Küresel saldırıya küresel mücadele

Erol Anar, son kitabında, kapitalizmin emekçilere karşı "küresel püskürtme stratejisi" adıyla yeni bir saldırıya başladığına dikkat çekiyor.

Küresel saldırıya küresel mücadele
Barış Kaygısız
Dünyamız, miladi takvime göre 21'inci yüzyıla girmeye hazırlanırken, yeni bir "dönüşümü" tüm sancılarıyla birlikte yaşıyor. Başlarında, proleter bir çağın müjdeli haykırışlarıyla start alan yüzyılımız, kapanışını ise tekelci sermayenin iktidarını perçinlemek için gündeme getirdiği tahkim, MAI, MIGA gibi yeni saldırıların gölgesinde yapıyor. Dünya emekçileri ise Seattel'da olduğu gibi seslerine ses katmaya, soluklarını slogana çevirmeye çabalıyor ve "yeni dünyanın postmodern barbarlığına" karşı bir yolda, insanlığın yarınını aramaya çalışıyor.
Erol Anar da Özgür Üniversite Kitaplığı'ndan çıkan son kitabı "İnsan Hakları-Küreselleşme, Postmodernizm, Yeni Perspektifler"de, adeta Seattel direnişçilerinin barikatlarına "ezilenlerden ve yoksullardan yana bir insan hakları retoriği" yaratarak bir tuğla daha katmaya çalışıyor. Anar, "at izinin it izine karıştırıldığı günümüz dünyasında" onyıllardır sermaye ve uşaklarınca iğdiş edilmiş kimi kavramları sorguluyor ve oltasını, küreselleşmenin "bulanık" sularında temiz bir balık tutma niyetiyle atıyor.
Diktatörlük federasyonu
Uluslararası sermayenin, emperyalist "efendilerin", 20'inci yüzyılın son çeyreğine girilmesiyle birlikte "küresel püskürtme stratejisi" adıyla yeni bir saldırıya start verdiklerini kaydeden Anar, saldırının hakim ideolojisini ise "insan hakları ve demokrasi" söyleminin oluşturduğuna işaret ediyor. Stratejinin amacını, dünyayı ABD önderliğinde bir çeşit "sermaye diktatörlükleri federasyonu" olarak yeniden şekillendirmek olarak değerlendiren Anar, konuyu inceleyen bir kitap yazmasına neden olarak da, mevcut durumun netleştirilmesine katkı sunmak olduğunu söylüyor. Ardından da, "Küresel püskürtme stratejisi kimin için ne anlama geliyor, insan hakları ve demokrasi söylemi bu saldırının neresinde duruyor? Küresel püskürtme stratejisi insan haklarına ve demokrasiye yönelik kapsamlı bir savaş ilanı olduğu halde, nasıl oluyor da herkes için olumlu bir şey ya da ilerlemeymiş gibi sunulabiliyor?" sorularının yanıtını arıyor.
Küresel egemen ideoloji
Anar, "Küresel püskürtme stratejisi karşısında eski yöntem-araç-anlayış ve mücadele üslubuyla durmak olanaksız görünüyor. Eğer insanlık ve uygarlık gerçekten yeni bir kavşağa gelip dayanmışsa, artık eski yöntem ve araçlar da işlevsizleşmiş demektir. Bunun için de işe küresel püskürtme stratejisinin ideolojik argümanlarını etkisizleştirerek başlamak gerekiyor" diyor. Kapitalizmin günümüzde insanın ve örgütlerinin kendisini değil, "gibisini" istediğini ifade eden Anar, terör rejimlerinin demokrasiyle özdeş kılınmasını bu kapsamda değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Anar, Yeni Dünya Düzeni'nin, insan hakları ve demokrasi "lütfettiği" insanlığın buna razı olmayacağına inandığını dile getiriyor.
Kitabında, insan hakları kavramını, küresel çapta bir saldırıya maruz kalan ezilen ve yoksullar cephesinden ele alan Anar, bu cepheden bir insan hakları retoriği oluşturmanın olanaklarını araştırıyor. Anar, kapitalizmin; piyasa ekonomisi, küreselleşme, Yeni Dünya Düzeni, tarihin sonu, postmodernizm, medeniyetler çatışması, insan hakları ve libarel demokrasi gibi alt ideolojik unsurlarla küresel bir egemen ideoloji oluşturmayı hedeflediğine dikkat çekiyor.
İnsan haklarına giriş
Anar'ın kitabı 6 bölümden oluşuyor. Anar, giriş yazısına, insan hakları mücadesini "Hak talep eden, özgürlük isteyen kişi, grup, topluluk ya da ulus ile taleplere baskı uygulayan mekanizmalar arasındaki bir savaş" şeklinde tanımlayarak başlıyor. Anar, insan hakları ihlallerinin sistematikleşmesinin devletin oluşumuyla birlikte olduğunu vurguluyor.
Anar, kitaba, ilk bölümde "Hak Talebinin Serüveni"ni ele alarak başlıyor ve kavramın birbirinden ayrılmaz haklar bütününü tanımladığını vurguluyor. Kitabın ikinci bölümünü ise "Birleşmiş Milletler, Evrensellik, Eşitlik" oluşturuyor. Kitapta daha sonra ise sırayla "Avrupa Merkezli İnsan Hakları Anlayışı-Hükümet Dışı Örgütler", "Postmodernizm ve İnsan Hakları" ile "Küreseleşme ve İnsan Hakları" bölümleri yer alıyor.
Yeni hedefler
"İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Perspektifler" başlıklı 6. bölümde ise insan hakları mücadelesini yeniden tanımlamak, yeni hedeflere yöneltmek ve batılı hükümet dışı örgütlerin bakış açısından ayrışmak gereğini kaydeden Anar, mücadelenin bunu sağlayacak tarihsel, etik ve felsefi temellere sahip olduğuna işaret ediyor.
Anar, "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin giriş bölümünde vurgu yapılan direnme hakkı, temel insan haklarından birisi olarak öne çıkarılmalıdır" diyor ve uluslararası, bölgesel ve yerel örgütlerin temsilcileri ile saygın entelektüellerin katılımıyla insan haklarını sistematik ihlal eden ya da buna yol açan devletler ile çokuluslu şirketleri yargılayıp, ezilenlerin haklarını savunacak bir Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi'nin oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Anar, insan hakları çalışmalarının kişisel ve siyasal haklarla sınırlanmamasını ve ekonomik sosyal haklar, dayanışma hakları ve halkların hakları ile bütünselleştirilmesini istiyor.
www.evrensel.net