Brecht

Brecht'in laboratuarındaki Hitler

İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konulan Brecht'in ünlü oyunu 'Arture Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı' isimli oyun, Chicago'da geçen bir öykü üzerinden faşizm üzerine bir anlatı gerçekleştiriyor.

Brecht'in laboratuarındaki Hitler
Barış Avşar
Amerikalı yazar Morton Rhue, 'Dalga' isimli kitabında bir lise öğretmeninin Nazilerin o karanlık zulüm düzenini nasıl olup da işlettiği ve bu sırada herkesin nasıl sessiz kaldığını anlatmak için yaptığı bir deneyi anlatır. Gerçekten yaşanmış bir olay olan öyküde tarih öğretmeni Ben Ross öğrencilere Nazi vahşetini belgeyen bir film izletir. Film gösteriminin ardından öğrencilerin 'Peki ama nasıl?' sorusuna yeterince açık cevap veremediğini düşünen öğretmen sonraki günlerde tehlikeli bir deneye girişir. Sınıfta sorduğu sorulara cevap verecek öğrenciler önce ayağa kalkıp sandalyesinin yanına geçecek ve 'Mr. Ross' diyecek sonra cevabı verecektir. Herkes tek bir amaca 'Disiplinli güç'e hizmet etmek için çalışacak, bu güç örgütlü bir şekilde kullanılacak, bu örgütün adı da 'Dalga' olacaktır... Öğrencilerin kısa bir süre içinde kendilerini iyice kaptırdıkları 'Dalga' hızla bütün okula yayılır. Dalga'ya girmeyenler, karşı çıkanlar, ayrılanlar dışlanır hatta dövülür. Zamanla deneyi başlatan öğretmeni bile etkileyen 'Dalga'nın sonu 'ulusal lider'in okuldaki üyelere televizyon ekranından canlı olarak sesleneceği çağrısıyla yapılan bir toplantıda son bulur: Ekranda beliren yüz Hitler'den başkası değildir!
Ülkemizde Tüm Zamanlar Yayıncılık tarafından basılan kitabın sonunda bir de olayın gerçek kahramanı Rone Jones'la yapılan bir röportaj yer alıyor. Jones'un, "Öğrencilerinizin gereken dersi aldıklarına emin misiniz?" sorusuna yanıtı ise dikkat çekici:
- Evet eminim, fakat bazen Dalga üyelerinden biriyle karşılaştığımda beni özel selamımızla selamlıyor. İşte o zaman bu selamın ne anlama geldiğini düşünüyorum. Acaba bana: "Hey, bu çok güzel bir oyundu, bunu tekrarlamalıyız" mı demek istiyor. Yoksa: "Evet Mr. Janes, sayenizde çok şey öğrendim" mi diyor. Bilemiyorum.
İki ihtimal
Nazi iktidarı sırasında ve sonrasında yazarların, sosyologların, psikologların, iktisatçıların, tarihçilerin... en çok yanıtını aradığı soru Nazilerin Hitler gibi kişiliği 'sorunlu' bir liderle nasıl böylesine yükseldikleri oldu. Ve herkes kendi birikimleri, yönelimleri ve araştırmaları sonunda çeşitli sonuçlara ulaştı. Sonuçlar birbirine yakın ya da farklı olsa da Amerikalı öğretmenin ikilemi her defasında akıllara takıldı: Bunca yaşanandan sonra faşizmin böylesine ihtişamlı bir şekilde yeniden tarih sahnesine çıkması mümkün mü? Bu ihtimalden en çok ürkenlerse şüphesiz Alman halkı ve onun aydınlarıydı. Nazi terörünü yasaklamalarla, tutuklamalarla, toplama kamplarıyla, sürgünlerle, kıyımlarla sonuna dek yaşayan Almanya'nın entellektüelleri için herhangi bir zamanda Nazi iktidarına benzer bir gücün tekrar ayağa dikildiğini görmek korkunçtu. Ve bu ihtimale karşı mücadele; savaş sonrası yıllarda marksist ve anti faşist sanatçıların, bilim adamlarının, politikacıların temel hareket noktası oldu. Bu mücadelenin en unutulmaz isimlerinden birisi ise büyük tiyatro adamı Bertolt Brecht'ti. Brecht, yeteneğini işçi sınıfına sunan bir sanatçı olarak burjuva sanat dünyasının bile önünde şapka çıkardığı bir isimdi. Ve tabi Hitler'in zulmü yüzünden ömrünün önemli bölümünü yurdundan uzakta geçiren bir Almanya Yahudisi...
