Seattle fiyaskosu

Seattle fiyaskosu

ABD ve diğer emperyalistler, Seattle'da yapılan WTO zirvesinde hiçbir konuda uzlaşamadılar.

Seattle fiyaskosu
ABD'nin Seattle kentinde düzenlenen Dünya Ticaret örgütü (WTO) Bakanlar Konferansı, emperyalistler açısından tam bir fiyaskoya dönüştü. Onbinlerce işçi ve emekçinin katıldığı protesto eylemlerinin gölgesinde geçen zirvede; tarım, çalışma standartları, çevre sorunları ve yoksul ülkelerin ürünlerinin piyasalara "daha rahat açılması" gibi konularda hiçbir uzlaşma sağlanamadı. Zirvede emperyalistler arası alevlenen tartışmalar, önümüzdeki döneme yayılarak sonuçlandırılmaya çalışılacak.
Sokaklardaki emekçi protestolarını önlemek için alınan önlemlere ise bir yenisi daha eklendi ve aralarında Özel Kuvvetler elemanlarının da bulunduğu 160 kadar askeri personel Seattle'a gönderildi.
'Ya şimdi, ya hiç'
WTO delegeleri, konferansın son gecesi olan önceki gece, büyük bir acele içinde, toplantının kamuoyu nezdinde büyük bir fiyaskoyla sonuçlanmasını önlemek için sabahladılar. Ticaret konularında birbiriyle çatışan ABD ve diğer emperyalistlerin, WTO'nun "namusunu kurtarmak" için tam bir ittifak içinde çaba harcadıkları görüldü. Bu aceleyle ilgili yorum yapan bir Avrupa Birliği (AB) yetkilisi, "Artık kasılmaların bitmesi ve konuşmanın başlaması gerekiyor. Eğer bunu şimdi yapamazsak hiç yapamayız" diedi.
WTO Genel Sekreteri Mike Moore ise, 135 ülkeden delegeyi "uzlaştırmak" için son bir çaba sarf ederek, oldukça yuvarlak ifadelerle hazırlanmış bir taslak sonuç metni hazırladı. Delegeler ise, Moore'u, görüşmelere daha erken müdahale etmediği için sert bir biçimde eleştirdi.
Bakanlar Konferansı'na başkanlık eden ABD'li ticaret temsilcisi Charlene Barshefsky'nin "görüş ayrılıklarımızı giderelim" çağrısı ise özellikle Avrupalı delegeler tarafından acı bir tebessümle karşılandı. 135 ülke delegesinin ortak bir metinde bile anlaşmakta zorlanması, görüşmelerin bir gün uzatılma olasılığını gündeme getirdi, ancak haberimiz yayına hazırlandığı sırada bu konuda net bir açıklama yapılmamıştı.
Tarım çekişmesi sürüyor
Gözlemciler, WTO'nun iplerini elinde tutan emperyalistler arasında, özellikle tarım sübvansiyonlarının kaldırılması konusunda başgösteren gerginliğin bir türlü "giderilemediğini" belirttiler.
ABD'li delege ve temsilcilerin protesto eylemleri nedeniyle diğer delegeler karşısında "utanç duyduğu" da dile getirildi. Clinton yönetiminin, bu utancın üzerine bir de görüşmelerin fiyaskoyla sonuçlanmasını önlemek için elinden geleni yaptığı belirtildi.
Clinton eline yüzüne bulaştırdı
WTO içinden kaynaklar ise, ABD Başkanı Bill Clinton ile ABD'li delegelerin tutumu arasında büyük bir zıtlık meydana geldiğini ve bu iç çatışma nedeniyle görüşmelerin çıkmaza girdiğini söylediler. Kaynaklar, Clinton'ın, "Belli standartlara uymayan ülkelerin ticari yaptırımla cezalandırılmasını istiyorum" sözlerini, özellikle Hindistan ve Tayland'ı öfkelendirdiğini kaydetti. Görüşmelerin başlangıcından bu yana, azgelişmiş ülkeleri yanlarına çekmek için "yoksul ülkelere ticari kolaylıklar sağlamak"tan bahseden ABD'li delegeler ise, Clinton'ın sözleri karşısında tam anlamıyla "arada" kaldılar. Bir Avrupa Birliği kaynağı, konuyla ilgili olarak, "Clinton'ın müdahalesi ABD için çok kötü oldu. Amerikalılar, onun sözleri nedeniyle afalladılar" diye konuştu. Adını vermek istemeyen bir diğer kaynak ise, ABD'nin tutumu hakkında şu yorumu yaptı: "Çalışma standartlarını konusunu gündeme getiren Amerikalılar, Clinton'ın yaptırım lafını ağzına almasıyla birlikte köşeye sıkıştı. ABD'nin bunu yapmasının nedeni, hafta boyunca süren halkla ilişkiler rezaletinin ardından, özellikle Amerikalı sendikalara hoş görünme ihtiyacıydı. Ama ters tepti. Clinton için bu zirve bir kâbus oldu ve tüm olan bitenden sonra hâlâ elimizde bir anlaşma yok." İçine girilen çıkmazla ilgili bir açıklama yapan Pakistanlı bir delege ise, gündemdeki tüm konuları "potansiyel bir mayın tarlası" olarak nitelendirdi.
