'İlk akla gelen önlemler' bütçesi

İlk akla gelen her zamanki gibi işçi ve emekçileri yakından ilgilendiren personel harcamalarının kısılması oldu. Memur maaş zamlarının yüzde 15'te tutulması yönündeki açıklamalar bunun ilk adımı oldu.

'İlk akla gelen önlemler' bütçesi
İlhan Ulusoy
Yine bir bütçe dönemine girildi. Hükümet bütçe tasarısını hazırladı ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşmeye açtı. Türkiye'de bütçeyi IMF'ye onaylatmak artık gelenekselleşti. Ama bu kez hükümet bu konuda o kadar pervasız ve onursuz davrandı ki, koalisyon ortakları bile buna karşı açaklamalar yapmak zorunda kaldılar. Bütçe, henüz daha Meclis'te onaylanıp yasalaşmadan, yani hâlâ üzerinde değişiklikler yapılması ihtimali varken IMF Türkiye Masası Şefi'ne gönderilmesinin bir tek anlamı var. Hükümetin icazetsiz su içmeyen ekonomi bakanları ve bürokratları IMF'nin bütün direktiflerini yerine getirmelerine rağmen, gözden kaçırdıkları direktifler olabilir kaygısı ile henüz değişiklik yapma imkânı varken, bütçeyi IMF'ye göndererek, onay istediler.
Bütçe rakamları daha kamuoyuna sunulmadan yoğun bir telefon ve faks trafiği ile IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Coterelli'ye gönderildi. Bunun amacının ise, bir stand-by anlaşması için ikna çabası olarak açıklandı. Böylece IMF'nin stand-by sonrası vermeyi vaat ettiği 500 milyon dolar için deyim yerindeyse kırk takla atıldı.
Bütçe IMF'nin doğrudan direktifi ile hazırlanmasına rağmen ortaya çıkan bütçe tasarısı IMF'nin bütün isteklerini karşılayamıyor. Bütçenin harcama kalemleri açısından bir sorun yok. IMF'in reçetesine göre hazırlanan bütçenin temel hedefi kamu açıklarını küçültmek, bütçe açığını kapatmak olarak şekillendi. Bunun için de harcamaların kısılması gerekiyordu. Gereği yapılacaktı!
Hükümet IMF'nin bütün direktiflerine harfiyen uydu ama yine de Coterelli'yi memnun etmekte zorlandı. IMF'nin Türkiye Masası şefi Coterelli, bir 'milli şef' edasıyla sordu;
- İyi de bu bütçenin gelir kalemleri çok inandırıcı değil. Nereden bulacaksınız bu parayı?
Cevap yine ilk akla gelen önlemlerle açıklandı: Gelirler artırılacak.
- Nasıl?
- KDV oranları yeniden düzenlecek, vergi iadesi yapılmayacak. KDV'de 1-2 puanlık artış sağlanabilmesi durumunda elde edilecek gelir ise 500 ile 600 trilyon olacak.
- Başka?
- Özelleştirmeler hızlandırılacak? Türk Telekom, enerji santralleri, POAŞ gibi özelleştirmelerden ve bu satışların blok olması halinde 4 ile 5 milyar dolarlık gelir bekliyoruz.
- Daha başka?
- KİT'lere fiyat belirleme yetkisi verdik. Fiyat ayarlamalarından külli bir miktar gelir bekliyoruz.
- Daha daha?
- Deprem bahanesi ile ek vergi salacağız. Ek vergiden 2-2.5 katrilyon lira toplayacağız.
Bütün bunlar ilk akla gelen önlemler olarak bütçe tasarısında yer aldı. İlk akla gelen her zamanki gibi işçi ve emekçileri yakından ilgilendiren personel harcamalarının kısılması oldu. Memur maaş zamlarının yüzde 15'te tutulması yönündeki açıklamalar bunun ilk adımı oldu. Sonra tarım taban fiyatlarının düşük tutulması, tarım desteklemelerinin kaldırılması, yatırımlara ayrılan payların azaltılması gibi 'önlem'lerin de olduğu görüldü. Bütün bunların hepsi ilk akla gelen önlemler olarak bütçe tasarısında yer alıyor. Coterelli tasarıdaki harcama kalemlerini beğendi. Niye? Tarıma para yok, memura yok, işçiye yok. Ama Coterelli bütçe tasarısında yer alan başka bir veriyi daha çok beğendi. Transfer harcamaları içinde gösterilen ve adından da anlaşıldığı gibi birilerine kaynak transferi anlamına gelen faiz harcamalarına ayrılan pay bütçenin yarısına denk. Bu da iç ve dışı borç faizlerinin ödenmesi için şimdilik yeterliydi. Eee daha ne olsun!
www.evrensel.net