Ne Bayram Meral ne de Mustafa Özbek

Ne Bayram Meral ne de Mustafa Özbek

Meral, Sosyal Güvenlik Yasası'nı Türk-İş Başkanlar Kurulu'na kabul ettirmeye çalıştı. 'Bunun yüzde 96'sı işçilerimizi tatmin eder' dedi.

Ne Bayram Meral ne de Mustafa Özbek
Şahin Bayar
Türk-İş'te 1-5 Aralık 1999 tarihlerinde yapılacak olan 18. Olağan Genel Kurul öncesi liste arayışları sürerken Bayram Meral ve Mustafa Özbek gölgesinden bıkan sendikalar yeni arayışlara giriyor. Bu sendikalardan biri de Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (TÜMTİS). Türk-İş Genel Kurulu ile ilgili olarak sorularımızı yanıtlayan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, Türk-İş'in yeni kadrolara ihtiyacı olduğunu, Meral ve Özbek'in artık bir kenara çekilmesi gerektiğini belirterek, "Meralsiz ve Özbeksiz bir liste oluşturmaya çalışıyoruz" dedi.
Türk-İş yönetiminin son 4 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Kararlı, inançlı, emeğe inanan, sınıfa inanan, demokrasinin gelmesine inanan bir Türk-İş yönetimi yoktu dört yıl boyunca. Bazı sendikaların birlikte haraket etmesiyle birlikte, özelleştirmeye, tareşonlaştırmaya karşı, 12 Eylül hukukuna karşı, işgüvencesinin sağlanmasına yönelik birtakım kararlar alındı. Türk-İş çoğu zaman şubeler platformlarının tabandan bastırması sonucu harekete geçmek zorunda kaldı. En son 24 Temmuz'da 400 bin işçinin sosyal güvenlik yasa tasarısına karşı sokaklara döküldüğü Ankara mitingi bunun örneklerindendir. İşçi, ciddi, uzlaşmayan bir Türk-İş istiyor. Şimdiye kadar birçok eylem gerçekleştirildi, sokaklara çıkıldı, ama kazanım elde edilemedi. Son Sosyal Güvenlik Yasası'nda da aynı şey oldu. Bir taraftan işçiler eylem yaparken, diğer yandan Türk-İş Başkanı hükümetle kapalı kapılar arkasında işçilerin aleyhine bir ilişkiye girdi. Meral, Sosyal Güvenlik Yasası'nı Türk-İş Başkanlar Kurulu'na da kabul ettirmeye çalıştı. 'Bunun yüzde 96'sı işçilerimizi tatmin eder' dedi. Zaman zaman Türk-İş yönetimi Meral'i aşamadı ve ona tabi kaldılar.
Bir sendikacı, Türk-İş değil hangi sendikada yer alırsa alsın, eğer kendisini işçilerin temsilcisi olarak görüyorsa, sınıfın çıkarlarının yanında yer tutmalıdır. Başka bir şey düşünülemez. Parlamentodaki partilerin hepsi sermayenin yasalarını çıkarmak için çalışıyor. Sendikaların görevi bunların çıkarmasını engellemektir. Sermayeden ödül alıp onlarla kol kola girmek değildir.
Her Türk-İş Genel Kurulu'nda 'Meral mi, Özbek mi' dayatmasını yaşayan Türk-İş delegeleri, şimdi 'Ne Meral, ne Özbek' diyorlar. Bu arayıştan cesaret alarak yapılan muhalif toplantıları var. Siz bu toplantıların sonuncusuna katılmadınız. Neden? Bu toplantılardan bir sonuç çıkmamasını neye bağlıyorsunuz?
- Meral'i Türk-İş başına Özbek getirdi. Daha önce Türk-İş'in genel başkanı Şevket Yılmaz idi. Şevket Yılmaz'a karşı Meral ve Özbek bir oluşum oluşturdular. Zannediyorum o günlerde 20 sendika yöneticisi olarak bir araya geldik, Yılmaz'a gönderilmesi gerektiğini söyledik. Bunun içinde Özbek de vardı. İlk üç yılda Meral ve Özbek arasında herhangi bir şey yoktu. Üç yıl boyunca abi kardeş gibiydiler. Türk-İş Başkanlar Kurulu'nda paslaşıyorlardı. Toplantılarda bütün düşünceler alındıktan sonra Bayram Meral, toplantı sonuçlarını Özbek'in düşünceleri doğrultusunda bağlıyordu.
Yönetime gelirken söz veriyorlardı birbirlerine, bir dönem sonra sen geleceksin diye. Son genel kurulda Özbek ve Meral karşı karşıya gelmeye başladılar. Meral üç yılını bitirip sözünü tutmayınca Özbek, Meral'e karşı Faruk Barut'u destekledi. Şimdi liste oluşturulması için bazı girişimler var. Ancak Meralsiz ve Özbeksiz bir Türk-İş isteniyor. Henüz bu iki isim Türk-İş üzerinden atılmadığı için liste çıkarmakta zorlanılıyor.
Türk-İş 18. Olağan Genel Kurulu'na sadece bir hafta kaldı. Ancak ne Meral'in ne de muhaliflerin listesi açıklanmadı. Bu belirsizliği neye bağlıyorsunuz?
