Barış gününe savaş randevusu!

Barış gününe savaş randevusu!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’nın partisinin 10. kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada adeta savaş çağrısı yapmasına siyasi partiler ve insan hakları örgütleri tepki gösterdi. İnsan hakları örgütleri, Ramazan'dan sonra her şeyin farklı olacağını söyleyen Başbakan’ın şiddeti çözüm olar

Başbakan’ın bu tutumunun yeni bir şey olmadığını dile getiren Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, “Bundan sonraki adımı da Kürt hareketinin tasfiyesine, dolayısıyla BDP’nin tasfiyesine yönelik bir tutum olduğunu söylemek lazım. Yerel seçimlerden sonra Genel seçimlerdeki politika da bu anlayışın ürünüydü. Bütün bunlar ülkemizde yaşanan Kürt sorununun çözümüne değil çözümsüzlüğüne hizmet edecektir ve derinleştirecektir” diye konuştu. Türkiye’de çatışmalı bir sürecin başlamasının sorumlusunun AKP Hükümeti olacağına vurgu yapan EMEP Genel Başkanı Gürkan, Başbakan’ı ve hükümeti bu politikalardan vazgeçmesi için uyardı. Hükümetin Suriye politikasına da dikkat çeken Gürkan, “Suriye üzerinden yapılan müdahale Ortadoğu’da da ülkemizi çatışmalı bir sürecin içerisine dahil ederek, ABD adına bataklığa saplanmamıza neden olacaktır” uyarısında bulundu.

BU YOL, YOL DEĞİL

“Başbakan bu sorunu kendi kafasında çok uzun zamandan beri halletmiş durumda” diyen  Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş da Başbakan Erdoğan’a tepki gösterdi. “Bu sorunun bir terör sorunu olduğunu düşünerek yeni stratejilere başvuruyor. Sorunu yeni bir askeri konsept olarak çözebileceğini sanıyor. Bu yol yol değil” diyen Taş,  “Sorunun çözümü kesinlikle bu şekilde olamaz. Kürt sorununun çözümüne ilişkin demokratik çözüm  yoluna gidilmeli ve doğru adımlar atılmalı” değerlendirmesinde bulundu.

‘İKTİDARIN GÖREVİ ACILARI ARTTIRMAK MI?’

Başbakan’ın açıklamalarını bir vatandaş olarak büyük bir şaşkınlıkla izlediğini söyleyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, “Kaygı duydum. Herhangi bir ülkenin başbakanı iftar adı altındaki bir etkinlikte nasıl böyle cümleler kullanabiliyor. Ne kadar ciddiye alınabilir tartışmak gerekir ama Başbakan’ın tabiriyle “velek ki ciddiyse” durum vahimdir” diye konuştu. “Başbakan 74 milyonu yok sayarak, aklına gelen her şeyi yapabileceğine mi inanıyor” sorusunu soran Bakkalcı, insanların Başbakan’a bunun için oy vermediklerini dile getirdi. Siyasi iktidarın görevinin tek bir insanın bile burnunun kanamaması olduğunu hatırlatan Bakkalcı, “Ama eğer acılar artacak deniyorsa, bu hem Türkiye hem de Ortadoğu için kabul edilemez bir durumdur” diye konuştu.  

‘ÇÖZÜMSÜZLÜK VE ŞİDDET BİRBİRİNİ BESLİYOR’

“Kürt meselesinden kaynaklı şiddet olgusu yaşanıyor. İnsanlar hayatlarını kaybediyor. Şiddeti eleştirmek anlaşılır. Ama iktidarın da sorunun çözümüne dair reçetelerini sunması gerekir” diyen MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, “Meclis kapalı olsa da, siyasi iktidar en azından çözümün ipuçlarını verebilirlerdi. Ama seçimden sonra bu yönde açıklamalar gelmedi. Bunlar birbirini besleyen meseleler” diyerek Hükümeti Kürt sorununun barışçıl çözümü için harekete geçmeye çağırdı.  

