21 Ekim 1999 21:00

KESK'ten bütçe protestosu

IMF'nin istekleri doğrultusunda hazırlanan 2000 Yılı Bütçesi Ankara'da kamu emekçileri ve işçiler tarafından protesto edildi.

Paylaş
KESK'ten bütçe protestosu
IMF'nin istekleri doğrultusunda hazırlanan 2000 Yılı Bütçesi Ankara'da kamu emekçileri ve işçiler tarafından protesto edildi.
"Özelleştirmeye hayır", "IMF değil üretenler yönetsin" pankartlarıyla dün saat 12.45'te Kızılay YKM önünde toplanan KESK Ankara Şubeler Platformu üyesi kamu emekçileri, kendilerine dayatılan yüzdelik artışlara tepkilerini dile getirdiler. Eyleme, "Yaşasın sınıf dayanışması" sloganıyla TÜMTİS Ankara Şubesi yönetici ve işyeri temsilcileri de destek verdi.
Kışlalı suikastına kınama
Saygı duruşu ile başlayan eylemde, Musa Anter, Metin Göktepe, Uğur Mumcu'nun acısı sürerken, bu kez de Prof. Dr. A. Taner Kışlalı'nın öldürülmüş olmasına dikkat çekilerek, bombalı saldırı kınandı.
KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Veysel Yıldız, KESK'in aldığı kararlar doğrultusunda, hak alıncaya kadar sürecek eylemlerini başlattıklarını, protesto faksları; basın açıklamaları, mitingler ve Ankara yürüyüşleriyle hak alınıncaya kadar mücadelenin süreceğini söyledi.
"Bu kışı bahara çevirmek için; hizmet üretiminden gelen gücümüzü hakkımızı alana kadar gerçekleştireceğiz" diyen Yıldız'ın sözleri sık sık, "Yaşasın örgütlü mücadelemiz", "Sadaka değil, toplusözleşme", "Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız", "IMF uşağı hükümet istifa", sloganlarıyla kesildi.
Gürsan işçisi yalnız değil
Dövizlerle işçi ve emekçilerin ortak mücadelesi için Emek Platformu'nun yeniden çalışmalarına başlamasının istendiği eylemde ayrıca, cezaevlerine yönelik uygulamaların protesto edildiği sloganlar da atıldı. Sendikalaştıkları için işten atılan Gürsan işçilerinin de "Gürsan işçisi yalnız değildir" sloganıyla desteklendiği eylemde, cumartesi günü saat 13.00'te Eğitim-Sen Ankara 1 No'lu Şube önünde toplanılarak, Gürsan işçilerine destek ziyareti yapılacağı duyuruldu.
Cumhuriyet'e yüründü
Eylemin ardından, KESK pankartının arkasında topluca, "Basın şehitleri ölümsüzdür", "Hükümet istifa", "Faşizme karşı omuz omuza", "Katiller bulunsun, hesap sorulsun" sloganlarıyla Cumhuriyet gazetesi önüne yüründü. KESK'e bağlı sendikaların şube başkanlarının Ahmet Taner Kışlalı'nın odasına karanfiller bırakmasıyla eylem sona ererken, Cumhuriyet gazetesinin karşısında, Yargıtay'ın önünde Abdullah Öcalan davası için bekleyen bir grubun "kurt" işaretleri ve sloganlarla provokasyon yaratma çabaları sonuçsuz kaldı.
'Gücümüzü kullanacağız'
KESK Zonguldak Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mehmet Dalgıç da dün düzenlediği basın toplantısında, "Çalışanlarını sefalet ücretine mahkûm etmek isteyenler anayasal suç işliyor. Yıllardır yılmadan, usanmadan sürdürdüğümüz sendikal hak ve özgürlükler mücadelemizin sonucu olarak, ücretlerimizin belirlenmesinde söz, yetki ve karar sahibi olmak istiyoruz. Bunun yerine getirilmemesi halinde, KESK'in alacağı karar doğrultusunda hizmet üretiminden gelen gücümüzü en geniş emekçi kitleleriyle durduracağız" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Öcalan 'barış süreci'ni savundu
Abdullah Öcalan hakkında verilen ölüm cezası kararının temyiz duruşması dün Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde yapıldı. Duruşmada sanık avukatları kararın bozulması yönünde siyasi savunma yaptı. Yargıtay, Öcalan ile ilgili kararını 25 Kasım 1999 tarihinde açıklayacak.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Demirel Tavil ve üyeler Şerif Erol, Süleyman Erkan, Ahmet Şükrü Dağlı, Fatma Yüksel Karadeli'den oluşan heyet, Ceza Genel Kurulu Büyük Salonu'ndaki yerlerini aldı. Sanık avukatları Ercan Kanar, Doğan Erbaş, İrfan Dündar, Niyazi Bulgan, Kemal Bilgiç ve Hamza Yılmaz da duruşma salonuna alındılar. Dava raporunun okunmasının ardından sanık avukatlarından İrfan Dündar, Öcalan'ın mahkemeye gönderdiği 30 sayfalık savunmasını okudu. Öcalan'ın yazalı savunmasında, bu davanın resmi hukuk sınırları içinde değerlendirilemeyeceği, sorunun sosyal, siyasal ve tarihsel nedenleri bulunduğu, şiddeti sona erdirme çabalarının fazla dikkate alınmadığı ifade edilerek; "Ayrıcalık talebimiz yok. Ne ayrı devlet, ne federasyon, ne otonomi. Ben, cumhuriyetin özüne değil, oligarşik saptırılmasına karşı savaştım. Bu dava, demokratik cumhuriyet ve Anayasası ile sonuçlandırılacaktır'' denildi. Öcalan yazılı savunmasında, cumhuriyetin Kürt karşıtı olduğuna inanmadığını, Kürtler için nimet olduğunu iddia ederek, Kürtlerin Türkçe eğitiminin engellendiği, Kürtlerin Türkçe öğrenmesinin bir zenginlik olduğunu belirtti. Savunmada Öcalan'ın; "Özgür birey olarak cumhuriyetin vatandaşı olmak, bir onurdur'' sözleri dikkat çekti.
Sanık avukatlarından Ercan Kanar ise mahkeme gerekçesi, yargılama usulü ve suç vasfına ilişkin savunma yaptı. Kanar, Yargıtay'ın vereceği kararın, yeni sayfa açılması bakımından önemli olduğunu, yerel mahkemedeki yargılamada özgür ceza hukuku anlayışının egemen olmadığını söyledi. Davanın siyasi, sanığın da siyasi suçlu olduğunu ifade eden Kanar, bu davanın oluşmasının altında "Kürt gerçeğinin" kabul edilmemesinin yattığını, yerel mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu ifade etti. Yerel mahkemenin, suç vasfında da yanlış saptama yaptığını savunan Kanar, müvekkili hakkında TCK'nın 125. maddesinin değil, 168. maddesinin uygulanması gerektiğini belirtti.
ÖNCEKİ HABER

İşçi fabrikasına sahip çıktı

SONRAKİ HABER

Zimbabve’de ölümlerin sorumlusu polis ve asker

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa