Erzurum Belediyesi işçileri

Erzurum Belediyesi işçileri

   Ankara'da da mağdur

Erzurum Belediyesi işçileri
     Ankara'da da mağdur
Barış Kaygısız
Erzurum Büyükşehir ve Kazım Karabekir Belediyesi işçilerinin mağduriyeti, 8 günlük bir yürüyüşün ardından ulaştıkları Ankara'da da sürüyor. Türk-İş Genel Merkezi'nin alt katındaki toplantı salonunda barınmak zorunda kalan ve aralarında Belediye-İş Erzurum Şube Başkanı Murat Suluoğlu'nun da bulunduğu bazı işçiler, kötü koşullar nedeniyle hastalandı. Bazı işçiler, tedavi amacıyla Erzurum'a geri gönderilirken, işçiler her şeye rağmen direnmekte kararlı olduklarını dile getirdiler. 15 işçi tarafından Erzurum'da başlatılan 'ölüm orucu' ise 10 gündür devam ediyor.
Her işçiye 2 milyar
1999 Nisanı'ndan beri alamadıkları maaşları ile iki yıllık ikramiye ve sosyal hakları için sürdürdükleri mücadeleleri sonucu Ankara'ya gelen yüzü aşkın işçi, geçen 5 günde tatmin edici bir gelişme olmamasına karşın umutlarını koruyor. İşçiler, Bayram Meral ile Belediye-İş Genel Merkezi'nce yürütülen görüşmelerden sonuç alınacağına inanıyor ve "makul bir cevap" alıncaya kadar direneceklerini söylüyor.
Toplantı salonunda yerdeki halının üzerinde veya koltuklarda uyumaya çalışırken görüştüğümüz işçilerden Okan Burma, Erzurum'un 3'ü MHP'li, 3'ü FP'li, 2'si de DYP'li olmak üzere 8 milletvekilinin bulunduğunu, ancak bugüne değin hiçbirinin kendilerini arayıp sormadığını dile getirdi. "Öldük mü kaldık mı bilmiyorlar" diyen Burma, milletvekillerinin kendilerini sormaması nedeniyle kendilerinin de görüşme girişiminde bulunmadıklarını kaydetti.
MHP'li Belediye Başkanı Mahmut Uykusuz'un her işçiye yaklaşık 2 milyar lira ödemesi gerektiğini vurgulayan Burma, 8 aydır büyük sıkıntılar yaşadıklarını, üniversiteyi kazanan çocuğunu kayıt yaptıramayan arkadaşları olduğunu, hatta şimdi rahatsızlanan arkadaşlarına ağrı kesici ilaç almakta bile zorlandıklarını anlattı. Burma, Tük-İş'in kendilerine 10 milyon lira para verdiğini ve sigara gibi ihtiyaçlarını karşıladığını da kaydetti.
'Alnımızın terini istiyoruz'
7 kişilik bir aile geçindirmek zorunda olan işçi Ensar Cabadak ise sözlerine, "Dileniyoruz. Eşimizden, dostumuzdan para dilene dilene öldük bittik. Çoluğumuzu çocuğumuzu okula yollayamıyoruz" diyerek başladı. Acil ihtiyaçlarını bile gidermekten mahrum olduklarını belirten Cabadak, yatak olmaması dolayısıyla yerlerde ve koltuklarda yattıklarını, bu nedenle de birçok arkadaşı gibi kendisinin de hastalandığını dile getirdi. Cabadak, "Biz kimseden rüşvet, haraç, ihale istemiyoruz. Alnımızın teri, bileğimizin gücü, emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz" dedi.
www.evrensel.net