İkinci göç dalgası kapıda

İkinci göç dalgası kapıda

"Can güvenliği" olmadığı için istedikleri halde köylerine dönemeyen yüzbinlerce Kürt köylüsü, "iş bulma" umuduyla büyük kentlere göç etmeye hazırlanıyor.

İkinci göç dalgası kapıda
Diyarbakır'daki 12 kuruluş ve oda tarafından göçle ilgili yapılan bir araştırma, ekonomik ve güvenlik nedenleriyle yaşanan göçün getirdiği zor yaşam koşullarının, ikinci bir göçü zorunlu hale getirdiğini ortaya koydu.
Göçten kaynaklanan sorunlar
TMMOB Elektrik, Ziraat, İnşaat, Makina, Harita ve Kadastro Mühendisleri, Mimarlar Odası, Diyarbakır Tabip Odası, Tüm Sağlık-Sen, Eğitim-Sen, Dicle Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi, Türkiye Kalkınma Bankası ile Ticaret ve Sanayi Odası tarafından ortaklaşa olarak, ''Bölge içi zorunlu göçten kaynaklanan toplumsal sorunlarla'' ilgili bir araştırma yapıldı. Araştırmada, göç ve nedenleri, göçün etkileri, eğitim, nüfus artışı, kentleşme, istihdam gibi konulara yer verildi.
Göçün nedenleri
Araştırmada, 10 yıldan fazla bir süre içerisinde Diyarbakır'a göç ettiği belirlenen ailelerin; yüzde 12'sinin işleyecek toprağının olmaması, yüzde 30'unun geçim sıkıntısı, yüzde 4'ünün kan davası ve benzeri anlaşmazlıklardan, yüzde 25'inin bölgedeki olaylar, yüzde 38'inin köyü tahrip olduğundan, yüzde 6'sının da kentlerin avantajları ve çocuklarının eğitimini devam ettirmesi için göç ettiği ortaya çıktı.
Birincil faktör köy yakma
Yıllar itibariyle, 1990-96 arasındaki 6 yıllık süre içerisinde göç edenlerin sayısının 1976 yılından 1996 yılına kadar meydana gelen toplam göçün yüzde 53'ünü oluşturduğu belirtilerek; 1990 sonrası meydana gelen göçte en önemli nedenin yüzde 58 ile köy tahribatı olduğu, bu zorunlu göç grubunun ikinci önemli göç nedenini ise yüzde 43.5 ile bölgedeki olayların izlediği bildirildi.
İkinci göç dalgası
Araştırmada, kent ile sorunları olan, hanesinde birçok sorunu bir arada yaşayan, geldiği yere göre kazancı daha az ve yaşam koşulları daha kötü olan, hiçbir hazırlığı olmaksızın kente göç etmek zorunda kalanların; gelecekle ilgili planlarının başında "iş bulmak" amacıyla daha büyük bir kente göç etmenin yer aldığı kaydedildi. Göç ile ilgili yapılan anket sonuçlarının da yer aldığı araştırma sonucunda, şöyle denildi: "1990 sonrası köyünden göç etmek zorunda kalanların yüzde 88.04'ünün köyüne yeniden geri dönmek istediği, ancak bunlardan çoğunun bu umutlarını kaybettikleri ve Diyarbakır'ın var olan konumunu sürdürmesi halinde, göçü hedeflemekte oldukları ortaya çıktı."
'Can güvenliği' istiyorlar
Bu durumun 400 bin kişinin yeniden göç yollarına düşmesi anlamına geldiği belirtilen araştırmanın diğer bir sonucuna göre de, köyünden zorunlu olarak göç edenlerin yüzde 82.36'sı, geldiği yere dönmek istiyor. Dönmek için yüzde 99'u da can ve mal güvenliğinin sağlanmasını ön şart olarak dile getiriyor.
Daha kötü durumdalar
Araştırmada, insanların birçok sorunu bir arada yaşadığı ve içinde bulundukları koşullara kendi istekleri dışında sürüklendiği, zorunlu göç grubunun yüzde 75'inin kazancının, geldiği yere göre daha az, yüzde 77'sinin de yaşantısının daha kötü olduğu kaydedildi. Bölgede işsizliğin had safhaya ulaştığı; seyyar satıcılık, işportacılığın genel meslekler haline geldiği, ailelerin çocuklarını okuldan alarak boyacılık, çıraklık benzeri işler yaptırarak yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı belirtildi.
Çoğu kirada oturuyor
Araştırmada, kişi başına düşen gelir yönünden yoksulluk sınırının altında kalan Diyarbakır'da, oturulan evlerin mülkiyet durumuna bakıldığında ise hanelerin yüzde 48'inin kiracı, yüzde 44'ünün ev sahibi, yüzde 6'sının lojmanda ya da yakınına ait evde oturup kira ödemedikleri, zorunlu olarak göç edenlerde ise kirada oturma oranının yüzde 69.32'ye kadar yükseldiği belirtildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Mersin Belediyesi'nde işçi kıyımı
DSP'li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan 290 işçinin işine son verdi. 18 Nisan seçimleri ardından yine büyük bir işçi kıyımı yapan Özcan, basın ve kamuoyunda oluşan tepki üzerine işçileri tekrar işe almak zorunda kalmıştı. Yeniden işçi atan Özcan, ücretlerin ödenmesinde zorluk çektiklerini iddia etti.
İşten atılması üzerine İbrahim adındaki işçinin intihar girişiminde bulunduğu ve SSK hastenesine kaldırıldığı öğrenilirken bir işçi de açlık grevine başladı. İşçiler kış gününde kapı önüne atılmalarına büyük tepki gösterirken ne yapacakları konusunda net değiller. Büyükşehir Belediyesi'nde örgütlü olan ve atılan işçilerin üyesi olduğu Belediye-İş Sendikası ise henüz bir açıklama yapmadı.
Bu arada Büyükşehir Belediyesi'nin 20 gün önce yeni işçi aldığı öğrenilirken kaç kişi aldığı konusunda net bir bilgi elde edilmedi. Aldığı işçilerden 11'ini 5 Kasım günü işten atan Macit Özcan'ın atacağı kadrolu işçilere önceden zemin hazırlandığı söyleniyor.
Pazartesi eylem
Atılan işçilerin önceki gün Orman Dairesi yanında çadır kurdukları Mersin Belediye eski Başkanı Hali Kuruş'in buraya gelip işçileri ikna etmeye çalıştığı ve vaatlerde bulunduğu işçiler tarafından belirtilirken, çadırların da polislerin baskısı sonucu kaldırıldığı aktarıldı. Çadır kuran işçilerden Mehmet korkmaz, 19 aydır belediyede çalıştığını ve hiçbir güvencesi olmadığını belirtti. Çoluk çocuğuna ekmek götüremez bir duruma geldiklerini belirten Korkmaz, yaşamın kendilerine haram edildiğini söyledi. İşlerine son verilen işçiler, pazartesi günü toplu halde Cumhuriyet Meydanı'nda basın açıklaması düzenleyeceklerini söylediler. İşçiler, sorunları çözülmezse Cumhuriyet Meydanı'nda açlık grevine başlayacaklar.
www.evrensel.net