Türk-İş Genel Kurulu sönük geçiyor

Türk-İş'in dün başlayan 18. Genel Kurulu, 2. gününde de sönük devam ediyor. Başkanlar Türk-İş'i göreve çağırırken salondaki delegelerin coşkusuzluğu dikkat çekiyor.

Türk-İş Genel Kurulu sönük geçiyor
Türk-İş'in dün başlayan 18. Genel Kurulu, çalışmalarını sürdürüyor. Genel Kurul'un ikinci gününde komisyon seçimlerinin ardından, söz alan sendika yöneticileri, daha önce belirlenen sıra doğrultusunda konuşmaya başladılar. Başkanlar konuşmalarında Türkiye'nin ve çalışma hayatının sorunlarını sıralayarak Türk-İş'i göreve çağırırken salondaki delegelerin coşkusuzluğu dikkat çekiyor. Sendika başkanlarının konuşmalarında dikkati çeken bir başka yön ise, istisnasız bütün başkanların IMF'ye, bütçeye ve özelleştirmeye karşı sert bir üslup kullanmaları oldu.
İlk konuşmayı yapan Dok Gemi-İş Sendikası Genel Başkanı Nazım Tur, kongre sonucunda kim seçilirse seçilsin tüm üyelerin kazanılmış haklarının korunması için omuz omuza mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Tur, 2000 yılında, kazanılmış hakların korunması amacıyla Kızılay Meydanı'nda çok sayıda kişinin katılımıyla mitinglerin gündeme geleceğini belirtti. Tur, yeni yönetime ilişkin düşüncelerini ise, "İdealist insanlar seçilmeli" sözleri ile dile getirdi.
Genel Kurulu'un sönük geçtiği tespiti ile sözlerine başlayan TOLEYİS Genel Başkanı Cemail Bakındı, Divan Başkan Sabri Özdeş'in bu doğrultuda yazılan haberlere kızmasının doğru olmadığını söyledi. Türk-İş yönetimini eleştiren Bakındı, çalışanların tüm tepkisine karşın Sosyal Güvenlik Yasası'nın çıktığını kaydederek, Türk-İş yönetiminin bu yasanın çıkması sürecinde yeterli mücadele veremediğini kaydetti. Bakındı, depremin yasanın çıkması için bahane edildiğine ilişkin sözleri de eleştirerek, "Başkanımızın depremden önceki Başkanlar Kurulu toplantısında 'Yasanın yüzde 90'ı üzerinde anlaştık' sözlerini hatırlatmak istiyorum" dedi.
'Başkanım Turban'a talip oldu'
Konuşması sırasında delegelerin, "Mitinglerde, meydanlarda niye yoktun?" de mesi üzerine Bakındı, "Benim trilyonlarım yok. Bu mitinglere ancak 300 kişi ile katılabildim" dedi. Daha önce özelleştirmeye karşı ciddi bir karşı çıkışı olmayan Bakındı, konuşması sırasında Türk-İş yönetimini özelleştirmeye karşı tutarlı bir politika izlememekle suçlayarak, "Benim başkanım İzmir'deki Turban Otel'e talip oldu. Bunları dile getirmek istemiyorum. Bu Türk-İş'i yıpratıyor" diye konuştu.
Bu sırada delegeler Bakındı'ya tepki gösterdiler. Sözleri "Meydanlarda yoktun", "Eylemlere katıl sadece konuşuyorsun" diye kesilen Bakındı, "Yüzbinleri alanlara topladınız da ne oldu?, Dün konuşma yapan Başkan Meral'in dediği gibi süs oldunuz süs. Sosyal Güvenlik Yasası çıkmadı mı? İş güvencesi yasası çıktı mı?" sözleri ile delegelere karşılık verdi. Bakındı, Türk-İş'in, 28 Şubat sürecinde izlediği politikayı doğru bulduğunu, ancak ülkede sadece irtica tehlikesinin değil, açlık ve yoksulluk tehlikesinin de bulunduğunu sözlerine ekledi.
