Tersane işçisi kürek mahkûmu

Yaklaşık on bin işçinin çalıştığı ve 45 işletmenin bulunduğu Tuzla Tersaneleri'nde işçiler, çalışma ortamını 'kölelik düzeni' olarak tanımlıyor.

Tersane işçisi kürek mahkûmu
Şerif Karataş
Yaklaşık on bin işçinin çalıştığı ve 45 işletmenin bulunduğu Tuzla Tersaneleri'nde işçiler, çalışma ortamını 'kölelik düzeni' olarak tanımlıyor. Taşeronlaştırma ile birlikte sosyal haklarının birer birer ellerinden alındığını belirten tersane işçileri, adeta köle gibi çalıştırıldıklarını belirtiyorlar. İşçiler, yeterli işgüvenliği önlemlerinin alınmaması nedeni ile iş kazaları yaşandığını ve bu kazalarda pek çok işçinin öldüğünü ifade ediyorlar.
Tuzla Belediyesi'nin tersanelere otobüs seferleri koymasını bahane eden bazı patronlar, işyeri servislerini kaldırmış durumda. Bu da işçileri işe geliş gidişlerinde oldukça zor durumda bırakıyor ve işçilerin aldıkları ücretten yol parası vermelerine neden oluyor. Yemek ve tuvalet sorunu da Tuzla'da işçilerin hayatının bir parçası.
'Ölümle burun burunayız'
11 yıldır tersanelerde kaynakçılık yapan Veli Evren, taşeronlaştırmadan dolayı işçilerin birçok hakkının gasp edildiğini anlatttı. Taşeronların emeklerinin karşılığını vermediğini kaydeden Evren, "10-11 saat çalışıyorum. İşgüvencesi yok. İş kazaları oluyor. Ölümle burun burunayız" dedi. Çalışma koşullarının da gittikçe kötüleştiğini belirten Evren, yemeklerin kötü olduğunu ve çoğu işyerinde tuvalet olmadığını ifade ediyor.
Patronların işçileri rekabete sürükleyerek böldüğünü söyleyen Evren, hem işsizliğin yüksek olması hem de hemşericiliğin yaygın olması nedeniyle işçiler arasında bir güvensizliğin olduğunu belirterek, "Şu tersanede işçiler iki gün işbıraksa her şey düzeli" diye konuşuyor.
Yedi yıldır tersanelerde çalışan Saim Doğan da işsizlikten yakınıyor. Doğan, "İki gün çalışıyorsam beş gün çalışmıyorum. İş olmayınca insan huzursuz oluyor. Çalıştığın zaman da parayı ne zaman alacağın belli olmuyor" diyor.
Aldıkları parayla geçinmelerinin zor olduğunu dile getiren Saim Doğan, gece çalıştırıldıklarında bile yevmiyelerinin gündüz tarifesine göre verildiğini belirtiyor. Doğan, yaşanan sorunlara karşı işçilerin birlik olması gerektiğini, ancak taşeronlaştırmanın bu durumu yarattığına dikkat çekiyor. Sigortasız ve sendikasız çalıştıklarını belirten Ekrem Yasan ise çalışma ortamını 'köle düzeni' olarak tanımlıyor.
'İçme suyu yok'
Sorunların kaynağının sigorta ve sendikanın olmaması olarak tanımlayan Tevrat Öztürk, sendika için mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor. Taşeronlaşmayla birlikte işgüvencelerinin ortadan kalktığını belirten Öztürk, buna karşın işçilerin arasında birlik olmadığını söylüyor. Patronların işçileri sağcı-solcu olarak bölmeye çalıştığını ifade eden Öztürk, işçilerin ortak haraket etmeleri gerektiğini vurguluyor. Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın çalışanların hepsinin SSK'lı olacağına ilişkin demecini hatırlatan Öztürk, "Burayı görmüyor mu? Koltuğundan kalksın işçinin sorununa baksın" sözleri ile tepkisini dile getiriyor.
Hiç bir iş güvenliği önleminin alınmadığını belirten Öztürk, kaynak yaptığı için gözlük alması gerektiğini, fakat sigortalı olmadığı için alamadığını belirtiyor. Öztürk, "Tersanelerin hiçbirisinde ilk yardım sağlık ekipleri yok. Burası ağır sanayi; iş elbiseleri ve ayakkabı verilmesi gerekli, ancak bunlar verilmiyor" diyor. Öztürk, "İçme suyu bile yok. Terkos suyu içiyoruz" diye anlatıyor.
www.evrensel.net