Franz Schubert

Franz Schubert

Schubert o bilinen kalıpsal motifi aşarak yüz yılın gelişim sürecini (burjuva toplumun gelişimini) önceden tanımlar. Kuşkusuz Schubert 'Kuğu Şarkıları Dizisi' eriyle birlikte sanatında doruk noktasına ulaşmıştır.

Franz Schubert
Hasan Çakmak
Müziğin ifade ettiği şey sonsuz ve ideal olandır.
Herhangi bir kişinin tutkusundan, aşkından,
özleminden söz etmez.
Tutkunun, aşkın özlemin kendisini anlatır.

                                                                  Wagner
19. yüzyılın başında toplumsal ve siyasal zorluklar içerisinde debelenmesine karşın, Avusturya, Fransız devriminin etkisiyle Avrupa'nın kültür ve sanat alanında geçirdiği değişikliklere, daha yumuşak geçiş yaptı.
Yüzyılın ilk yıllarında, müzik üretimi alanında çeşitlilikler belirmeye başladı; profesyonel ve amatör, icracılar ve teorisyenler, sanatsal müzik ve eğlence müziği gibi müzik üretim çeşitlerinin çoğalmasıyla birlikte, uygulama alanının olasılıkları da çoğaldı. Toplu olarak müzik yapma evleri ve salonların açılması, ev konserleri, kamuoyuna açık sahne konserleri, eğitim alanları, konservatuvarlar, müzik dergileri, müziğin estetik değerlerini şekillendirmeye yardımcı olan kitapların yayınlanmaya başlaması; yanı sıra koro toplulukları, orkestra toplulukları, özel müzikseverler toplulukları vb. kurulması, birçok sanatçının sanatında çatı olmuştur. Bu sanatçılardan biri de Schubert'tir.
Franz Schubert, 1797 yılında yoksul bir eğitim emekçisinin oğlu olarak Viyana yakınlarında dünyaya gözlerini açtı. Müzik öğretmeni olan babasından keman çalmayı öğrendi. Sesinin güzelliği ve deşifraj yeteneği, genç yaşta Viyana sarayı Capellasında burslu olarak öğrenim görmesini sağladı. Öğretmeni olan Besteci Salieri tarafından besteciliğe yöneltildi. Salieri'de armoni dersleri aldı. 15 yaşına geldiğinde sesinin güzelliğini yitirince Capelladan ayrılıp, 3 yıl süreyle Lichtenthal'daki okullarda ders vermeye başladı. Yakın dostu Franz von Schober'in maddi yardımı sayesinde kendini tümden müziğe verdi. Schubert'in yaşamı hep yoksulluk içinde geçti. Geçimini müzik yayın evlerinden gelen küçük bir miktar parayla sağlıyordu. Ömrü boyunca tek bir konser verdi (1827). Henüz 31 yaşındayken, sanatının en verimli çağında Kasım 1828 yılında tifüsten öldü ve liedlerini çok beğenmiş olan Beethoven'in yanına gömüldü.
Schubert ölümünün ardında, bir kısmı basılmamış onlarca beste, 650'ye yakın lied, 9 senfoni, 20 kadar dörtlü, piyano için parçalar, 20'ye yakın sonat, 22 opera, koro eserleri, missalar yaptı. Viyana anlayışına bağlı kalan kısa parçalarla, örneğin liedlerle, büyük bir rahatlık içinde anıtsal eserler veren Schubert'in bestelerinde irticalin cana yakınlığı ve insanı büyüleyen bir güzelliğe sahip. Schubert, lied yapmaya çok küçük yaşta başladı. Müzik tarihçileri Schubert'in bestelediği liedleri 2 zaman kesitine bölmektedir. 1. dönem 1811-1816 arası çıraklık dönemidir. 2. dönem 1816-1818 arası geçiş süreci dönemi, 3. dönem, 1818-1828 (ölümüne dek) dönem ise, ustalık dönemidir.
1811-1818 yılına kadar Schubert şiirlerinden dolayımsız esinlenir ve piyanonun olanaklarını sonuna kadar kullanır. Bestelediği şarkı tipleri, lirik ve halk şarkıları, baladlar, törensel şarkılar ve şarkı dizileridir.
