Seattle'da eylem günlüğü...

WTO 3. Bakanlar Toplantısı, 30 Kasım günü, WTO'nun kısa tarihinde ilk kez açılış seremonisi yapılamadan, 5 saat gecikme ile morali bozulmuş az sayıdaki delegenin katılımı ile saat 15.00'te başlayabildi.

Seattle'da eylem günlüğü...
Gaye Yılmaz - Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Grup Sözcüsü
WTO 3. Bakanlar Toplantısı, 30 Kasım günü, WTO'nun kısa tarihinde ilk kez açılış seremonisi yapılamadan, 5 saat gecikme ile morali bozulmuş az sayıdaki delegenin katılımı ile saat 15.00'te başlayabildi. Dün (30 Kasım), delegelerin bir bölümü bütün gün otelinden çıkamadı, toplantı merkezine gitmeye kalkan delegeler protestoların ortasına düştü. Çareyi bir tiyatro binasına sığınmakta buldular (polis tiyatro binasını kapatıp korumaya aldı) ve delegelerin bazıları polisin bol olduğu noktalarda kendilerine karşı slogan atan protestoculara tekme ve yumrukla saldırdı. Bu çirkin ve arsız saldırılar 250 milyon kişi tarafından televizyonlardan defalarca izlendi.
Gösterilerin 'şiddet eylemi' şekline dönüşmesinin nedenlerine gelince: 30 Kasım günü 06.00'dan itibaren Convention Centre (toplantının yapıldığı gökdelen) civarına çıkan cadde ve sokaklar protestocular tarafından tutulup delegelerin toplantıya katılmaları engellenince her geçen dakika protestoculara çığ gibi katılımlar gerçekleşti. Bu arada saat 12.00'de yapılması planlanan büyük yürüyüş için Memorial Stadyumu'nda sendikaların öncülüğünde işçiler, çevreciler, hayvanseverler, insan ve yurttaş hakları savunucuları ve çeşitli gruplar toplandı.
12.30'da başlayan büyük yürüyüşte ve barikatlarda 15.00'e kadar hiçbir olay olmadı ve 100 binden fazla insan (250 bine ulaştığını söyleyen bazı gazetecilerle bile karşılaşıyoruz) barış içerisinde protestolarını gerçekleştirdi. Salı günü Seattle cadde ve sokaklarında WTO'ya karşı olmayan kimse yoktu. Bu görüntü birilerini korkutmuş olacak ki 15.00'te düğmeye basıldı ve polis, bir duvarın üzerinden fotoğraf çeken bir protestocuyu itip düşürünce olaylar başladı.
Bu olayın ardından göstericiler çemberi yarmaya çalışınca, polis biber gazı bombası atmaya, topluluğa rastgele plastik mermiler kullanarak (neredeyse birkaç metre mesafeden) ateş etmeye ve protestocuları tutuklamaya başladı. Polisin bu saldırısı ile olaylar dalga dalga tüm Seattle'a yayıldı ve gecenin geç saatlerine kadar sürdü.
Medya merkezinde kuşatma
Saat 15.30'dan 18.30'a kadar bulunduğumuz Alternatif Medya Merkezi'nin önünde bulunanlara polis plastik mermilerle ateş açtı ve merkezin kapısının önüne gaz bombası attı. Medya merkezinde bulunan 70 civarında gazeteci ve protestocu biber gazından yoğun şekilde etkilendik. Geçici olarak sesini kaybedenler, öksürükten gözünden yaşlar boşananlar, panikleyenler. Biber gazı bombalarının arka arkaya patladığı sırada merkezdeki tecrübe sahibi kişiler silah atıldığını düşünerek "Herkes yere yatsın" uyarısında bulundular, ama birkaç dakika içinde dumanlar kapı altından girmeye başlayınca durum anlaşıldı. Medya Merkezi'nin toplam 4 çıkış kapısından 3 tanesi polis tarafından bloke edilmiş olduğundan ve saat 19.00'dan sabah 7.30'a kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiği için oteline, evine gitmek zorunda olanlar 4 kişilik gruplar halinde bu 4. kapıdan çıkarıldı ve gruplar 5'er dakika ara ile, sokak kontrol edildikten sonra ve birbirlerinden ayrılmadan yürümeleri ve dikkatli olmaları için uyarılarak gönderildi.
