İskenderun polisi tescilli çıktı

İki genç kıza yaptığı işkence ile gündeme gelen İskenderun Emniyet Müdürlüğü'nde, sık sık işkence olaylarına rastlandığı ortaya çıktı.

İskenderun polisi tescilli çıktı
Hatay Barosu'na kayıtlı avukat Bülent Akbay, İskenderun Emniyet Müdürlüğü'nde Mart-Eylül 1999 döneminde 19 ayrı işkence olayı gerçekleştiğini belirtti. Bu işkencelerden örneklerden veren Akbaş, 8 ay önce işkenceci polisler hakkında yaptığı suç duyurusunun, Memurin Muhakematı Kanunu'na takıldığını da belirtti.
Akbay, Yusuf Öntaş adlı 22 yaşındaki bir gencin Mart 1999 tarihinde İskenderun Emniyet Müdürlüğü'nün üçüncü katından aşağı atıldığını hatırlatarak, "Bu kişi, Devlet Hastanesi, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adana DGM'de 'işkenceye dayanamadığım için kendini öldürmek istedim' dedi ve bu sözleri resmi kayıtlara geçti" diye konuştu. 18 Nisan seçimlerinden bir süre önce PKK davasından gözaltına alınan dönemin HADEP İl Genel Meclis üyesi adayı Nurettin Yağmur'un da Adana DGM'de "Yapılan işkenceden kulak zarım patladı.
Halen tedavi görüyorum" dediğini de belirten Akbay, bu ifadelerin mahkeme tutanaklarına geçtiğini söyledi.
Yasa engeline takıldı
İskenderun Terörle Mücadele Şubesi'nde işkence yapıldığına dair iddialar üzerine 26 Mart 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu kaydeden avukat Akbay, "Suç duyurumuz, Memurin Muhekematı Kanunu kapsamında İskenderun İlçe İdare Kurulu'na gönderildi. Ancak, aradan 8 ay geçmesine karşın ilçe idare kurulunda karar bağlanmadı" dedi.
Üçüncü katta yapıldı
Bu arada, işkence görenlerden 16 yaşındaki N.C.S. ve üniversiteye hazırlanan F.D.P., işkence gördükleri yerin İskenderun Emniyet Müdürlüğü'nün üçüncü katı olduğunu açıkladı.
N.C.S. ve F.D.P., herhangi bir kanıt ya da tanık olmamasına karşın, örgüt üyeliği suçlamasının işkence ile alınan ifadelere dayandırıldığını belirtti. İçişleri Bakanlığı, "sanıkların soruşturuması ve ifade alınmasının zemin katta yapılması" yönünde bir genelge yayınlamıştı.
Af Örgütü devrede
İskenderun'da liseli kızlara yapılan işkence ve coplu tecavüz olayı ile ilgili olarak Uluslararası Af Örgütü'nün devreye girdiği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı aracılığıyla konuyu takip etmeye başladığı öğrenildi. Af Örgütü'nün konuya ilişkin dosya eline ulaştıktan sonra, genç kızların tedavisi için dünya genelinde "acil eylem" çağrısı yapacağı belirtiliyor. İşkence gören genç kızların, TTB Merkez Konseyi ve Adana Tabipler Odası'nın hazırladığı rapora göre, dahiliye, kardiyoloji, diş, ortopedi, kadın doğum konsültasyonu, psikiyatri tedavi görmesi, kas iskelet sistemi grafiklerini çekilmesi gerekiyor.
HTO toplandı
Bu arada, Hatay Tabip Odası (HTO) da, tek gündemli olağanüstü bir toplantı yaparak, bu konuyu ele aldı. HTO yetkilileri, işkenceyi sakladığı belirtilen beş doktordan birinin yönetime yazılı olarak "olayı soruşturun" başvurusu yaptığını, diğer doktorlardan ikisinin de aynı başvuruyu yapmasının beklendiğini belirttiler.
