Araştırdılar, gördüler, susturuldular

Araştırdılar, gördüler, susturuldular

"İstihbarat timleri akşamdan listeyi verirdi, listedekiler sabah infaz timleri tarafından öldürülürlerdi." Devletin faili meçhul cinayetlerdeki rolünü...

Araştırdılar, gördüler, susturuldular
Araştırıp, görüp, susturulmak için TBMM bünyesinde kurulan komisyonlardan birisi de Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'ydu. Uğur Mumcu suikastinin ardından kurulan TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu, faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlarla ilgili oldukça kapsamlı bir rapor hazırladı. Komisyon, siyasal cinayetleri araştırarak, devlet içindeki karanlık ilişkiler, kontrgerilla faaliyetleri, cinayetlerin siyasal bağlantıları ve daha birçok gerçeği belgeledi. Ancak bunlar görmezden gelindi. Komisyon üyeleri raporu hazırlarken çoğu zaman tehditlere maruz kaldı. Komisyon başkanı ve üyeleri, partilerinden aradıkları destekleri bulamadılar ve bir sonraki seçimlerde liste dışında kaldılar.
Devlet sırrıyla tanışma
TBMM Genel Kurulu'nun 9 Şubat 1993 tarihindeki oturumunda verilen bir önerge ile "Ülkemizin çeşitli yerlerinde işlenmiş faili meçhul cinayetler konusunda Meclis Araştırma Komisyonu" kurulması kararlaştırıldı.
Hukukçuların, mahkemelerde sıkça karşılaştığı "devlet sırrı" zırhıyla komisyon üyeleri de, raporlarını hazırlarken tanıştılar. Çünkü Meclis Araştırma Komisyonu, İçtüzük'ün 103. maddesine göre sınırlı yerlerden bilgi isteme ve inceleme yapma yetkisine sahipti ve bu maddede sayılmayan kurumlardan -örneğin Silahlı Kuvvetler'den- bilgi isteme yetkisi yoktu.
Ayrıca Meclis Araştırma Komisyonlarının görevleriyle ilgili olarak 3. şahısları komisyona bilgi vermeye zorlayıcı veya komisyona zorla getirerek bilgi vermelerini zorlayıcı bir yetkileri de bulunmuyordu. Komisyon üyeleri, raporlarının giriş bölümünde bu konuyla ilgili "Bu durum komisyonun çalışmasını zaafa uğratmakta ve komisyonu bir noktadan sonra işlevsiz hale getirmektedir" yorumunu yaptılar.
Aynı maddenin son fıkrasında ise, "devlet sırlarının ve ticari sırların, Meclis araştırması kapsamı dışında kalacağı" kaydedilerek, devletin ve patronların dokunulmazlığı ilan ediliyordu. Komisyon raporunda devlet sırrına ait kesin sınırlar bulunmadığına dikkat çekilerek, "Parlamenter sistemde, hükümetin yasama organı karşısında sorumlu olması ve yasama organının birtakım denetim araçlarına sahip bulunması gerekirken, kaypak bir kavram olan devlet sırrı, araştırma kapsamının dışında bırakılmakta ve parlamento denetiminin işlemesi durdurulmuş olmaktadır" deniliyordu.
İşleri yavaşlatma taktiği
Komisyonun karşılaştığı diğer zorluklardan biri de talep ettiği belgelerin gönderilmemesi ya da başka belgelerin gönderilmesiydi. Örneğin, Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'a ait tahkikat evraklarının onaylı birer örneğinin gönderilmesini isteyen komisyona, tahkikat evrakları ile ilgili ve bir dizi pusulası niteliğinde olan inceleme tutanaklarını göndererek, komisyonun görev yapmasını bilerek engelledi. Komisyonun raporundaki "Maalesef Meclis'teki bürokratlar komisyonumuzun çalışmalarını ellerinden geldiğince her vesile ile yavaşlatmaya ve engellemeye çalışmışlardır" ibaresi de, gerçeğe ulaşamamada Meclis'in rolünü gösteriyordu.
