Helsinki sendromu

Yıllardır Avrupa kapısında bekletilen, ancak birçok temel politikasını AB'ye kilitlemekten vazgeçmeyen Ankara bekliyor.

Helsinki sendromu
Geleceğini AB üyeliğine bağlayan Ankara, Lüksemburg'tan sonra Helsinki'de hüsran yaşamamak için AB'nin patronu durumundaki ülkelerin Yunanistan'ı ikna etmesini bekliyor. 10-11 Aralık'ta Helsinki'de yapılacak olan AB Zirvesi'ne iki gün kala, Türkiye'nin AB'ye aday üyeliğinin kabul edilip edilmeyeceği belirsizliği sürüyor.
AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın evsahipliğinde yapılacak zirvede, genişleme konusu ağırlıklı bir madde oluşturacak.
Bu çerçevede, Türkiye'ye adaylık statüsünün verilmesi konusunun da ele alınarak karara bağlanması öngörülüyor. Ancak, Atina'nın AB üyeliğine ilişkin Kopenhag kriterlerini gerekçe göstererek Kıbrıs ve Ege konularında güvenceler şart koşması, ciddi bir sorun yarattı.
Yunanistan, Güney Kıbrıs'ın üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüne bağlanmaması ve ikili sorunların çözümünde, Lahey Adalet Divanı'nın yetkisinin tanınması yolundaki ifadelerin, Helsinki bildirgesinde yer almasını istiyor. Bildirgenin "lisanı" konusunda Yunanistan ile diğer AB ülkeleri arasında yürütülen çetin pazarlıkta, şimdiye kadar sonuç vermedi.
Finlandiya, Almanya ve diğer AB ülkelerinin Atina'nın itirazlarını giderecek, Türkiye'nin tepkisine yol açmayacak formül arayışları yoğunlaştı. Atina ile pazarlıkların son dakikaya kadar sürebileceği de belirtiliyor.
Adaylık diplomasisi
Türkiye'ye adaylık statüsünün verilmesi, Almanya'nın AB dönem başkanlığında haziran ayında yapılan Köln Zirvesi'nde Schröder hükümetince dile getirilmiş ancak İtalya, Yunanistan ve İşveç'in itirazları nedeniyle görüşülememişti. Bu ülkeler, özellikle Köln Zirvesi'nin gündeminde genişleme maddesinin bulunmamasını, Türkiye'deki insan hakları durumunu ve Türk-Yunan sorunlarını gerekçe göstermişlerdi. Ancak, Türkiye'nin adaylık statüsünün Helsinki'de sonuçlandırılması yönünde kararlı bir tutum takınan Almanya diplomatik girişimlerini sürdürürken AB Komisyonu, 13 Ekim'de Türkiye ve diğer aday ülkelere ilişkin olarak yayınladığı ilerleme raporlarında Türkiye'ye Helsinki Zirvesi'nde adaylık statüsünün verilmesi ve üyeliğe hazırlanabilmesi için bir "Katılma ortaklığı"nın da benimsenmesini önerdi. Bu arada, Köln Zirvesi öncesi Başbakan Bülent Ecevit tarafından Schröder'e yazılan ve Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyacağı güvencesini içeren mektup, adaylık konusunun Helsinki Zirvesi'nin gündemine alınmasında önemli bir etken olmuştu. Türkiye'nin adaylık lehinde Clinton yönetimince en üst düzeyde yürütülen yoğun kulisler de, etkili bir faktör olarak da değerlendiriliyor. Son olarak da Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin adaylığına yeşil ışık yaktı.
Bu arada Ankara, Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye adaylık statüsünün verilmesiyle yetinilmemesi aynı zamanda "anlamlı" bir adaylık sağlanması için AB Komisyonu'nca önerilen "Katılma Ortaklığı"nın altı unsurunun da onaylanmasını istiyor. Söz konusu "Katılma Ortaklığı"nın altı unsuru şöyle: -Siyasi diyaloğun derinleştirilmesi ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çerçevesinde AB'nin ortak tutumları ve faaliyetlerine ortak olunması, -Katılma öncesi mali yardım kaynakların tümünün tek bir çerçeve içinde eşgüdümünün sağlanması, -Bütün Topluluk Programlarına ve Ajanslarına tam katılım, -AB müktesebatına uyum sağlanmasına yönelik bir ulusal program ile birleştirilmiş bir katılma ortaklığının oluşturulması, -Katılma ortaklığının uygulanmasını izlemek amacıyla Avrupa Anlaşmaları kapsamında işleyecek bir mekanizmanın kurulması, -Türkiye'nin mevzuat ve uygulamalarının AB'ninki ile ahenkleştirilmesini sağlamak için AB müktesebatının analitik sürecinin incelenmesi başlatılması.
ABD yorum yapmadı
Yunanistan'ın Helsinki'de Türkiye'nin AB adaylığını veto etmemesi karşılığında Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye üyeliğine güvence için AB ülkeleriyle temas kurduğuna ilişkin haberler konusunda yorum yapmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü James Foley, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin AB'ye adaylığı ve Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliğiyle ilgili olarak görüşlerinin iyi bilindiğini belirtti ve AB'ye üye ülkelerle yapılan diplomatik temaslar hakkında konuşmayacağını söyledi.
Halonen: Hedefe yakınız
AB dönem başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı Tarja Halonen, AB Konseyi toplantıları sonunda, Türkiye'nin adaylığının Helsinki Zirvesi'nde resmen tanınmasına ilişkin "Hedefe her zamankinden daha yakınız, ancak sonucu şimdiden bildirebilecek durumda değilim" dedi. Halonen, AB Konseyi toplantıları sonunda basın toplantısı düzenledi. AB'nin genişlemesi konusu ve Türkiye'nin adaylığı üzerine düşündüklerini, Türkiye'deki iç gelişmeleri, demokratikleşme sürecini, insan hakları konusunu ve başta Yunanistan olmak üzere komşularla ilişkileri analiz ettiklerini anlatan Halonen, AB'nin Kıbrıs soruna ilişkin olarak da uzun zamandır çıkış kapısı aradığını, bugün ulaşılannoktanın, "son zamanların en iyisi" olduğunu ve müzakerelerin sürdüğünü söyledi.
Türkiye'nin, diğer adaylar gibi, Kopenhag kriterlerine uyum koşuluyla adaylığının tanınmasının söz konusu olduğunu belirten Halonen, bu konuda temasların süreceğini belirtti. Basın toplantısında hazır bulunan, AB'nin dış politika ve savunmadan sorumlu Yüksek Temsilcisi Javier Solana, "Finlandiya'nın Dönem Başkanlığı'nın başarısını simgeleyecek 3 konu olduğunu" söyledi ve "Türkiye'nin adaylığının Helsinki'de resmen teyid edilmesini" bu unsurların başında saydı.
www.evrensel.net