Küreselleşme sendikalari eritti
Daha sonra söz alan Liman-İş Genel Başkanı Raif Bayır izlenen politikalar sonucunda Türkiye'nin ABD'nin uydusu haline getirildiğini, özelleştirmelerin hızlandığını, tekelleşme ve buna bağlı olarak bölgelerarası dengesizliğin arttığını belirtti. Bayır, işçi sınıfının büyük mücadeleler sonucunda kazandığı hakların gasp edildiğini, MAI ve Tahkim Yasası ile devlet olma erkinin yok edildiğini kaydetti. Küreselleşme politikalarının sendikaları erittiğine dikkat çeken Bayır, "Sendikalar küresel politikalardan etkilenerek eriyor, toplumsal ve ekonomik hayatın dışına atılmaya çalışılıyor. En büyük silahımız grev azalıyor. Dayanışma eylemleri, iş yavaşlatma azalıyor. Sendikaların toplumdaki etkileri azalıyor" diye konuştu. Sendikaların bu yeni saldırılara karşı yeni, bilinçli ve kararlı bir politika izlemesi gerektiğini kaydetti. Bayır sendikaların üretimden gelen güçlerini kullanmaları ve Emek Platformu'nu tekrar canlandırmalarını istedi.
Hükümet IMF'nin sözünden çıkmadı
Kristal-İş Başkanı Mustafa Bağçeci ise, sendikal hareketin bir adım daha ileriye götürülmesi gerektiğini söyledi. Küreselleşmeyi 'paranın padişahlığı' olarak tanımlayan Bağçeci, "Hükümet 3-4 milyar dolar için IMF'nin sözünden çıkmadı. Ama bizim isteklerimize kulak tıkadı" dedi. Genel kurulda geçmiş dört yılın hesabının yapılması gerektiğini söyleyen Bağçeci, 13 Ağustos mitingini 'hüsran' olarak nitelendirdi. Bağçeci, Türk-İş'in 13 Ağustos'taki işbırakma eylemi nedeniyle sendikasına işveren tarafından 3 trilyon lira tazminat davası açıldığını söyledi ve işbırakma sırasında Türk-İş'i arkalarında bulamamaktan yakındı.
Hükümetin deprem yaralarının sarılmadığı bir dönemde Sosyal Güvenlik Yasası'nı çıkarmasını eleştirerek sözlerine başlayan Çimse-İş Genel Sekreteri Hasan Akmehmet, ancak yasanın uygulanmaması için iktidar değişikliğine bel bağladığını söyledi. Akmehmet, "Bu böyle devam etmez. Anayasa Mahkemesi yasaları onaylasa bile yeni kurulacak iktidarların bu yasayı uygulayacaklarını sanmıyorum. Orta yolu mutlaka bulacaklar" diye konuştu. Özelleştirmeyi 'saçmalık' sözleri ile eleştiren Akmehmet, Türkiye'de özelleştirmelere talan, yağma, peşkeş, işçi kıyımı gibi isimler vermenin daha doğru olduğunu belirtti. Türkiye Koop Genel Başkanı Mehmet Yazan ise, dünyanın globalleştiğini söyleyerek, emeğin de globalleşmesi savundu.
Geçmişten herkes sorumlu
Zorlu bir dört yıl geçirdiklerini söyleyen Yol-İş Genel Sekreteri Tevfik Özçelik, 4 yıl boyunca uluslararası tekelci sermayenin saldırıları ile karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Geçmiş dönemde yaşanılan olumsuzluklardan herkesin sorumlu olduğuna dikkat çeken Özçelik, "Bugün ve bundan sonra, belirli soruları açık ve net biçimde sormak zorundayız. Soruyoruz: Özelleştirmeye 'evet' mi, 'hayır' mı? Biz, 'hayır' diyoruz" diye konuştu. Saldırılara karşı bugüne kadar birçok eylem yaptıklarını savunan Özçelik, önümüzdeki dönemde de emekçileri zor günlerin beklediğinin altını çizdi.
Karakoç geçmişe dokunmadı
Özçelik'ten sonra kürsüye gelen Tek Gıda-İş Genel Başkanı Hüseyin Karakoç, ülkenin son üç ayda iki defa deprem acısıyla sarsıldığını hatırlatarak, "Türkiye yanlız deprem acısı çekmiyor, açlık acısı çekiyor, yoksulluk acısı çekiyor, işsizlik acısı çekiyor" dedi. Karakoç, sermaye cephesinin giderek saflarını sıklaştırdığını dile getirerek, "Çünkü ağababaları öyle istiyor. Bundan sonra bizi daha ciddi saldırılar bekliyor" diye konuştu. Bayram Meral listesinde yeri kesinleşen Karakoç'un konuşması boyunca Türk-İş'in geçmiş dört yılına hiç değinmemesi dikkat çekti.
www.evrensel.net