İHD'ye saldırı

Şehit yakınlarının içinde yer alan bir grup, öğle saatlerinde İHD Genel Merkezi'ne saldırarak ortalığı savaş meydanına çevirdi. Saldırganlar daha sonra MHP'de öğle yemeği yedi.

İHD'ye saldırı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, kendilerini "şehit aileleri" olarak tanıtan MHP'li kalabalık bir grubun saldırısına uğradı. Saldırıda, ortalık savaş alanına dönerken, binada büyük hasarlar meydana geldi. Saldırı sırasında İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ile İHD çalışanları hafif yaralandı. Saldırının başında Öcalan davasının müdahil avukatlarından Şevket Can Özbay'ın bulunduğu öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre saldırı şöyle gelişti: PKK lideri Abdullah Öcalan'a verilen idam kararının onanmasının ardından kararı sevinçle karşılayan şehit yakınlarından bir grup Anıtkabir ziyaretleri sonrası Karanfil Sokak'taki MHP Genel Merkezi'ne döndü. Bir süre MHP'de görüşmelerde bulunan ve Öcalan davasının müdahil avukatlarından Şevket Can Özbay'ın denetiminde 25-30 kişeden oluşan ve kendilerini şehit yakını olarak tanımlayan MHP'li grup, Tunalı Hilmi Caddesi'nde bulunan İHD Genel Merkezi'ne gitti. MHP'li grubun, üzerinde "İstanbul Şehit Anneleri Derneği" yazılı siyah çelenk taşıdıkları gözlendi.
MHP'li grup, dördüncü kattaki İHD Genel Merkezi'ne çıktı. Bu sırada İHD'de görevlendirilen koruma polisi, İHD çalışanlarına 'şehit ailelerinin geldiğini' ve görüşme talebinde bulunduklarını söyledi. İHD çalışanları bu istemi, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül'e illettiler. Öndül, kapının açılmasını ve şehit ailelerinin içeri alınmasını istedi. İHD çalışanları kapıyı açarak grubun salona geçmesini istedi.
Kendilerini şehit ailesi olarak tanımlayan 25-30 kadar MHP'li grup, siyah çelengi bıraktıktan sonra salonda cam ve çerçeveleri kırmaya başladı ve burada bulanan İHD çalışanlarını tartakladı. Grup, salonun yanındaki arşiv odasını da yerle bir ettikten sonra diğer çalışma odalarına giden koridora yöneldi. Bu sırada bir Japon televizyonu ile görüşme yapan Hüsnü Öndül'ün odasından çıkması ile saldırıya uğraması bir oldu. Saldırı sırasında polisler izlemekle yetindi.
Saldırıdan sonra MHP'ye gittiler
Yaklaşık 20 dakika süren saldırı sonrasında İHD Genel Merkezi savaş alanına döndü, dokümanlar yırtıldı, çerçeveler kırıldı ve Hüsnü Öndül ile birlikte bazı çalışanlar hafif yaralandı. Saldırı sonrasında MHP'li grup elini kolunu sallayarak binadan uzaklaşıp MHP Genel Merkezi'ne geri dönerek, burada öğle yemeği yedi. Saldırının bitmesinin ardından da polisler gelip incelemelerde bulundu ve Hüsnü Öndül ile diğer çalışanların ifadelerini aldı. Hüsnü Öndül, saldırının meskene tecavüz olduğunu ve soruşturmanın resen açılması gerektiğini vurguladı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Marmara'da deprem riski arttı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Dekanı ve TÜBİTAK Deniz Araştırmaları Koordinatörü Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi ve Marmara Denizi'nin bir deprem alanı olduğunu belirterek, "17 Ağustos ve 12 Kasım'daki depremlerden sonra Marmara Bölgesi'ndeki deprem riski artmıştır" dedi.
Elde hipotezler var
Prof. Görür, Gümüşsuyu'ndaki İTÜ Maden Fakültesi'nde düzenlenen basın toplantısında, İTÜ ile MTA işbirliğiyle Sismik-1 gemisi aracılığıyla İzmit Körfezi'nde gerçekleştirilen çalışmaların sonuçlarını açıkladı. İzmit Körfezi'ndeki aktif fay sistemi ile Marmara Denizi içindeki fay sisteminin ilişkisinin tam olarak aydınlatılması için ayrıntılı çalışmaların sürdüğünü belirten Görür, "Bu iki fay arasındaki ilişki bizim için belirsizdir. Bazı düşüncelerimiz ve hipotezlerimiz vardır. Bunlar bilimsel gerçeklere oturtulmadıkça, Marmara Bölgesi'nin gerçek deprem potansiyelini de emniyetle söylememiz mümkün değildir" dedi.
