Clinton için son hazırlıklar!

Yunanistan halkı 'halkların kasabı' Clinton için 'görkemli bir karşılama' törenine hazırlanırken, Yunan hükümeti de, ziyaretin gerçekleşeceği 13 Kasım günü gösterileri engellemenin yollarını arıyor.

Clinton için son hazırlıklar!
Seyit Aldoğan
13 Kasım'da Atina'ya gelecek olan ABD Başkanı Bill Clinton'ın ziyareti için geri sayım başladı. Ziyaret öncesinde taraflar karşılıklı olarak hazırlıklarını sürdürüyor. Sendikalar, kitle örgütleri ve siyasi partiler 13 Kasım için yüz binlerin katıldığı antiemperyalist bir cephe oluştururken, hükümet, Atina'da törör estiriyor.
Medyada derin tahliller
Medya günlerdir derin tahliller yapmakla meşgul. Ege ve Kıbrıs sorunuyla birlikte bir dizi anlaşmazlığın masaya yatırılacağını uzun uzun anlatan yazılar medyada çıkarken, ziyaret sonrasında "pekişecek"olan bağımlılık, bölge haklarını füzeler ve bombalarla tehdit altında tutma planları, dayatılacak olan sömürge ekonomisini özenle gizliyor.
Şimdiye kadarki gelişmeler Türk-Yunan ilişkilerine stratejik bir çözümün hedeflenmediğini açıkça ortaya koyuyor. Ecevit'in ABD ziyareti, Yunan basınında işlenen Clinton'ın öneri paketleri, Denktaş ve Kleridis'in ziyaret öncesi tutumları, Cem-Papandre görüşmeleri, ABD'nin şimdilik bir çözüm istemediğini ve mevcut durumun ABD çıkarlarına daha uygun olduğunu kanıtlar nitelikte. Kısacası Clinton çözüm önerileriyle değil, bölgedeki ABD-NATO çıkarlarının korunması, "uyduların merkeze daha uyumlu hale getirilmesi" için geliyor.
'Dostluk' mu, yanılsama mı?
Son günlerde esen 'dostluk' rüzgârları ise yatsıya kadar yanacak mum gibidir. Çünkü her şey bölgedeki emperyalist planlara, tekellerin çıkarlarına ve değişen dengelere göre ayarlanmakta. Yaşanan gelişmelerin uzo ve rakının, halay ve sirtakinin kardeş olduğunun keşfedilmesinin bir sonucu olduğu ise tam bir yanılsamadır.
Bu nedendir ki, ABD'nin garantörlüğünün ne anlama geldiğini bilen Yunan halkı, Cliton ve temsilcisi olduğu ABD emperyalizmini protesto etmeye hazırlanıyor.
Yaklaşık bir aydır gösteri hazırlıklarını sürdüren sendikalar, partiler, aydınlar ve kitle örgütleri, yüzbinleri sokağa dökecek antiemperyalist bir cephe oluşturulmuş durumda. Yunan basını da Clinton'ın ziyaretinden çok, var olan halk muhalefeti üzerinde duruyor. Hükümetin ise bütünüyle diken üzerinde oturduğu söylemek bir abartı olmaz. Polis bütün gücüyle alarma geçmiş durumdayken, Atina FBI ajanlarının terörü altında.
Clinton'ı korumak için Atina'ya gelen 1500'ün üzerinde koruma, terör uzmanları ve araçla dinlenme cihazları, arama cihazları, kurşun geçirmez üç adet limuzin, roketleri etkisiz hale getiren sistemler gelmiş durumda. Clinton'ın kaldığı bölgede balkonlara çıkmak yasak, araba park etmek yasak, gatezecilerin kâğıt kalem dışında bir şey bulundurmaları ve kamyona 6000 metreden daha az bir mesafede bulunmaları yasak. Üç adet helikopter, konvoyun üzerinde uçarak koruma sağlayacak. 'Önlemler' sıradan insanların bile tepki göstermesine neden oluyor.
Katil Clinton manşetlerde
ABD karşıtı uzlaşmaz tutumuyla geniş kitleler içinde sempati ve destek toplayan Yunanistan Komünist Partisi (KKE) bütün gücünü harekete geçirmiş durumda. Günlük yayın organları Rizospastis, 'halkların kasabı'na, 'katil Clinton'a karşı gösteri çağrılarını on beş gündür manşet haberleri olarak veriyor. Sosyal Demokrat geçinen Sinaspismos ve Dikki partileri ise gelişen bu halk muhalefeti karşısında göstericiler destekleme açıklaması dışında özel bir rol oynamıyorlar. Her fırsatta Simitis hükümetini "halkın çıkarlarına ters düşen hükümet" olarak nitelendiren ana muhalefet partisi Yeni Demokrasi ise, Yunanistan'ın görüntüsünü "zedeleyecek" hareketlerden kaçınılması çağrılarını yineleyip duruyor. Peki bütün bunlar neden? Clinton'ın gerçekte can güvenliği yok mu?
Asıl amaç ne?
Asıl amaç, son yıllardaki ABD ve NATO'nun bölge politikalarına ve operasyonlarına karşı güçlü bir biçimde karşı durmuş ve planlara karşı tavır almış olan Yunan halkını "terörist" gösterme çabasından başka hiçbir şey değildir. Yunan halkının antiemperyalist duyguları, ABD ve NATO planları rahatsız etmektedir. Bütün bu olup bitenlerin bir diğer boyutu da Yunan hükümetinin üzerinde yeni baskıların oluşturulması, istenen terör anlaşmasını bütünüyle ABD'nin ölçüleri kapsamında kabul edilmesi ve CIA'in hareket olanaklarının genişletilmesidir.
www.evrensel.net