Hitler'in yükselişine, Alman emekçileri arasında büyük taraftar kazanmasına, yönetenler arasındaki klik çatışmalarını kullanarak iktidarı alışına, yasal yolla aldığı iktidarı diktatörlüğe çevirişine tanık olmuştu. Ve krizin yükünü iliğine kadar sömürülerek ödemek zorunda bırakılan Alman emekçilerinin, kapitalizmin 'çok renkli' politik yelpazesinde oylarını 'demokrasi içindeki demokrasi düşmanı'na verişlerine...
Ui ve Hitler...
Brecht'in Nazilere ilişkin eserleri içinde en çok ilgi çekenlerden birisi de "Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı" oldu. Sürgün yıllarında Amerika'ya yerleşen sanatçı bu tiyatro eserinde Chicago'da bir gangsterin krize giren sebze tröstü tarafından iktidarlarını korumak için devreye sokuluşunu anlatır. Yani Hitler'in Almanya'da başını Krupp'un çektiği tröstler tarafından krizden kurtuluş uğruna devreye sokuluşunu...
Yıldızı sönmek üzere olan ve 'dillere düşen' gangster Arturo Ui'nin 'namuslu' belediye meclisi üyesi Dogsborough'un bir yolsuzluğunu kullanarak yeniden hayat bulmasını anlatır. Yani Hitler'in Almanya hakimi 'namuslu' Hindenburg'un 'açığı'nı yakalayıp bir şekilde hükümet kurma görevini almasını...
Ui ile çevresindeki 'büyükbaş' adamları Ernesto Roma, Emmanuel Göri ve Giuseppe Givola arasındaki ilişkileri, ihanetleri, kuyu kazmaları, hesaplaşmaları anlatır. Yani Hitler ve Nazi partisinin en kanlı canavarlarını; Ernst Röhm'ü, Göring'i ve Gobbels'i...
Bütün bu benzerlikler 'ince mesajlarla' kurulmaz. Daha oyunun başında her karakterin kimi temsil ettiği seyirciye gösterilir. Ve gülünen, alkışlanan her sahnenin gerçekte Almanya'da ve sonrasında bütün Avrupa'da yaşananlarla bire bir ilişkili olduğu 'sunucular' tarafından sıkça hatırlatılır. Burada oyuna getirilen bir eleştiriyi ve ülkemizdeki her iki gösterimini de yöneten Yücel Erten'in cevabını aktaralım. Eleştiri Brecht'in Hitler'i ve Almanya'yı çok iyi tanıdığı ama Chicago'yu ve gangsterler dünyasını tanımadığı bu yüzden bağlantıların çok da yerine oturmadığı yönlüdür. Erten'in tanıtım broşüründeki cevabı ise şöyle:
"Oyun Chicago'da geçiyor ama, Chicago üzerine değil ki! Genelde faşizm üzerine, özelde de Hitler faşizmi üzerine. Brecht'in oyunun başına 'Mesel Oyun' diye bir not koyduğunu hatırlayalım. Yani,'kendinden çok, altındaki anlam kastedilen şey'... Dolayısıyla, bence burada önemli olan, Chicago gangsterleri ile sebze tröstü arasındaki bağlantının gerçeğe uygunluğu ya da inandırıcılığı değil. Bu öykü üzerinden, yeryüzüne kan kusturmuş, dünyayı haraca kesmiş, insanlığa aykırı bir gelişmenin -ya da belki daha doğru bir deyimle: gelişmemenin- anlatılması..."
Brecht'in, Amerikalı öğretmen Rone Jones'la benzeri kaygılarla tiyatro sahnesinde oluşturduğu 'deney' bugünlerde 20 yıl aradan sonra ikinci kez Yücel Erten'in yönetiminde sergileniyor. 20 yıl önceden farklı olarak bu kez Ankara değil İstanbul Devlet Tiyatroları sahneliyor oyunu. Atatürk Kültür Merkezi'nin büyük salonu bir süre daha bu oyuna ev sahipliği yapacak. Modern tiyatronun en büyük dehası Brecht'in "faşizmin yükselişi" açısından da "çete ilişkileri" açısından da bizim için maalesef çok güncel bir oyun! İzleyicisini bekliyor...
www.evrensel.net