Frankfurt Kitap Fuarı sona erdi

İnsanların kitapları edinmelerinden çok bakabildikleri Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, yayın ve medya tekellerinin görücüye çıktığı...

Frankfurt Kitap Fuarı sona erdi
İsmail Toksoy
51. Uluslararası Kitap Fuarı sona erdi. Yaklaşık 290 bin kişinin ziyaret ettiği Frankfurt Kitap Fuarı'nda 6600'ü aşkın yayınevi yayınlarını tanıttı. 52. Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı'nın tarihi ise 18-23 Ekim 2000 olarak belirlenirken, Polonya'nın, 52. Kitap Fuarı'nın onur konuğu olacağı açıklandı.
'Virtüel yayıncılık' balonu
51. Frankfurt Kitap Fuarı'nda bu yıl ilk kez, ağırlık verilen ülke geleneğinin yanına, ağırlık konusu da eklendi. Bu yılın ağırlık noktasını virtüel yayıncılık teşkil etti. İnternet üzerinden virtüel yayıncılığın daha kârlı olduğunu ileri süren yayın tekelleri, Frankfurt Kitap Fuarı'nda bu tür yayıncılığın tanıtım ve propagandasını da yapmış oldular. Almanya'da 1998 yılında virtüel yayıncılıktan toplam 60 milyon marklık ciro elde edildiğini bildiren yayıncılar, bu miktarın 1999 yılında iki katına fırladığını belirtiliyorlar. Yalnızca Alman yayın tekeli Bertelsmann'ın, virtüel olarak Avrupa çapında günlük olarak ortalama 2000'i Almanya'da olmak üzere 5000 kitap sattığı belirtiliyor. Bertelsmann, bu alana geç girmesine rağmen Amazon Yayıncılık'ın ardından ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Ancak, medya ve yayın tekellerinin bütün zorlamalarına ve reklamlarına karşın, virtüel kitapların beklenen ilgiyi bir türlü görmediğinden yakınılıyor. Nitekim, bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Alman Yazar Günter Grass da virtüel kitapların gelip geçici olduğuna ve ekranlarda oynama hevesinin bir süre sonra sona ereceğine dikkat çekerek, "Ben de okuduğum kitabı elimle tutabilmek istiyorum" dedi.
Politik malzeme
İnsanların kitapları edinmelerinden çok bakabildikleri Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, yayın ve medya tekellerinin görücüye çıktığı ve iş bağladıkları bir arena niteliğinde. Tekellerin bugüne kadar ticari olarak sahiplendikleri Frankfurt Kitap Fuarı'nın yan etkinliklerini de bu yıl kendi ideolojileri çerçevesinde biçimlendirme yolunda daha "etkili" adımlar attılar. Onur konuğu ülkenin seçiminden, fuar kapsamında verilen "Barış Ödülü"ne kadar; fuarın yan etkinliklerinin de, bu yıl tekellerin ideolojilerine uygunluk arz ettiği gözlendi.
Konuk ülke olarak seçilen Macaristan, iki Almanya arasındaki duvarın yıkılmasındaki katkılarından dolayı ikinci kez ödüllendirilmiş oldu. Sosyalizmin "yıkılması" için "aydınlarıyla" görevini yerine getiren Macaristan, Doğu ve Batı Almanya arasındaki sınırın kaldırılmasından kısa bir süre önce sınırını açtığı için Almanya tarafından 500 milyon markla ödüllendirilmişti. Bu "tarihi olaya" gönderme yapılarak Macaristan "Sınırsız Macaristan" adı altında tanıtıldı. Fuarın açılışında konuşan Macaristan Cumhurbaşkanı Arpad Göncz ve Macar asıllı Yazar Peter Esterhazy, kendilerine gösterilen "jeste" karşılık şükranlarını dile getirdiler. Cumhurbaşkanı Gönz, "Frankfurt Kitap Fuarı yazılı bir sözlerin dev bir pazarıdır" sözleriyle daha çok övgü dolu bir konuşma yaparken, Esterhazy, "sitem etme" hakkını kendinde görerek "Bizi komünist katillerin ellerine terk ettiniz" dedi. Macaristan'ın ardından 52. Frankfurt Kitap Fuarı'nın "onur konuğu" olarak seçilen Polonya, Doğu Avrupa'nın yeni "müttefik" ülkelerine teşekkür zincirinin bir sonraki halkası olacak.
Barış Ödülü verilen Stern, Almanya'ya "sorumluluklarını" hatırlattı
Frankfurt Kitap Fuarı çerçevesinde verilen ve 1997'de Yaşar Kemal'in aldığı "Barış Ödülü"nün bu yılki sahibi ise Almanya'dan göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Yahudi kökenli Amerikalı tarihçi Fritz Stern oldu. Stern'e verilen barış ödülü de, fuarın politik mesajlarından bir diğerini teşkil ediyordu. Breslau doğumlu olan ve 1938'de ailesi ile birlikte Amerika'ya göç eden Fritz Stern, Almanya tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor. "Alman Birliği"ne özellikle Bismarck dönemini yapıtlarında işleyerek göndermede bulunan Stern, ödülün verildiği tarihi Paulskirche Kilisesi'nde yaptığı konuşmada, yeni Almanya'nın bugün ve gelecekteki rolü ve sorumlulukları üzerine de değinmelerde bulundu. Almanya'nın artık Amerika'nın korumasına ihtiyacı kalmadığını belirten Stern, Kosova'ya asker göndermesiyle de Almanya içinde ve dışındaki "sorumluluklarını" tanıyor olduğunu kanıtladığını söyledi.
Anti-Amerikancılık "klişesine" kapılmanın kısa vadede cazip olabileceğini ve böylece kurumuş kimlik duyguları için Amerika tarafından yayılan "küreselleştirme"nin sorumlu tutulabileceğini belirten Stern, "Ancak, düşman yaratmak kolaycı bir dik kafalılıktır" sözleriyle, "anavatanına" kapitalist dünyadaki görevlerine dönük önemli bir hatırlatmada bulundu. "Liberal demokrasi"nin ekonomik krizler dolayısıyla tehlikede olduğuna işaret eden Fritz Stern'in, "Rekabet ihtiyacı toplumsal birlikteliği zayıflaştırmaya devam ederse, özgürlük de tehlikeye düşer" şeklindeki sözlerinin ardından Almanya'nın artık büyümüş bir çocuk olarak "sorumluluklarının" bilincinde olduğunu ve bunu da Kosova'da kanıtladığını belirtmesi, "duvarın yıkılışının" 10. yıldönümünde övgü yoluyla uyarı niteliğindeydi.
www.evrensel.net