AKTAŞ

AKTAŞ'ta yasadışılık devam ediyor

EMO eski yöneticisi Erol Celepsoy, 6 milyon abonenin, AKTAŞ veznelerine faturalarını yatırmaya devam ettiklerini ifade ederek...

AKTAŞ'ta yasadışılık devam ediyor
Serpil İlgün
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, Danıştay Genel Kurul Kararı ile yönetimine elkoyduğu AKTAŞ'ın faaliyetlerine devam ettiğini belirten Elektirik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şube eski yöneticisi Erol Celepsoy, "Bugün, yürütmeyi durdurma kararı öncesinden hiç bir fark yoktur" dedi. 6 milyon abonenin, AKTAŞ veznelerine faturalarını yatırmaya devam ettiklerini ifade eden Celepsoy, enerji özelleştirmeleri sonucunda oluşan dağınık yapı devam ederse, elektrik enerjisi ihtiyacı olmayan Türkiye'de elektrik enerjisi sıkıntısı başlayacağını söyledi.
Değişen bir şey yok
Danıştay Genel Kurulu'nun yönetimine el koymasının ardından atanan 16 kişilik heyetin, kararın uygulanması anlamında dışarıya yansıyan hiç bir uygulamasının olmadığını ifade eden Erol Celepsoy, AKTAŞ'ın faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. İstanbul Anadolu yakasındaki 6 milyon abonenin faturalarını, AKTAŞ veznelerine yatırmayı sürdürdüklerini belirten Celepsoy, "Yürütmeyi durdurma kararının üstünden bir ayı aşkın süre geçti. Bu sürede yatan paralar Aktaş'ın kasasına mı konuyor, belli değil. Bugün yürütmeyi durdurma kararı öncesinden hiç bir fark yok" dedi.
Sorunun aşılması için Danıştay kararının uygulanması ve AKTAŞ'ın yeniden TEDAŞ'a geçmesi gerektiğini belirten Celepsoy, "Bu güne kadar Danıştay bir çok kez iptal etti. Ancak uygulanmadı. Niye uygulamadılar? Belki de şöyle düşünüldü. AKTAŞ'tan alınıp bir başka örneğin Karataş şirketine pazarlama yapabilirler. Başka birilerine peşkeş çekebilirler" dedi. EMO tarafından, AKTAŞ, TEDAŞ ve TEAŞ'la Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan "İmtiyaz Sözleşmelerinin" iptali istemiyle açılan davanın 2 Kasım'da görülen duruşmasına da değinen Celepsoy, mahkeme sonucunda çıkacak sonucun her koşulda temyize gideceğini ve yargı kararlarının sağlıklı uygulanması durumunda, burda verilecek kararın AKTAŞ aleyhine çıkacağını ifade etti.
'Yasalara uymadılar'
"Basında yer alan rakamlar aslında Devlet Denetleme Kurulu'nun resmi rakamları. Gerçek rakamlar nedir, bilinmiyor" diyen Celepsoy, TEAŞ'ın 1994'e ilişkin ödenmemiş elektrik faturalarının bedelleri ile gecikme zammı ve tecil faizinin tahsili için AKTAŞ'a 15 trilyon 629 milyar liralık dava açtığını hatırlatarak şunları söyledi: "Neresini tutsanız elinizde kalıyor. Yapılması gereken, TEDAŞ'ın burayı tamamıyla alıp, geçmiş on senenin de hesabını almak durumundadır. Alınamaz diye bir şey yok. Gerçekten dürüst bürokratlar olursa, alınamaz diye bir şey yok"