- Bu genel kurul öncesinde biz İstanbul'daki sendikalar olarak sekiz sendika bir araya geldik. Meralsiz ve Özbeksiz bir listenin oluşması gerektiğini vurguladık. Bunun üzerine Ankara'da sendikaların böyle bir toplantı yapmasını önerdik. Bu toplantıların üçüne katıldım, ancak son toplantıya katılmadım. Afyon'da yapılan ilk toplantıya 13 sendika katıldı. Bu toplantıda prensipler ve ilkeler konuşuldu. Siyasal düşünceleri çok farklı da olsa Türk-İş'i kucaklayan, önüne mücadeleyi koyan, siyasal iktidara teslim olmayan, kafa kol ilişkisi ile işçi sınıfı mücadalesini pasifize etmeye yönelmeyen bir yönetimin olması gerektiğine inanıyorum. Afyon toplantısında bunu söyledik. Oraya katılan hemen hemen herkes bu düşünceleri kabul etti.
Ankara'da yapılan toplantıya ise 20'ye yakın sendika katıldı. Biz burada da kim başkan olacaktan daha çok, nasıl bir Türk-İş yaratacağız, ilkeleri, prensipleri ne olacak, saldıralara nasıl göğüs gerecek, sınıf haraketini nasıl kucaklayacak, soruları üzerinde durduk. Bazı sendikalardan zaman zaman 'Hemen başkan adayını belirleyelim' sözleri geldi. 'Yok' dedik, 'Biz önce ilkeleri belirleyelim'. Sendikaların hiçbiri söylediklerimize 'hayır' demiyordu. Hatta bazen bizi aşan şeyler söylüyorlardı. Ama bir başkan olmadı, çünkü Meralsiz ve Özbeksiz bir Türk-İş istiyorduk. Özbek ise toplantılarda, "peşin fikirli olunmaması" gerektiğini söylüyordu. 22 Kasım'daki toplantıda bir yönetim belirlenecekti, biz ona katılamadık. Bu son toplantıda Özbek başkanlığıyla ilgili bir dayatma olduğunu duyduk. Biz daha önce Özbek'le birlikte olmayacağımızı söylemiştik. Önümüzdeki dönem de bu böyle devam edecek.
Türk-İş içinde, sözünü ettiğiniz prensiplere sahip sendikacılar yok mu? Eğer varsa neden bir araya gelip bir liste oluşturmadılar?
- Bu ilkeleri sahiplenen sendikacılar mutlaka var. Ama genel anlamda baktığımızda, bir koltuk kavgası yaşanıyor Türk-İş'te. Gerçekten sınıfın çıkarlarını koruyan, daha etkin bir Türk-İş yaratma yerine herkes bir sandalye peşine düştü. Bütün sendikalar küçülüyor, işyerlerinde hiç örgütlü sendika kalmadı. Ama herkes aday. İlkelere evet diyorlar, prensiplere evet diyorlar. Ama aday belirlemeye gelince, 'yönetim büyük sendikalardan oluşacak' diyorlar. Bir sürü sendikacının kafasından yönetime aday olmak geçiyor. Ama söylediğimiz gibi bir Türk-İş yönetimini üstlenebilecek çok az insan var. Yani bu sisteme karşı çıkacak, siyasal iktidarların antidemokratik uygulamalarına tepki gösterecek, gözaltına alınmayı göze alabilecek az insan var. Bu bir güç meselesi, denge meselesi, bunu ne kadar gerçekleştireceğiz bilemiyoruz. Ama bu yöndeki çalışmamız devam ediyor.
Sosyal Güvenlik Yasası'na karşı oluşturulan Emek Platformu'nun devamı için 9 sendika olarak bir deklarasyon yayınladınız. Deklarasyonunuzda Türk-İş yönetimini uyarmıştınız. Bu dokuz sendika genel kurul için neden bir araya gelmiyor?
- Başta bir araya geldik. Daha sonra 'muhalefet toplantısı' olarak adlandırılan Afyon ve Ankara toplantılarına bazı arkadaşlar katılmadı. Henüz tam olarak dağılmadık, ama fiilen dağınık durumdayız. Sacede Ankara'daki toplantıda bir araya geldik. Bu dokuz sendika ile önümüzdeki günlerde toplanmaya çalışacağız. Bir deklarasyon yayınlayarak, diğer sendikaları da içine katan bir oluşum içine girebiliriz.
Meral'in 'uzlaşmacı' çizgisinden rahatsızlık duyduğunu defalarca ifade eden bazı sendikaların da Meral'in listesinde adı geçiyor. Bu durumu, bu sendikalar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Meral mi, Özbek mi ikilemini aşmaya çalışıyoruz. Özbek gelince bazı sendikalar 'Aman ha Meral daha iyidir' diyerek onun yanında yer alıyorlar. Sınıf gözüyle bakılmıyor diye düşünüyorum. Bazı sendikaların durumu budur. Fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Ne Meral, ne Özbek diyorsunuz. Peki ne yapacaksınız?- Asıl sıkıntı o. Sendikalar bir araya gelirse mutlaka bir şeyler olacak. Olanları herkes çok kabullenecek değil. Bugün biraz daha kararlı olan kadrolardan Türk-İş yönetimi oluşursa, bu, sınıfın çıkarına olacaktır. Kim olacağı konusunda bir platform oluşturabilmiş değiliz. Çıkacak yönetimde bir iki tutarlı arkadaş olabilirse, bu, sınıf için bir kazanım olur diye düşünüyoruz.
Başoğlu'nun adaylığı konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Hiçbir şey düşünmüyorum. Kendi başına çıktı. Türk-İş'i yönetmeye kapasitesi yetmez.
www.evrensel.net