Sokağa çıkma yasağı kentin belirli fakat geniş bir kesimi için geçerliydi. Fakat gece boyunca 400, 500 kişilik grupların eyleme devam ettiklerini televizyonlardan izledik. 1 Aralık sabahı, bir gün önce sergilenen vahşet faydasını göstermiş, kalabalık kitle parçalanmıştı. Başını öğrencilerin çektiği küçük gruplar kent halkını sokağa çağıran ve WTO ile küreselleşmeyi hedef alan sloganlar atarak neredeyse onlarca caddenin başına kurulmuş polis barikatlarını aşmaya çalıştılar, ama gaz bombaları, gözaltına almalar ve doğrusu, bizleri ve tüm yabancı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini şaşırtan şiddet sonucunda sadece hırpalandılar ve ne yazık ki amaçlarına ulaşamadılar.
Sürekli yapılan olağanüstü hal açıklamaları aylar önce yapılmış olan sivil toplum kuruluşlarının toplantı takvimlerini de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle müthiş bir telefon trafiği yaşıyoruz. Programda belirlenmiş toplantılardan birkaç saat önce organizatör grupları arayarak toplantı yeri ve saatinin değişip, değişmediğini öğrenip ancak bundan sonra yola çıkabiliyoruz.
Sessiz protesto
Seattle'da saat 13.00'te yaklaşık 2000 kişi olarak gerçekleştirdiğimiz bir eylemden de bahsetmek istiyorum. Bir önceki günün şiddetini protesto etmek amacıyla ağızlarımızı bantladık ve el ele tutuşarak çok uzun bir zincir oluşturduk. WTO toplantı merkezine çıkan ana caddelerden birinin başına kadar uzanan bir zincir... Polis barikatının karşısına geçerek yaklaşık 20 dakika hiç slogan atmadan ve el ele tutuşmuş olarak, yağmur altında beklendi ve ardından grup dağıldı. Bu arada Seattle Güvenlik Departmanı, bağlı olduğu Washington eyaletinden ek askeri kuvvet göndermesini talep etti. Ve bu ek kuvvetler kente ulaştı. Yıllar önce Vietnam protestolarına aktif olarak katılmış Seattle Belediye Başkanı ise, "Bir belediye başkanının isteyeceği en son şey, sokaklarında OHAL ilan edilmiş, gaz bombaları ve plastik kurşun atılan, ek kuvvet talep etmek zorunda kalmış bir kente başkanlık etmek" olacağını belirterek yaşananları "kaçınılmaz" göstermeye çalışıyor.
WTO toplantısına gelince; toplantı yerinde bir değişiklik söz konusu olmaksızın bugün itibarıyla toplantılarını yaptıklarını (üzülerek) bildirmek istiyorum. Clinton gece ulaştı kente ve ev sahibi konumundaki ülkesi adına bir konuşma yaparak açtı toplantıyı. Aslında neler söylediğinin detayına girmeye hiç gerek yok, zaten çok iyi biliyorsunuz. Efendim, dünya son 50 yılda çok iyi bir noktaya gelmiş ve bunu da serbest piyasa ekonomisi ve ticarete borçluymuş. İşte bu nedenle küreselleşmeden geri dönüş düşünülemezmiş bile. Özellikle tarımın serbest piyasa ekonomisine açılması elektronik ticareti ve hizmet ticareti konuları tüm dünya için hayırlı olacakmış. Ama bu arada çevre ve emek meseleleri de kesinlikle göz ardı edilemezmiş. Tabii WTO'nun daha şeffaf olması, halkın (bazı sivil toplum kuruluşlarının) toplantılara dahil edilmesi ve WTO'nun saygınlığının da artırılması gerekiyormuş. Bu sağlanırsa bugün sokaklara dökülen ve 'yanlış bilgilendirilen' insanların sayısı da çok azalacakmış!..
www.evrensel.net