Elektirikle ilgili özelleştirmelerle ilişkin 1984 yılında yayınlanan ve 3096 sayılı kanunun TEK dışındaki kurum ve kuruluşlara elektrik üretim, iletim ve dağıtımını yapma yetkisini verdiğini belirten Celepsoy, "Benim, 'Türkiye'nin enerji sektöründeki rantın bir avuç insana paylaştırılması kanunu olarak' tanımladığım bu kanunda 5. madde var. Diyor ki, 'bu ancak bakanlar kurulu kararıyla olur.' '90'da başlayan AKTAŞ, '94 yılına kadar Bakanlar Kurulu kararı olmadan çalıştırıldı. Kendi çıkarttıkları yasalara bile uymadılar. Başından itibaren sorarsanız, her dönemin hukuksal ve ekonomik anlamda karşılığı yok.Tek yapılan şey, vezne sayılarını çoğaltmak ve modern binalarda hizmetleri paralı hale sokmak. 15.6 tirilyonluk olayda da görülüyor ki karşılıklı 'ben verdim oldu' espirisiyle işleri götürüyorlar. Burası Türkiye olduğu için, faliyetler hukuksal altyapısı olmadan devam ediyor" dedi.
Bir ülkenin en önemli gücünün enerji olduğunu ifade eden Celepsoy, Türkiye'de özelleştirme adı altında yer üstü ve yer altı kaynaklarını peşkeş çekmek için yarış yapıldığını söyledi: "Elektriğin üretildiği zaman dağıtılması lazım. Depolama şansınız yok. Bütün bunları yapabilmek için merkezi bir planlamaya ihtiyaç var. Bu planlamayı yapamadığınız zaman enerji sektörünüz öyle bir hale gelir ki, bir, enerji fazlalağınız vardır ve dağınık yapılanma nedeniyle ayarlayamazsınız. İki, rekabet şansınız yok. Yani aynı sokaktan bir AKTAŞ'la bir Karataş'ı geçirmeniz mümkün değil. Enerji bir kamu hizmeti. Bu kamu hizmeti ancak kamunun elinde olmasıyla olur. Özel sektörün amacı kârdır ve sadece kâr düşündüğü için kamu hizmeti ikinci plana atılır."
Türkiye'nin sermaye tarafından paylaşıldığına dikkat çeken Celepsoy, Türkiye'nin, dünyanın en pahalı elektirik kulanan ülkelerinden biri olduğunu söyledi. "Yani Sevr'in enerji çeşidi. Niye? Çünkü en büyük rant burda. Bütün bunlar kolay para kazanma yöntemi. 75 yıldır barajlar falan yapılıyor. Neyle yapılıyor? Halkın ödediği vergilerle. Belli bir yere geliyor, sonra 'alın, siz kullanın' diyorlar. Öyle bir hale geliyor ki, ATAŞ örneğinde olduğu gibi. 15.6 trilyon liralık davayı, TEAŞ Devlet Denetleme Kurulu'nun ikazından sonra açabiliyor. Bu olmasa demek ki o da açılmayacak. Bu para nereye gidecek diye sormak lazım. Herhalde sadece AKTAŞ'a gitmiyor."
Bütün bunların önüne geçmek için, enerjinin özelleştirilmemesi, TEK'in yeniden yapılandırılması, gerçek denetimin olduğu, hatta yönetimlerinde meslek odalarının da yer aldığı bir yönetim olması gerektiğini vurgulayan Celepsoy, kamuoyunun da bu konudaki duyarlılığının sürmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin şu an kendine yetecek elektirik enerjisinin olduğuna da değinen Celepsoy, "Yakın gelecekte karanlıkta kalacağız" gibi ifadelerin, nükleer enerjiye geçmenin zeminini oluşturmak amacıyla kullanıldığını ifade etti. "Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı yok. Ama bu dağınık yapı devam ederse, mutlaka olacaktır. Sadece enerji santrallerinin olması yeterli değil, buna bağlı olarak, üretim ve dağıtım tesisilerinin de olması gerekiyor. Gidişat kötü yerlere gidecektir" diyerek, Türkiye'nin trafo çöplüğüne döneceğini kaydetti.
www.evrensel.net