Aynalar bazen gerçeği yansıtır

İtalyan sanatçı Michelangelo Pistoletto, aynaların sihirli gücünü, eserlerini izleyenlerin algılarını uyandırmak amacıyla kullanıyor.

Aynalar bazen gerçeği yansıtır
(The Guardian)
İtalyan sanatçı Michelangelo Pistoletto, '50'li yılların sonunda pek çok ressam gibi kendi portresini yapabilmek için aynalardan yararlandı. Bu portrelerin arka planları genellikle oldukça karanlık, parlak ve oluyordu. 1958'de İtalya'ya gelen büyük Francis Bacon sergisinden etkilenen Pistoletto, tuval yerine bizzat aynaları kullanmaya ve çelik gibi parlak yüzeyler üzerine yapıştırdığı kağıt mendillere bire bir ebatlarda figürler çizmeye başladı. Daha sonra bu yüzeylere fotografik unsurlar da eklemeye başladı.
Pistoletto'nun bu çalışmaları, kendisini aynaların ana malzeme olarak kullanıldığı ve bugün pek çoğu Oxford'daki Modern Sanat Müzesi'nde sergilenen çalışmalara götürdü.
Aynalar olanı gösterir. Ancak Pistoletto'nun aynaları şimdiki zaman ile malzemenin işlendiği zamanki imgeleri birbirlerine ekliyor. Sanatçının form açısından bugünkünden daha basit olan ilk çalışmalarında genellikle aynaların üzerine yapıştırılan ikincil nesneler kullanılıyor. Örneğin bir aynanın üzerinde sallanan işlenmiş bir ampül, boşlukta da sallanıyor gibi görünür.
Bir başka aynanın dibine boyalı bir şişe yerleştirilmiştir. Bir aynaya 'tırmanan' merdiven, çalışmayı izleyen kişinin kendisini merdiveninin arkasında da görebilir.
Diyelim ki Pistoletto'nun eserlerinin sergilendiği bir galeride tek başınızasınız ve 'Bekleme' isimli seriyi izliyorsunuz. Kendinizi, otobüs sıraları, kuyruklu otomobiller ve toplanmayı bekleyen çöplerden oluşan bildik cadde manzaraları arasında bulursunuz. Çevrenizdeki insanlar ise '60'lardan kalma İtalyanlar!
Antonioni ya da Fellini'nin filmlerinden birinin içindesiniz sanki, bir kafeye kapuçino içmeye giderken veya itiş kakış otobüs kuyruğunda... Geçmiş ve gelecek çarpışmaktadır.
Pistoletto'nun sergisine gelen bir çocuk, kendisi sekiz sehpanın aynadaki yansımalarını saymaktan alamayabilir; elliiki, elliüç, ellidört...
www.evrensel.net