Bölgede faili meçhuller
Batıdakinden çok daha fazla sayıda faili meçhul cinayet Kürt illerinde yaşandı. Bu yüzden bölgede de incelemeler yapan komisyon, görevli az sayıdaki deneyimli hakim ve savcının birtakım kişilerin etkisiyle görev yapamaz hale getirilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, jandarma subayları ve görevli olmayan birtakım şahısların verdiği silahlarla, birtakım görevsiz ve yetkisiz şahısların şehir içersinde silahla dolaşabildiğini kaydetti. 'Güvenlik güçleri'nin ve itirafçıların korucularla birlikte karıştıkları yasal olmayan olaylara ayrıntılı olarak değinilen raporda, dikkat çekici şu ifadelere de yer verildi: "Faili meçhul siyasi cinayetler genellikle cadde ortasında, şehrin en işlek yerlerinde gündüz işlenmektedir. Güvenlik güçlerinin adi olaylarda işlenen cinayetlerin faillerini kısa sürede yakalaması veya tespit etmesine rağmen, siyasal içerikli cinayetlerde failleri yakalayamaması vatandaş tarafından bu cinayetlere devletin göz yumduğu şeklinde algılanmaktadır. Vatandaştaki inanç devlet isterse, istediği an bu cinayetlerin faillerini yakalayabilir veya tespit edebilir."
İstihbarat enflasyonu
Bu cinayetlere tanıklık edenlerin de kısa bir süre sonra aynı akıbete uğradığının ifade edildiği raporda, komisyona bilgi veren kamu görevlilerinin de görevden alındığı belirtildi. Raporda, bölgede MİT, Emniyet İstihbarat, Genelkurmay, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri İstihbarat ile JİTEM'in görev yaptığı söylenerek, bu kadar çok istihbarat organının faaliyet gösterdiği bir bölgede kimin ne yaptığının belli olmadığı vurgulandı. Ayrıca, JİTEM'in yetkisiz ve görevsiz olduğu halde polis mıntıkasında polisten habersiz operasyon yapması ve benzeri olaylar neticesinde vatandaşın kafasında birtakım soru işaretlerinin oluşmasına sebebiyet verildiği belirtildi.
Seçilmişlere uyarı!
Komisyonun sonuç bölümünde de, bir merkezden yönetiliyormuşçasına gizli örgüt şeklinde örgütlenen oluşumların devletin seçimle işbaşına gelmiş organlarınca denetlenemediği söylenerek, "Bu örgütler hakkında zaman zaman kamuoyunda haberler çıkmakta ise de; nedeni bilinmez bir şekilde bunlar hakkındaki iddialar hiçbir zaman soruşturmaya konu olmamaktadır" denildi. Seçilmişlerin, birtakım odakların devlet içerisinden temizlenmesi ve hukuk kurallarının hakim kılınması için otoriteyi eline almak zorunda olduğuna dikkat çekilen raporda, bu yapılmadığı takdirde komisyonun çalışmaları sırasında karşısına çıkan odakların devlete hakimiyetlerini ve hukuka aykırı davranışlarını devam ettirecekleri vurgulandı.
Rapor tozlu raflarda
Bu rapor, kendisine verilen süreyi 5 kez uzatan komisyon tarafından, 20 ay süren çalışma sonucunda hazırlanmıştı. 14 Ekim 1994 tarihinde imzaya açılan rapor komisyon üyeleri tarafından bir türlü imzalanmadı. Komisyon Başkanı DYP'li Sadık Avundukluoğlu, kendi partisinden komisyonda bulunan milletvekillerinden bile destek alamadı. DYP'li üyeler, rapora "bölücü güçlere yarayacağı" iddiasıyla muhalefet şerhi koydu. Aynı partinin lideri ve o dönem başbakan koltuğunda oturan Çiller de bu rapora sahip çıkmadı. Meclis'te hiçbir zaman görüşülmeyen ve kontrgerilla gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu rapor, Meclis'in tozlu raflarına kaldırıldı.
www.evrensel.net