1811 ve 1818 yılları arası olan birinci ve ikinci dönemde Goethe ve Schiller'in lirik ve halk şarkılarını besteledi ve ayrıca bu iki ustanın balad ve törensel şarkılarını da bestelemiştir. Şarkıların kimini "çeşitlemeli dize"de, kimisini de "yalın dize"de seslendirmiştir. Bu dönem çalışmalarında, sözcük ve müzik ilişkisindeki eşdeğerliği amaçladı. Sözcükler heceleri tartı, düşünce ve imgenin en ince ayrıntısına dek inmeye çalıştı.
Bu döneme ait bestelerinde, ideal, ideal olduğu kadar basit ve halkın da kolay algılayabileceği kısa, duru ve sanatsal değeri yüksek olan şarkılarını, Geothe'nin halkçı üslubuyla birleştirmiştir. Bu dönemlere ait bestelemelerini yaptığı Geothe şarkıları arasında Kır Gülcüğü, Çıkrık Başında Gretchen, Denizin Sessizliği, Neşeli Üzüntülü, Mehtaba Şarkı gibi şarkıları ve yine Schiller'in baladları arasında Kefalet ve Dalgıç Baladları ve daha birçokları, ün yapmış eserleri arasında gelir.
Üçüncü dönem olarak adlandırılan ustalık döneminde ise, Schubert'in lied sanatının doruk noktasını oluşturur. Güzel Köylü Kızı, Kış Yolculuğu, Kuğu Şarkıları anıtsal niteliktedir.
Bu dönem şarkılarının özelliğini oluşturan ezgilerinde, armoni zenginliğiyle birlikte, tartımsal buluşlara da unutulmaz bir örnek oluşturur. Schuber'te tartım ve hareket, fiziksel hareket kadar, ruhsal hareketliliğin de imgesidir. Güzel Köylü Kızı, Kuğu Şarkıları, Kış Yolculuğu dizelerinde bunları görmek pekâlâ mümkün.
20 şarkıdan oluşan Güzel Köylü Kızı serisinde, halk masallarının havasına hakim durumdadır. Aşk, doğa, mutluluk ve hüznün imgesi olan dizemsel canlılık, halk şarkısının sesinde yoğunlaşmış bir ezgiyle birbirine kenetlenmiş bir şekilde yansır.
Ve yine Güzel Köylü Kızı şarkısıyla ruhsal yaşantı bakımından birbirine çok yakın olan 24 şarkıdan oluşan Kış Yolculuğu'nun konusu, geçmişte yaşanan ve sonu hüzünle biten bir aşkın öyküsüyle birleşir ve bu öykü hiç bitmez. Schubert kahramanının kışın o çetin koşullarında doğada amaçsızca hep yokuş aşağı yürütür. Kahramana hiçbir kişisel çizgi vermemiştir. Üslup bakımından Güzel Köylü Kızı dizisindeki halk şarkısı öğesi bu eserde kısmen de olsa geri planda bırakılmıştır. Kış Yolculuğu'nda aşk ve doğa önemli bir öğe olarak ele alınmış; ancak şu da bir gerçek ki, şarkıya hakim olan acının ilkel bir görünümüdür.
Ölümünden birkaç ay önce bestesini yaptığı ve 14 şarkıdan oluşan Kuğu Şarkıları Dizisi ise, Güzel Köylü Kızı ve Kış Yolculuğu şarkılarından ayrı bir formattadır. Her iki şarkıda görülen aralarındaki bütünlük Kuğu Şarkısı Dizisi'nde görülmez. Bu yeni dizi gerek üslubu gerekse ezgisi, Schubert'in o bilinen kalıpsal motifini aşarak yüz yılın gelişim sürecini (burjuva toplumun gelişimini) önceden tanımlar. Kuşkusuz Schubert bu eseriyle birlikte sanatında doruk noktasına ulaşmıştır. Son buluşlarla hem izlenimce anlatıma öncülük etmiş hem de Passagaclia (16. yüzyıl İspanya ve İtalya sokak şarkısı)'nın genel niteliğini çağdaşlaştırmıştır.
Schubert sanat yaşamı boyunca Beethoven'in etkisi altında kalmıştır. Geleceğe yönelik üslup çalışmalarında da çıkış noktasını Beethoven'in bileşimleriyle bütünleşmiştir. Lied sanatında birçok sanatçının (Schuman, Mahler, Brahms, Liszt vd.) eserlerine esin kaynağı olmuştur. Eserlerinde kimi zaman bir genç kızın özlemini konu edinmiş, kimi zaman ölümü, kimi zaman işkencelerle dolu acıları, kimi zaman bakirliği, kimi zaman çocuksu masalları, kimi zaman isyanı, kimi zaman edilgenliğe karşı tepkiyi, kimi zaman işçi ve köylüyü, kimi zaman duygusallığı, kimi zaman mutluluğu dile getirmiştir. İşlediği konuların hiçbiri topluma yabancı değildir.
www.evrensel.net