'Yoksullara söz hakkı verilmesin'!
ABD'yi eleştiren Avrupa Birliği Ticaret Komisyonu üyesi Pascal Lamy de, zirvenin örgütlenme tarzının ilerleme kaydedilmesini engellediğini, çünkü bu şekilde "küçük ülkelere tüm tartışmalarda fazla söz hakkı tanındığını" söyledi. Lamy, "Böylesi kaotik bir süreçte sonuç elde etmek, mucize demek" diye konuştu. Pascal Lamy, bu sözlerle, WTO'nun "normal" işleyişinin, emperyalistler tarafından alınan kararların küçüklere dayatılması şeklinde olduğunu da itiraf etti.
Bu arada, Avrupa Birliği'nin, tarım konusunda ABD'nin birtakım taleplerine boyun eğdiği, ancak yine de işin özüne ilişkin sorunlarda büyük görüş ayrılıklarının devam ettiği ifade edildi.
'Kalkınma' aldatmacası
Zirvedeki bir diğer fiyasko da, aylardır propagandası yapılan "yoksul ülkelere gümrük kolaylığı" konusundaki gelişmeler oldu. İngiltere tarafından ortaya atılan ve Seattle öncesinde "geniş destek gören" bu gündeme göre, dünyanın "en az gelişmiş" 48 ülkesi tarafından üretilen ürünler, tüm WTO ülkelerine sıfır tarife ile girebilecek ve böylelikle piyasada daha fazla şansa sahip olacaktı. Ancak Seattle'da, bu konuda da herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Kalkınma Uzmanı David Bryer, böyle bir anlaşmanın imzalanma olasılığının çok zayıf olduğunu, imzalansa bile tekstil, şeker ve pirinç gibi anahtar ürünleri içermeyeceğini söyledi. "Bu durum düş kırıklığı yaratıyor" diyen Bryer, "Eğer en yoksul ülkelere yardım konusunda bile anlaşamıyorlarsa, şu 'kalkınma raundu' laflarının hiçbir anlamı kalmamış demektir" yorumunu yaptı.
Emperyalistler tarafından yoksul ülkelere sunulan tek "lütuf" ise, Afrika ülkelerinin AIDS'e karşı almak istediği ilaçlardan gümrük vergisinin düşürülmesi oldu. Ama fiyat indiriminin oldukça cüzi olacağı ve AIDS nedeniyle ölüme mahkûm edilen yoksulların bu ilaçları satın almasının hâlâ imkânsız olduğu vurgulandı.
Özel Kuvvetler devrede
Öte yandan, ABD hükümeti, Seattle sokaklarında terör estiren Ulusal Muhafız, FBI timleri ve polis birliklerine ek olarak, aralarında Özel Kuvvetler üyesi kontraların da bulunduğu 160 askeri daha kente sevk etti. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yapılan açıklamada, askeri birliğin "halen görevde bulunan FBI, Federal Acil Durum İdare Örgütü, Gizli Servis ve diğer örgütlere yardımcı olacağı" kaydedildi. Söz konusu birlikte kara kuvvetlerinden 131, hava kuvvetlerinden 27, deniz kuvvetlerinden ise 8 özel eğitimli askerin bulunduğu öğrenildi.
Eylemlere katılan sendika ve kitle örgütü temsilcileri ise, devlet güçlerinin zorbalığını kınadılar. Yüzlerce kitle örgütü, ne pahasına olursa olsun gösterileri sürdüreceklerini açıkladı.
Amerika Birleşik Çelik İşçileri Sendikası'ndan John Goodman, polisin hiçbir uyarıda bulunmadan kitlelere gözyaşartıcı bomba attığını belirtti. Goodman, "Son dört gün içinde yaşadıklarımın Amerika'da meydana gelebileceğine asla inanamazdım" diye konuştu.
Polis yetkilileri, son üç gün içinde gözaltına alınanların sayısının 572'ye yükseldiğini bildirdiler. Önceki gün şehir merkezinde toplanan kalabalık bir grup, "Seattle 500'ünü serbest bırakın" sloganlarıyla, gözaltındakilerin bir an önce bırakılmasını istedi.
www.evrensel.net