Şubelerin deklarasyonundan...

Şubelerin deklarasyonundan...

Türk-İş, bu kongreyle birlikte sınıfın çıkarlarını temel alan bir sendikal çizgi izlemelidir...

Şubelerin deklarasyonundan...
  • Türk-İş, bu kongreyle birlikte sınıfın çıkarlarını temel alan bir sendikal çizgi izlemelidir.
  • Türk-İş, bütün olay ve olgulara emek-sermaye çelişkisi temelinde tanımlar getirmeli, mücadele hattı ve politikalarını buna göre belirlemelidir. Bu temel ilkeden hareketle;
    1) "Globalleşme", "küreselleşme" adı altında dayatılan emperyalist saldırı politikaları reddedilmeli, bunun karşısına, "Tam bağımsız demokratik bir Türkiye" şiarıyla çıkılmalıdır.
    2) Söz, basın, örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri garanti altına alan demokratik bir Anayasa talep edilmelidir.
    3) Çözümsüz kaldığı sürece ülkemizin maddi ve insan kaynaklarını tahrip eden, sendikal hareketi ve işçi hareketinin gelişimini sekteye uğratan, bütün antidemokratik uygulamalara kılıf edilen Kürt sorununun, demokratik halkçı tarzda çözüme kavuşturulması için çaba gösterilmelidir. Bunun ilk adımı olarak, OHAL'in kaldırılması, bölgede yaşamın normalleştirilmesi için girişimlerde bulunulmalıdır.
    4) Çetelerden, işkence ve gözaltında kayıpların, faili meçhullerin hesabı sorulmalıdır. Şemsi Denizer cinayetinin gerçek failleri açığa çıkartılarak hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır. Türk-İş, bu işin ısrarlı takipçisi olmalıdır.
  • Sermaye cephesinin, özelleştirme, esnek çalışma, kıdem tazminatı hakkının kaldırılması, 6'lı paket gibi dönemsel saldırılarının püskürtülmesi, tahkim ve mezarda emeklilik yasasının geri aldırılabilmesi için emekçilerin birleşik topyekûn mücadelesi zorunludur. Mücadele içinde doğan Emek Platformu, bu birliğin billurlaşmış bir ifadesidir. Türk-İş, Emek Platformu'nun günün ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda işlevli kılınması için üzerine düşen sorumluluğa uygun davranmalıdır.
  • Sermaye cephesinin sendikasızlaştırma politikasına karşı, Türk-İş bir sendikal örgütlenme seferberliği başlatmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engellerin başında, 1475 Sayılı İş Kanunu ile 2821-2822 Sayılı Sendikalar, Toplusözleşme, Grev ve Lokavt Yasası'nda bulunan antidemokratik hükümler gelmektedir. "İş Kanunu ve Sendikalar Yasası demokratikleştirilsin" talebi etrafında bir kampanya örgütlenmelidir.
  • Kurulduğu günden beri izlediği geleneksel "partilerüstücülük politikası", Türk-İş'i sermayenin politik etkisi altına almanın bir dayanağı olmuştur. Türk-İş ve bağlı sendikaların yönetimlerinin belirlenmesinde, bu "politik etki" kendini hissettirmiştir. Öyle ki, sermaye, bu etkisine dayanarak, kritik anlarda işçi hareketini ve sendikal hareketi içten baltalayıp, bölebilmiştir. Gelinen yerde, Türk- İş, sermaye politikaları ile kendi arasına kalın bir çizgi çekebilmelidir. Konfederasyon ve sendika yöneticilerinin kendi pratik angajmanları ne olursa olsun, her adımda sınıfın çıkarları belirleyici ilke olmalıdır.
  • Demokrasi için mücadeleyi kendi mücadelesinin temeli sayan bir Türk-İş, kendi içinde demokratik normları uygulamayı ihmal edemez. Bu anlayışın zorunlu bir gereği olarak, Türk-İş bölge temsilcilikleri seçimle belirlenmelidir.
    www.evrensel.net