Tüm Marmara'yı etkiler
Görür, yaptıkları çalışmaya göre, Körfez'in "bir seri çek-ayır havzası" boyunca açıldığını, ancak bu geometrinin muhtemelen yakın bir geçmişte terk edilmiş gibi göründüğünü kaydetti. Buradaki canlı fayın Körfez'in güney kenarı boyunca hem denizden hem de karadan devam ettiğini ve büyük bir ihtimalle 17 Ağustos'ta kırıldığını ifade eden Prof. Görür, şöyle devam etti: "Dolayısıyla, Körfez'in doğusunda yakın bir zamanda büyük bir deprem olma olasılığı ortadan kalkmıştır. Ancak Marmara Denizi içinde olabilecek bir depremden bütün Marmara Bölgesi olduğu gibi, elbette Körfez de etkilenecektir. Körfez'in güneyinden geçen fay, Hersek Deltası'nı kuzey ucundan kesmektedir. 17 Ağustos depreminin Hersek'in bu kesiminde önemli bir yer değiştirme meydana getirdiği gözlenmemiştir. Bu bölgede İTÜ'nün çalışmaları devam etmektedir. Körfez'deki aktif fay sistemi ile Marmara Denizi içindeki fay sisteminin ilişkisinin tam olarak aydınlatılması için ayrıntılı çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmaların sonuçlarının bir kısmı önümüzdeki bir ay içinde açıklanacaktır." Prof. Naci Görür, mevcut çalışmalara ek olarak ulusal ve uluslararası işbirliğiyle yeni projelerin başlatılacağını da anlatarak, son yıllarda ve özellikle büyük deprem sonrasında Marmara Denizi için oluşturulduğu belirtilen fay haritasının bu denizdeki fayları tam olarak açıklamadığını bildirdi.
'Deprem riski artmıştır'
"Hele 'Marmara'da deprem bitmiştir, kaynak ayrılmasın' gibi sözlerin bilimsellikle bir ilgisi yoktur. Daha çok bilime ve araştırmaya ihtiyaç vardır" diyen Prof. Dr. Görür, sözlerini şöyle sürdürdü: "Marmara Bölgesi ve Marmara Denizi bir deprem alanıdır. Burada jeolojik ve tarihsel süreç içerisinde çok sayıda deprem olmuştur. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur. Bundan sonra da depremler olacaktır. Kesin olan doğru budur. 17 Ağustos ve 12 Kasım'daki depremlerden sonra Marmara Bölgesi'ndeki deprem riski artmıştır. Ancak olası bir depremin nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte olabileceğini elimizdeki bugünkü verilerle söylememiz mümkün değildir. İTÜ'nün buna ilişkin bir kestirmesi vardır, ilgili yerlere iletilmiştir. Bizim tüm bilim adamlarına önerdiğimiz önemli husus şudur: Marmara Denizi'ne iki koldan aktif fay girmektedir. Marmara'nın batısından, ki bu İzmit fayıdır. Diğeri de Marmara'nın doğusundan Körfez yoluyla girer ve sularda kaybolur. Bu ikisi arasındaki ilişki bizim için belirsizdir. Sadece bizim için değil dünyadaki herkes için belirsizdir. Bazı düşüncelerimiz ve hipotezlerimiz vardır. Bu hipotezler bilimsel gerçeklere oturtulmadıkça, Marmara Bölgesi'nin gerçek deprem potansiyelini de emniyetle söylememiz mümkün değildir. Hep beraber bu konuyu test edelim. Marmara fayı diye ortaya attığımız bu fayın bir sefer de mi kırılacağı, yoksa Marmara'nın kompleks yapısı içinde farklı segmentler halinde mi kırılacağının araştırılması gerekir. Bugünkü imkânlar ve donanım itibariyle, bunları İTÜ'nün ya da Türkiye'deki herhangi bir kurumun tek başına yapabileceği konusunda endişelerimiz vardır. Bu çalışma bugünkü imkânlarla yapılamaz."
'Belki de haber verebiliriz'
Prof. Görür, Marmara fayının daha donanımlı bir gemiyle ve uzmanların işbirliğiyle çalışmalar gerçekleştirilerek incelenebileceğini vurgulayarak, "Biz bunu yapacak güçteyiz. Dünyanın en iyi yer bilimcileri buradadır. Gerekli donanım ve imkânlar verildiği takdirde, Marmara'da depremin ne olacağını biliriz ve söyleriz. Belki de Türk bilim adamları olarak dünyada ilk kez depremleri önceden haber verebiliriz" diye konuştu.
www.evrensel.net