Yağmurlar dinmeden gelen çokseslilik

Türküleri, evrensel kültürün ulaştığı düzeyi tanıyarak ele alan Ferda Ereren, albümlerinde batılı anlamda bir çoksesliliği kullanmaya çalışıyor.

Yağmurlar dinmeden gelen çokseslilik
Sinan Gündoğar
Ferda Ereren bir hekim. Ancak '70 sonlarında eşi Sevinç ile birlikte ilgilenmeye başladığı müziğin inceliklerini araştırıp, bu doğrultuda armoni, şan tekniği, batı müziğindeki orkestra düzenlemelerini öğrenmeye çalışmış bir hekim. Sevinç Ereren de, otuz beşinden sonra konservatuvara girip viyolonsel bölümünü bitirmiş olan bir müzisyen.
Konut olmanın dışında, 15 kişiden oluşan Üç Deniz Topluluğu'nun çalışma mekânı olma özelliği de taşıyan 60 metrekarelik evde, Ferda Ereren'le, yeni çıkardıkları "Yağmurlar Dinmeden" adlı albümün niteliği, müzikal yapısından hareketle, müziğe bakış açısı hakkında konuşmaya başlıyoruz.
Albümde yer alan şarkılarda sevdadan toplumsallığa farklı temalarla karşılaştığımızı belirterek, bestelerindeki işlediği konuları seçerken ne gibi ölçütler kullandığını soruyoruz öncelikle. Ereren, sorumuzu, "Türkiye'de yaşıyoruz ve o kadar çok şeyi bir arada yaşıyoruz ki, içinde yaşadığımız olayları tarihsel olarak anlamlandırmakta güçlük çekiyoruz. Yangının içindeyken yangının şiddetini ölçememek, bunu dışarıdan görerek ölçmek gibi bir örnekle açıklamak mümkün, bu olguyu. Dolayısıyla günlük yaşamdan soyutlayamayız kendimizi" sözleriyle yanıtlıyor.
Çoğunlukla kendi bestelerine yer verdiği albümde halk türkülerine de yer vermiş Ferda Ereren. Ancak gerek türkü formuna yakın besteleri gerekse halk türkülerinde, yumuşak yorumunun yanı sıra, vokallerde bir çokseslilik hemen dikkati çekiyor.
Müziğe ilk yöneldikleri andan itibaren müziğin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bir arayış içerisinde olduklarını belirtiyor Ferda Ereren: "Ya halk müziğini yöresel tavırla birlikte yorumlayacaktık ya da halk müziğine dışardan bakarak. Bu anlamda önümüze bir görev çıkıyordu: Evrensel kültürün ulaştığı düzeyi tanımak, o bakış açısıyla türküleri ele almak. Ama bunu yaparken de türküleri yaşadığı topraktan, ortamdan koparmamaya dikkat etmek."
Batılı anlamda çokseslilik
"Yağmurlar Dinmeden" albümünde ön plana çıkan "batılı anlamda çokseslilik" konusunda Ferda Ereren'in görüşlerini öğrenmek istiyoruz. Öyle ya. Batılı anlayışla bir çoksesliliği yakalamak, hem enstrümanlar hem de vokal anlamında koma seslerin kaybolması gibi bir tehlikeyi de içinde barındırabiliyor. Bu tehlikeyi nasıl aştığını öğrenmek istiyoruz.
"Bizim batı müziğinin vardığı noktaya varmak gibi bir amacımız yok. Ama, halk müziğinin yapısındaki çoksesliliği ortaya çıkarmak gerekiyor. Ritim, ezgi ve armoni yönünden çoksesli yapılar söz konusu. Bizim yapmaya çalıştığımız. halk müziğine çokseslilik katmak değil, kendi bünyesinde var olan çoksesliliği ön plana çıkarmak.
Beğensek de beğenmesek de, o tarihi süreçleri yaşadığı için, batı çalgıları, bir çokseslilik, kolektif yapının içerisinde yerini bulup kendi rolünü oynayabiliyor. Bizim albümümüzde de bunun bir yansıması olarak, halk müziği çalgılarından çok, batı çalgıları ağırlıktadır. Fakat çalgıların çalış tekniğinde ve yorumlarda türküyü türkü olmaktan çıkarmadan, türkü tadından koparmadan, bunları yapmaya çalışıyoruz."
Ferda Ereren'in albümdeki yorumuna bakıldığında, "şan tekniği"nin sunduğu imkânlar hakkında ipuçlarını bulmak mümkün. Ereren'in yorumuyla son dönemlerde türküleri "şan tekniği"yle yorumlama iddiasıyla yola çıkan kimi sanatçıların yaklaşımları arasındaki farklılık, Ereren'in bu konudaki görüşlerinde saklı biraz da: "Türkiye'de şan tekniği ile dil tekniği birbirine karıştırılıyor. Sesini doğru kullanmayı bilmek, biraz İtalyanca, Almanca ya da İngilizce türkü söylemekle bir tutuluyor. Çoğu sanatçı böyle yaptığı ya da operalar o dillerde yazıldığı için yanlış anlama var. Halbuki, şan tekniği aslında insanın doğal ses tekniğidir. Dinleyin Muharrem Ertaş'ı, şan tekniğini kullanarak türküleri okuduğunu görürsünüz. Şan tekniğiyle söylüyor, böylelikle sesinin bütün olanaklarını kullanabiliyor. Buradaki olay şan tekniği ile Türkçe söylemek. Eski halk sanatçıları doğal olarak bunu bulmuşlar. Biz tersten hareketle, onların daha önceden bulduklarını tekrar yakalamaya çalışıyoruz."
Kendini eleştiriyor
Ferda Ereren, bir sanatçı için pek alışılmadık bir yöntem kullanıyor, konuşmalarında. Her röportajda, kimi sanatçıların albümlerini övmek için gerekçeler aramalarına karşın, Ereren, albümünü tanıtırken, albümün eleştirisini yapmaktan da geri durmuyor.
Türkiye'de, alternatif niteliklere sahip albümlerin piyasaya sunulmasının hayli zaman aldığını belirten Ereren, asıl alanlarının konserler olduğunu belirtiyor. Albüm çıkarılıncaya kadar, konserlerdeki performanslarıyla yaptıkları albümü aştıklarını ifade ediyor Ereren ve ekliyor: "Albüm bittikten sonra, çalgıların kullanımından vokallere kadar birçok konuda mesafe aldık. Zaten biz albümler üzerinden değil de, konserler üzerinden hareket ediyoruz ve bu süreçleri önemsiyoruz"
Süreç içerisinde grupta meydana gelen değişiklikler ve bu değişiklikleri ortaya çıkaran çabalardan söz ederek bitiriyor sözünü Ferda Ereren: "On yıl önce 'halk müziği enstrümanlarıyla bir orkestra kurabilsek idealini taşıyorduk, şimdi ise, biz bunu kurduk ama 'bunu nasıl geliştirebiliriz'i yaşıyoruz. Bunu söylerken, bir devlet ya da kurum desteğinin olmadığını belirtmek gerekiyor. Bu, tamamen bir aile bütçesi gibi, grupta çalışan insanların özverileri sayesinde gerçekleşti. Bir yerlerden bir para alıp başka yere harcayarak, ya da borçla çalgı alarak yapageldiğimiz bir süreçtir sözünü ettiğimiz bu gelişim. Maalesef Türkiye'de bir şeyler ortaya çıkıyorsa, bu tarz çabalar sayesinde ortaya çıkıyor."
www.evrensel.net