‘KAYGI VERİCİ BULUYORUZ’

“Başbakan’ın ‘bıçak kemiğe dayandı’ söylemi bir savaş hazırlığını gösteriyor. Kaygı verici” cümleleriyle değerlendiren İHD Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Boyraz,  “Başbakan geçtiğimiz hafta da Suriye’ye dönük benzer sözler kullanmıştı. Kürt sorunundan açılımdan sınır ötesi operasyon noktasına gelindi. Hükümetin daha da ileri gidebileceğinden, BDP ve DTK’ye yeni bir operasyon düzenleyebileceğinden kaygılanıyoruz. Bu tür açıklamalar Türkiye’yi barışa, demokrasiye değil, kaosa götürür” diye konuştu. Gerginliğin bir Türk-Kürt çatışmasına evrilmesinin büyek bir tehlike olacağı uyarısında bulunan Boyraz, bu kaygıyı barıştan, demokrasiden, insan haklarından yana oylan herkesin taşıdığını ifade etti. “Başbakan’ın açıklamalarını Türkiye’yi onlarca yıl sürebilecek bir kavgaya yol açabilecek bir adım olarak değerlendiriyoruz” diyen Boyraz, demokrasiden ve barıştan yana olan herkesin silahların acilen susması için çaba sarf etmesi gerektiğini dile getirdi. (HABER MERKEZİ)


DEMİRTAŞ: ERDOĞAN'IN BİZİ SUÇLAMASI ACİZLİK

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın BDP ve DTK’yi hedef alan konuşmasına dikkat çekerek, “PKK’ye güç getiremedikleri her yerde intikamını BDP’den alıyorlar” dedi. Demirtaş, Yaşanan ölümlerden BDP’yi sorumlu tutmanın çaresizlik ve acizlik olduğunu ifade eden Demirtaş, PKK’nin her ateşkes ilan ettiğinde BDP’nin katkısının olduğunu ve operasyonların durması için çağrı yaptığını hatırlattı.

BDP’nin yaptığı çağrılar karşısında Başbakan Erdoğan’ın “Operasyonlar durmaz, asker silah bırakmaz” diyerek hakaret ve tehditlerde bulunduğunu belirten Demirtaş, “BDP’nin yaptığı çağrı son derce insancıl bir barış çağrısıydı. Israrla askeri operasyonlar daha fazla olsun diye kışkırttılar. Barış için en çok çabalayan BDP mi yoksa diğer partiler mi? Herkes elini vicdanına koysun. BDP barışa giden doğru yolu gösterdi” dedi. Abdullah Öcalan’ın çözüm için hazırladığı yol haritasını hatırlatan Demitaş, “Başbakan’ın elinde barışın yol haritası var. Ona baksın” diye konuştu.
Başbakan’ın sık sık dile getirdiği “Terörle aranıza mesafe koyun” sözüne atıfta bulunan Demirtaş, “Asıl siz faşizmle aranıza mesafe koyun. Yoksa siz zarar görürsünüz. Bugüne kadar yürüttüğümüz çağrılar anlam bulmamış olsaydı, bu ateşkes dönemlerinde binlerce insan yaşamını yitirirdi. Ölümler durmuşsa bu BDP’nin de bir katkısıdır” dedi.

İSRAİL’İN FİLİSTİN’E KULLANDIĞI DİLE BENZİYOR

Başbakan Erdoğan’ın Ramazan ayının bitmesiyle birlikte “artık sabretmeyeceklerini ve çok farklı şeylerin olacağını” açıklamasına dikkat çeken Demirtaş, “1925’ten bu yana Dağkapı Meydanı’nda dar ağaçlarına mı yatmadık, 12 Eylül darbesinde işkence tezgâhlarına mı çekilmedik, 1990’lı yıllarda ensemize kurşunlar mı sıkılmadı, mahkemelerde mi yargılanmadık? Hangi yöntem kullanılmadı ve çözüm oldu? Hangisi siyasi irademizi teslim aldı ki şimdi tehdit yöntemiyle alacaksınız. Kabadayılıkla bu sorun çözülmez. Bir siyasi partiye yönelik böyle bir dil, İsrail’in Filistin’e karşı kullandığı dile benziyor. Esat rejimine reform çağrısı yapıyor ama kendi ülkesine bunu dile getirenleri susturmaya çalışıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” ifadesinde bulundu.