Eğitim-Sen işkenceyi kınadı
Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, yaptığı yazılı açıklamada Eğitim-Sen İskenderun Şubesi Başkanı Temim Salmanoğlu'nun da kızı olan 16 yaşındaki Nazime Ceren Salmanoğlu'na yapılan bu insanlık ve hukuk ayıbını kınadıklarını, işkencecilerin adalet karşısında hesap vermesini istediklerini kaydetti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Koçal'lar ilk duruşmada serbest
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suçundan haklarında dava açılan MHP kökenli ANAP'lı Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal ile kuzeni TMMOB Mimarlar Odası Yalova Şubesi eski Başkanı Metin Koçal, ilk duruşmalarında tahliye edildi.
Sanıklardan Yakup Koçal, verdiği ifadede, müteahhit olmasından dolayı suçlandığını, ancak yaptırdığı binada denetleme ve uygulama gibi bir sorumluluk taşımadığını ileri sürdü.
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, eksik malzeme kullanmakla suçlandığını hatırlatan Koçal, binaların betonarme denilen kısımlarında eksik malzeme kullanılması durumunda kârın yüzde 1-2'yi geçmeyeceğini, Yalova'da hiçbir müteahhitin de bunu yapmadığını öne sürdü.
17 Ağustos depreminde yıkılan binaların sorumlusunun Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na bağlı Afet İşleri Genel Müdürlü ile Teknik İşler Müdürlüğü olduğunu savunan Koçal, 1975 yılında çıkarılan yönetmeliğe göre, yapılan bütün binalarda zemin etüdü çalışması olmadığını, bu uygulamaya ancak 1998 yılının Mayıs ayında başlandığını kaydetti. Koçal, şunları söyledi: "Şansızlık, Yalova'da zemin etüdü yapılmadan alanların iskana açılmasıdır. Yalova'da yapılan inşaatlar dört dörtlük olmasa bile, çok iyi kontrolden geçmiştir. Halen de geçmektedir. Bu büyük deprem başka ilde olsa, o bölge yerle bir olurdu. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, zemin etüdü zorunluluğunu ancak 17 Ağustos depreminden sonra getirmişti. Bu da, Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün kendi hatasını geç de olsa ortaya koymasıdır".
Yakup Koçal'ın müteahhitliğini yaptığı binanın fenni sorumluluğunu yürüten TMMOB Mimarlar Odası Yalova Şubesi eski başkanı Metin Koçal da ifadesinde, 28 yıllık mimar olarak işini iyi yaptığını ve binalarda eksik malzeme kullanılmasına, projeye aykırı davranılmasına göz yummadığını anlattı. Koçal, "Özellikle yıkılan Koçal Apartmanı akrabalarımın olduğu için işime daha fazla özen gösterdim. Ayrıca, bir mimar olarak inşaat mühendisinin projesini deprem açısından denetlemek gibi bir görevim yok" görüşünü savundu.
Yakup Koçal'ın avukatı olan ve 1973-75 yıllarında Adapazarı'nda belediye başkanlığı yapan Meziyet Sevim Sözer de, Türkiye'de 1998 yılının Mayıs ayına kadar zemin etüdü çalışması yapılmadığını yineleyerek, "Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihmalinin faturasını çok ağır ödediği" iddiasında bulundu.
Avukatlar, "Belirli ikametgah sahibi oldukları" gerekçesiyle müvekkillerinin tutukluluk halinin kaldırılmasını talep ederken, mahkeme başkanı, savcının da olumlu görüş bildirmesi üzerine Yakup Koçal ile Metin Koçal'ın tahliyesine karar verdi. Bu arada, Yakup Koçal hakkında müşteki olarak şikayette bulunan Sema Gökay'ın başvurusunu geri aldığı öğrenildi.
Gazetecilere ölüm tehdidi
Öte yandan, Yakup ve Metin Koçal'ın cezaevinden mahkeme salonuna getirilişi sırasında görüntü almak isteyen basın mensupları, ölümle tehdit edildi. Yalovaspor Kulübü eski başkanı Adnan Kırtay ile Yalova'da tanınan Selami Ersoy'un da aralarında bulunduğu bir grup, güvenlik kuvvetlerinin yanında basın mensuplarının görüntü almasını engellerken, "Kafanıza sıkarız, Yalova'dan çıkamazsınız" şeklinde tehditte bulundular. Olay sırasında grubun hakaret ve küfürlerine maruz kalan Milha Muhabiri Süheyla Gözdereliler'in savcılığa şikayeti üzerine, diğer basın mensuplarının da ifadelerine başvuruldu.
www.evrensel.net