Bu nasıl karantina!

Bu nasıl karantina!

İstanbul'un her iki yakasında da çok sayıda kuduz vakası görülmesine karşın yetkililer, pankart asmanın ve birkaç sokak köpeğini öldürmenin dışında bir şey yapmıyor.

Bu nasıl karantina!
Bülent Falakaoğlu
İstanbul'un birçok semtinde kuduz vakasının hızla yayılmasına, Anadolu yakasının 85 mahallesinde karantina ilan edilmesine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü tarafından kuduz tehlikesinin günden güne büyüdüğü açıklanmasına rağmen yetkililerin konuya ilgisizliği sürüyor. Karantina ilan edilen birçok semtte, semt sakinlerinin henüz kuduz tehlikesinden ve karantinadan haberi dahi yok. Haberi olan semt sakinleri ise ne yapacağını ve nasıl önlem alacağını bilmiyor. Yetkililer ise, son yaşanan kuduz vakaları hariç, İstanbul'da ilk 10 ay içerisinde 99 kuduz hastalığı tespit edilmesine rağmen halkı yeterince bilinçlendirme ve önlem alma yönünde, çeşitli yerlere pankart asmanın ve birkaç sokak köpeği öldürmenin dışında bir şey yapmıyor.
Sağlık ocağı bile yok
Karantina ilan edilen yerlerden biri olan Maltepe'nin Fındıklı Mahallesi Muhtarı Uğur Gül, olayın vahametini şöyle aktardı: "Tarım İlçe Müdürlüğü'nün astığı pankartlar dışında alınan önlem yok. Bu semtte herhangi bir sağlık kuruluşu olmadığından dolayı, insanlar bu pankarta bakıp da kontrole ya da aşı yaptırmaya gitmiyor. Sağlık ocağı olması için yedi yıl önce halk tarafından yaptırılan binamız, defalarca çeşitli yerlere müracaatlarımıza rağmen bir türlü hizmete sokulmadı. Yetkililer olayı ciddiye almıyor. Köpekleri kamyonlara yükleyip mahallemizin dağlık alanına götürüyorlar. Bu köpeklerde geceleri mahallemizde olan mezbahaneye iniyor. Hepimiz tehlikedeyiz".
Köpek duası ezberliyorlar
Olayın traji komik boyutuna da dikkat çeken Muhtar Gül, "Maalesef birçok insanımız, önlem olarak köpeklerin saldırmaması için köpek duası ezberlediğini söylüyor" dedi. Kuduz belasının dışında , mahallelerinin kıyısından geçen Çamaşırcı deresinin ıslah edilmemesinden dolayı, salgın hastalık tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Gül, yıllardır birçok muhtarın müracaatına rağmen yetkililerin bu konuda da önlem almadığını söyledi.
'Pankarttan ne anlayalım'
Karantina altına alınan Fırat Caddesi sakinlerinden Naci Yılmaz, çaresiz ve savunmasız olduklarını söyleyerek, yetkililerin ilgisizliğini şöyle özetledi: "Önce sokağımızın ortasında köpekler ölmeye başladı. Belediye ağır koku yaymaya başlayan köpekleri bir hafta sonra araçlarla gelip aldı. Ardından kuduz uyarısı yapan pankartlar asıldı. Belediye tarafından şüpheli köpeklerin tecrit edildiği ifade ediliyor. Ama sokak köpekleri beslediğimiz keçilerimizi, çocuklarımızı ısırdı. Hepimiz kuduz olabiliriz. Şimdi biz bu asılan pankartan ne anlayalım. Pankartlar bizi sadece korkutuyor".
Göstermelik önlem
Karantina ilan edilen Doğuşkent Sitesi esnaflarından Erkan Ayvat, belediyenin sağa sola zehirli yiyecekler koyduğunu, bu yiyecekleri yiyen birkaç köpeğin öldüğünü fakat geriye kalan başı boş köpeklerin hâlâ potansiyel tehlike olarak dolaştığını vurguladı.
Aşı yok
Doğuşkent Sitesi eczacılarından Hacer Öztürk, son dönemde çok sayıda ısırma vakasıyla karşılaştıklarını ve bu durumun acı bir gerçeği ortaya çıkardığını söyledi. Her eczanede bulunması gereken kuduz aşısının eczanelerde bulundurulmadığını, kendilerininde ancak acil durumlarda depolardan getirttiklerini kaydeden Öztürk, "Duyarsızlıktan dolayı malesef bu aşı Sultanahmet'teki İstanbul'un tek kuduz hastanesinde dahi bazen bulunamıyor" dedi.
'Ciddi önlemler alınmalı'
Başka bir Eczacı Selma Etik ise, dünyanın gelişmiş ülkelerinde hekimlerin dahi unuttuğu, insanların bilmediği kuduzun Türkiye'de hortladığını, bu durumun çevre ve sağlık politikalarının bir sonucu olduğunu ifade etti.
'İnsanlar aydınlatılsın'
İnsanların olayın boyutları hakkında yeterince aydınlatılmadığını, kendisinden şüphe edenlerin kuduz aşısının bir tanesinin 20 milyon lira olmasından dolayı aşı yaptıramadığını kaydeden Etik, sağlık müdürlüğünü daha ciddi önlemler almaya çağırdı.
www.evrensel.net