AKSAzedeler davalarında kararlı

AKSAzedeler davalarında kararlı

17 Ağustos depreminde üç tankının patlamasıyla çevreye 6500 ton 'akrilonitril' gazının sızmasına neden olan AKSA Akrilik Kimya Sanayii AŞ hakkında suç duyurusunda bulunan, maddi ve manevi tazminat davasında açan AKSAzedeler davayı sonuna kadar götüreceklerini söylüyorlar.

AKSAzedeler davalarında kararlı
Muzaffer Özkurt
17 Ağustos depreminde üç tankının patlamasıyla çevreye 6500 ton 'akrilonitril' gazının sızmasına neden olan AKSA Akrilik Kimya Sanayii AŞ hakkında suç duyurusunda bulunan, maddi ve manevi tazminat davasında açan AKSAzedeler davayı sonuna kadar götüreceklerini söylüyorlar. AKSA ile beraber geleceklerinin karardığını ve çocukların geleceği için şüphe eder duruma geldiklerini anlatan AKSAzedeler, bir an önce sağlık taramasının yapılmasını istiyorlar.
Öte yandan AKSA halen çalışmaya devam ediyor. Tankerler sürekli olarak fabrika önünde bulunan iskeleye yanaşıyor ve bacalardan çıkan dumanlar halen insanların genzini yakmaya ve gözlerinin kızarıp yaşarmasına neden olmaya devam ediyor.
69 vekâlet var
AKSA kurbanlarından olan ve AKSAzedeler için dava açan Avukat Ayşe Aydemir, şimdilik 69 kişinin vekâletini aldıkların ve dava için başvurduklarını söylüyor. Bu kişilerin ifadelerini verdiğini de sözlerine ekleyen Aydemir, basının ilk günlerde enkazlara gösterdikleri ilgiyi kendilerine göstermediklerini belirterdek "Bu konuda gazeteniz Evrensel'e çok teşekkür ediyoruz" diyor. Hiçbir yetkilinin gaz sızıntısı sonrasında kendilerine yardım etmediğini ifade eden Aydemir, sadece Yalova Çiftlikköy İlçe Jandarması'na bağlı Taşköprü Jandarma Komutanlığı'nın yardım ettiğini ifade ediyor. Jandarmaların da AKSA'dan etkilenerek kaçmak zorunda kaldığını anlatan Aydemir, bu konuda kendilerine yardım edecek bütün kitle örgütlerine ihtiyaçları olduğunu dile getiriyor.
'Gerekirse AİHM'e gideriz'
AKSA'ya dava açılması için Aydemir'e vekâlet verenlerden birisi de Seher Aydın. Üç çocuk annesi olan Aydın, "Bir söz vardır kısasa kısas" diyor ve ekliyor "AKSA bizim geleceğimizle oynadı. Şu an çocuklarımın geleceğinden kuşkuluyum. Bunun içinde bu dava nereye kadar giderse takip edeceğiz. Gerekirse AİHM'e dahi gideceğiz." AKSA'nın müdürünün televizyonda yaptığı açıklamada "Zaten biz bekliyorduk bu depremi. Vesile oldu topu topu 30 hane boşladı. Biz de bunu istiyorduk" dediğini hatırlatan Aydın, bu konuşmanın kendileriyle alay etmek olduğunu dile getiriyor. Sadece içinde bulundukları Başak Sitesi'nde 420 hane olduğunu anlatan Aydın, AKSA yüzünden kayınpederi Zeki Aydın'ın da hayatını kaybettiğini belirtiyor. Karaciğerinden ameliyat olan Zeki Aydın'ın çok iyi bakıldığını, ancak AKSA'da meydana gelen kaçak sonrası bir buçuk ay içinde akciğer kanserinden hayatını kaybettiğini söyleyen Aydın, "Deprem öncesinde böyle bir hastalığı yoktu. Sürekli doktor kontrolündeydi" diyor. Kayınpederinin hastalığı boyunca devlet hastanelerinin ona bakmadığından da yakınan Aydın, "Günlüğü 15 milyon liradan bir ay boyunca yattı. Hastane bulamadığımız için ilk önceleri çadırlarda yatmak zorunda kaldı ve onun ölümünden AKSA sorumlu" diyor.
Başak Sitesi Bekçisi Sadrettin Oral ise bize deprem sonrası gelişen olayları anlatıyor. Deprem akşamı jandarmanın gelerek gaz sızıntısı nedeniyle kaçmalarını söylediğini belirten Oral, günlerce dağda yattıktan sonra geri geldiklerinde bu sefer de belediye görevlilerinin "belediye başkanının emri" diyerek tekrar dağlara gitmelerinin istendiğini belirtiyor.
Bakanlar görevini yapsın
"Depremle beraber bizim binalar yıkılmadı, ancak biz AKSA yüzünden mağdur olduk ve olmaya devam ediyoruz" diyor Ahmet Gök. Tekrar geri döndüklerinde AKSA'nın, faaliyetlerini sürdürdüğünü gördüklerini söyleyen Gök, bu konuda kimsenin kendilerine bilgi vermediğini ve halen belirsizliğin sürdüğünü anlatıyor. "Burada depremden ölmeyen insanların hayatı AKSA'dan yayılan gaz nedeniyle tehlikeye giriyor" diyen Gök, sızıntı sonrası meyve ve sebze yememeye çalıştıklarını ancak burada üretilen meyve ve sebzelerin İstanbul'a ve diğer şehirlere dağıldığını anlatarak, "AKSA sadece bizi değil tüm Türkiye'yi zehirliyor" diyor. Yetkililer görevlerini yapmadığından yakınan Gök, Sağlık Bakanlığı'nın ve Çevre Bakanlığı'nın görevlerin yapmasını ve hemen bir sağlık taramasının yapılmasını istiyor. Gök, "Biz teknoloji düşmanı da değiliz. Biz böyle bir teknolojiyi savunmuyoruz. Çevreyle barışık, insanların hizmetinde değilse biz böyle bir teknolojiye karşıyız. Bizim amacımız, derdimizi duyurmak" diyor. Yarınımızdan kuşkuluyuz
Tevfik Turan da, AKSA'dan çıkan gazlardan dolayı zarar görenlerden. Enkaz çalışmaları sırasında 15 saat zehirli gazı soludukları için gözlerinin kızardığını, yaşardığını, genizlerinin yandığını ve halen öksürmeye devam ettiğini ifade eden Turan, amaçlarının bu zehirin nasıl bir etki yarattığını anlamak ve buna karşı önlemler alınmasını sağlamak olduğunu söylüyor. "En başta sağlık taraması gerekiyor. Bu yörenin suyunu içiyoruz. Yeraltı suları ve içme suları zehirlendi bu yörenin meyve, sebze ve etini yiyiyoruz bunlar ne durumda bilemiyoruz. Bakanlıklar çok duyarsız ve örtbas edilmeye çalışılıyor" diyen Turan, deprem sonrası Topçular İskelesi'nin yıkılmamasına karşın yıkıldı denmesinin sebebinin de AKSA'dan çıkan zehirli gaz olduğunu anlatıyor. Turan son olarak "Biz yarınımızdan kuşku duyuyoruz. Doğacak çocuklar ne olacak bilinmiyor, ancak AKSA halen çalışmaya devam ediyor" diyor.
www.evrensel.net