, ortaya çıkmasının olduğu kadar sönümlenmesinin çok hızlı olmasına neden olmuştu. Benzer bir süreci kendiliğinden bir karakterin ötesine taşıyacak bir potansiyel ise halen ortaya çıkmış değil. Altınyıldız'da örgütlenme çabası anlamında ilk anda göze çarpan, daha çok EMEP'in yürüttüğü ve belirli bir istikrara sahip olan yazılı aydınlatma faaliyeti. Ayrıca Tekstil İşçileri Bülteni adlı bir yayın da istikrarsız da olsa işçilere dağıtılıyor. Yürütülen aydınlatma faaliyetinin belirli bir etkisinin olduğu açık. Örneğin bildirilerin dağıtıldığı günlerde, daha önce planlanmış dahi olsa çıkışların ertelendiği biliniyor.
www.evrensel.net