Adım adım BDP’nin siyaset dışına itilmeye çalışıldığını ifade eden Demirtaş, “Başbakan’ın yapacağı en akılsızca iş baskıyı arttırmak olur” dedi.

Basın mensuplarının Başbakan’ın Özerklik ve DTK’yi hedef alan konuşmasını hatırlatması üzerine Demirtaş, “Başbakanın Özerkliği bilmediğini düşünüyorum. Bir belediye başkanlığı yapmış bir Başbakanın ‘belediyeler zaten özerktir’ demesi Özerkliği bilmediği anlamına gelir” yanıtını verdi.


SAKIK: EFELENMEK ÇÖZÜM DEĞİL

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Başbakan Erdoğan’ın açıklamasını şu sözlerle eleştirdi: “Biz Başbakan’ı daima sağduyuya davet ettik ve barıştan yana bir yol izledik. Başbakan’ın geçmişin argümanlarıyla yola çıkması, şiddet politikaları uygulama tehditleriyle bu barış sağlanamaz. Kürtlere tepeden bakarak bu işin çözülemeyeceğini gördük. Sonuca kan ve şiddetle ulaşmak istiyorsa bu onun kendi tercihi. Fakat Kürt mücadelesi, bir hak, hukuk ve adalet mücadelesidir. Bu durum efelenerek, tehditvari konuşarak çözüme ulaştırılamaz. Eğer birilerinin sabrı taşacaksa en çok Kürtlerin sabrı taşmalıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca görmezden gelinen bir halktır Kürtler. Cumhuriyet tarihi boyunca 50 bin insan öldürüldü, bunların 40 bini Kürtlerdir. Geçen dönemlerde yeni bir Anayasadan, yeni bir toplumsal sözleşmeden bahseden Başbakan’ın demek ki ‘a projesinin’ yanında bir de ‘b projesi’ varmış. Biz şiddetin ve kanın olmadığı bir barış yolu istiyoruz.”


ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Başbakan Erdoğan, AKP’nin 10. Kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında, önceki gün Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. İftar sonrası yaptığı konuşmasında PKK saldırılarına ve asker ölümlerine vurgu yaparak, şöyle konuştu: “Bizim medeniyetimizin geçmişinde o cehalet döneminde bile kimse kimseye kurşun atmaz kan dökmezdi. İşte bu bölücü terör örgütü ve onların siyasi uzantıları bakınız neler yapıyorlar. Şurada daha dün de yine 3 tane yavrumuzu şehit ettiler. Bakınız unutmayın artık yine açık söylüyorum. Bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum ve bu ülkede bölücü terör örgütü ile arasına mesafe koymayanlar da bu suça iştirak ediyorlar bunu da buradan açıklamak istiyorum. Ve onlar da bunun bedelini ödemeye mahkum olacaklardır. Zira bu ülkede barışa gölge düşürenler kan dökerek özgürlükten bahsedenler kaymakamımızı kaçıranlar askerlerimizi kaçıranlar sağlık memurunu kaçıranlar bunları kaçırmak suretiyle eğer bu ülkede bizlerin teslim olacağın eyvallah edeceğimizi zannediyorlarsa bunu bizden beklemesinler. Ama açık söylüyorum. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Ne derlerse desinler neyi söylerse söylesinler bunun faturası ağır olacaktır. Ağır olacaktır.”

‘ÖZERKLİK BİZİM KİTABIMIZDA YOK’

Konuşmasında BDP ve ‘Demokratik Özerklik’ ilan eden Demokratik Toplum Kongresi’ni de hedef alan Erdoğan, “Bu kadar açık konuşuyorum. Eğer demokrasi diyorlarsa eğer hukuk diyorlarsa bunun yeri parlamentodur. Kendi kendilerine afedersiniz bu ülkenin şehirlerinde gayri meşru illegal parlamentolar oluşturmak suretiyle kimse bu ülkenin herhangi bir vilayetinde herhangi bir operasyon veya ameliyat yapamaz bunu böyle bilsinler.”

Başbakan Erdoğan, demokratik özerklik talebine de sert bir dille karşı çıktığı konuşmasında “Yerel özerklik bilmem ne özerlik geçin onları geçin. Kime neyi anlatıyorsunuz siz bu ülkede hiçbir vilayetimizde yerel yönetimlerin özerkliğinin dışında herhangi bir yerel özerklik dile bir şey konuşulamaz. Bizim kitabımızda böyle bir şey yok” dedi.

‘RAMAZAN’DAN SONRA FARKLI OLACAK’

Yerel yönetimlerin tamamının özerk olduğunu ve özerk çalıştığını savunan Erdoğan, şöyle devam etti: “Kimse oralarda yaptıkları çeşitli toplantılarla kalkıp da bu millete bizlere tehdit savurmasın. Bu can bu bedende oldukça AK Parti iktidarı ile bizler tüm güvenlik güçlerimizle el ele vermek suretiyle; biz bu işin sadece güvenlik boyutunu olmadığını hep söyledik. Yine söylüyoruz. Bunun diplomatik boyutunun olduğunu söyledik. Psikolojik boyutunun olduğunu söyledik. Sosyo-ekonomik boyutunun olduğunu söyledik. Halkla iç içe olmayı söyledik. Bugün 81 vilayette AK Parti 10 kuruluş yıldönümünü kutluyor. Biz her yerde varız. İstediğiniz kadar teşkilatlarımızı bombalayın. İstediğiniz kadar cam çerçeve indirin. Ama bilesiniz ki o cam çerçeve yerine takılır. O teşkilatlar kurulur. Ama siz AK Parti hareketini durduramazsınız. Biz hiçbir zaman ülkemizde barışa kardeşliğe birliğe gölge düşsün istemedik. Gölge düşürenler var. Bu ülkede Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Abazası, Boşnağı, Arnavutu... Kimse bizi birbirimize düşürmeye kalkmasın. Onlar kendilerini Kürt kardeşlerimin temsilcisi ilan ediyorlar hiç alakası yok. Sorun bakalım bunlara. Siz benim Kürt kardeşlerime bugüne kadar ne verdiniz, ne kazandırdınız. Koskoca bir hiç. Zaten öyle bir dertleri de yok. Onlar bunun üzerinden nemalanıyorlar. Bunların dinle minle de alakası yok. Zaten İmralı’daki Kürtlerin dininin Zerdüştlük olduğunu ilan etmiştir. Acaba Kürtlerin dininin Zerdüştlük olduğunu kabul eden kaç tane bana Kürt kardeşimi gösterebilirsiniz. Kahir ekseriyeti itibariyle ben inanıyorum ki benim Kürt kardeşlerimin tamamına yakını İslam diyecektir. Sözde Cuma namazları uydurmuşlar. Orada Cuma namazı kılınıyor. Ayrımcılık bölücülük yapmak istedikleri bu. Kendileri de zaten tribünden seyrediyorlar. Yaptıkları bu. Ama bunlara prim vermeyeceğiz. Bu işlerin hepsi yoluna girecek. Hiç endişe etmeyin. Sabırla bu işi başaracağız. Ben bu mübarek Ramazan gecesinde Ramazan’a hürmeten biz şu anda sabrediyoruz. Ramazanın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın miladı bu barış ayı ile beraber, bu dayanışma ayı ile birlikte çok daha farklı olacak.”

www.evrensel.net