Fotoğraf: AA

Fakirden alıp zengine aktarma bütçesi

2000 yılı bütçe tasarısı ne emekçileri ne de işveren kesimini memnun etti. Öğretim üyeleri, 2000 yılı bütçesinin fakirden toplayıp zengine aktarıldığını söyledi.

Fakirden alıp zengine aktarma bütçesi
CHP'nin 2000 yılı bütçe tasarısını değerlendirmek üzere CHP Genel Merkezi'nde önceki gün yapılan toplantıda bir araya gelen kitle örgütü temsilcileri ve öğretim üyeleri, bütçenin düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere kaynak aktarma bütçesi olup, bütçe ile devletin meşruiyetini yitirdiğini söylediler. Prof. Dr. Oğuz Oyan, CHP'ye neoliberal politikaların etkisinde olduğu eleştirisini yönelterek, "Sadece laiklik ekseninde sosyal demokrasi savunulamaz. Sosyal yönü olmayan bir sosyal demokrasi ile ancak kentlerdeki elit kesimin sahiplendiği bir sosyal demokrat parti olunur" dedi. Oyan, 5 Nisan Kararları'nda CHP'nin de imzası olduğunu hatırlatarak, CHP'yi ekonomi politikalarını net olarak ortaya koymadığı konusunda eleştirdi. CHP'nin neoliberal politikaların etkisinde olduğunu söyleyen Oyan, "CHP, neoliberal politikaların ürünü olan bütçeyi eleştiriyor. CHP, iktidarda olduğu dönemde uyguladığı aynı ekonomi politikaları konusunda bir özelleştiri verdi mi?" diye sordu.
Oyan, "Sadece laiklik ekseninde sol olabilir mi? Sosyal demokrasi bu şekilde halka ulaşamaz ve varoşlar din istismarcılarına kalır. CHP iktidar olduğunda yeni 5 Nisan Kararları'na imza atacak mı? Çalışanlara yüzde 0 zam dayatacak mı?" diye sordu.
Oyan, 5 Nisan Kararları'nı, İnönü'nün, "Ekonomi emekçilerin aleyhine karar almayı gerektirirse alırız. Bundan utanmayalım" diyerek savunduğunu hatırlatarak, "Nereye kadar utanmayacağız" dedi.
Oyan, CHP'nin faydacı bir anlayışla bütçeyi eleştireceği noktaları aramak üzerinden incelediğini belirterek, "ANAP ile sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP arasında ne fark var?" dedi.
Her yıl yapılan bütçenin bir öncekinden daha kötü olduğunu ifade eden Oyan, bütçenin samimi olmadığını ve açığı gizlemeye çalıştığını dile getirdi. Oyan, "Bütçeyi yapan iktidarın bile inanmadığı bir bütçeyle karşı karşıyayız" diyerek, Özal'ın vergiyi borçlanma ile ikame ettiğini ve bu anlayışın bugüne kadar da taşındığını söyledi. '80'den sonra uygulanan politikalarla yüzde 20'si faize giden bir bütçe tablosunun ortaya çıktığını belirten Oyan, 2000 yılı bütçesinde toplanan vergilerin yüzde 88'inin faize gittiğine dikkat çekerek, "Yıl sonunda vergilerimiz dahi faizi ödemeye yetmeyecek" diye konuştu. Oyan, bütçede faiz dışı fazla yaratmanın sosyal yönü kalmayan bütçeyi hiçbir şey yapamaz hale getirmek sonucunu doğuracağını dile getirerek, devletin topluma hizmet üretme amacından koparıldığını söyledi. Vergi ile hizmet arasındaki bağın koparıldığına işaret eden Oyan, bunun devletin meşruiyet sınırlarını zorladığını vurguladı.
Bütçelerin kaynak aktarma organlarına dönüştürüldüğünü söyleyen Oyan, "Gelir vergisinin yüzde 55'ini ödeyen emekçiler ancak yüzde 25 alabiliyor. Toplanan verginin yüzde 50'si faize aktarılıyorsa, bütçe toplumun düşük gelirlilerinden topladığını, yüksek gelirli kesimlere aktarıyor demektir" dedi.
Bütçenin ekonomi politikasının aracı olmaktan çıktığını söyleyen Yard. Doç. Dr. Aziz Konukman da bütçenin devletin sosyal ve ekonomik işlevinin bittiğini gösterdiğini ifade etti. Konukman, devletin devlet olma özelliğini koruduğu tek kaleminin savunma ve emniyet olduğuna dikkat çekti. Bütçenin 67'inci maddesinde kamu hizmetlerinin fiyatlandırılmasından söz edildiğini kaydeden Konukman, bu madde ile halkın ödediği verginin yetmediğini ve vergi dışında kamu hizmeti alabilmek için ek para istendiğinin üzerinde durdu. Konukman, "Verginin halka bir dönüşü olması gerekir. Devlet, topladığı vergiyi rantçılara aktardığı gibi, kamu hizmetleri için de ayrıca para toplayacağını duyuruyor. Devlet vergi alma meşruiyetini yitiriyor" diye konuştu.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Temsilcisi Prof. Dr. Orhan Morgil, yüzde 25 enflasyon hedefinin gerçekçi olmadığını belirterek, memura yüzde 25 zam vermek için enflasyonun yüzde 25 olarak belirlendiğini söyledi ve talebi artırmak için ücretlerin artırılması gerektiğini kaydetti.
Bütçe sağlığa zararlı
Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu, bütçenin sağlığa zararlı olduğunu söyleyerek, bütçenin politik tercihlere göre belirlendiğini, Türkiye'nin sağlık profiline uygun bir bütçe tercihinin ortaya konması gerektiğini vurguladı. Bütçeyi hazırlayan siyasilerden, geçen sene tutmayan bütçe için siyaseten hesap sorulması gerektiğini kaydeden Bilaloğlu, Sağlık Bakanlığı'na yine bütçenin yüzde 3'ü kadarının ayrıldığını ifade etti. Bilaloğlu, Bakanlık bütçesinden yatırımlara yüzde 10'un altında bir pay ayırdığını ve büyük bir kısmının personel ödemelerine gittiğini dile getirerek, tahminen birinci basamak sağlık hizmetleri için çok az pay ayrılırken, tedavi edici hizmetlere daha fazlasının verileceğini söyledi.
TÜRMOB Temsilcisi Hüseyin Yıldız ise, bütçeden yerli ve yabancı sermayenin memnun olmadığını söyledi. IMF hedeflerine göre revize edilen ancak hedeflerinin gerçekleşmesi mümkün olmayan bir bütçenin hazırlandığını ifade eden Yıldız, 2000'e yüzde 25 enflasyon stoku ile girildiğini, bunun enflasyon hedefinin gerçekçi olmadığını kanıtladığını bildirdi.
TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler, gelir gider bütçesi arasındaki farkın yüzde 12 olduğunu yüzde 3 oranında kalması gerektiğini dile getirdi. Türkiye'nin dış ticaret açığının giderek büyüdüğüne işaret eden Pirler, faiz dışı fazlanın Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranının yüzde 5.4 olarak hedeflendiğini, ancak bunun tutturulmasının zor olduğunu ifade etti.
Pirler, ekonominin alarm verdiğini söyleyerek, "Özel sektöre yatırımları sen yap, istihdamı da sen yarat deniyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Abdülkadir Ateş, kamu harcamalarının gelirlerle finanse edilebileceği bir bütçenin hazırlanması gerektiğini belirterek, gelir üzerinden alınan vergiler azaltılırken, dolaylı vergilerin artırılmasını eleştirdi.
www.evrensel.net