'Sendikal bürokrasiye

   karşı uyanık olmak gerek'

'Sendikal bürokrasiye
   karşı uyanık olmak gerek'
Yusuf Karadaş
Malatya Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nda çalışan ve daha iyi koşullarda yaşayabilmek amacıyla sendikalaşan işçiler hem işveren konumunda olan İnönü Üniversitesi Rektörlüğü, hem de sendika bürokrasisiyle uğraşıyorlar. Örgütlenme çalışmasında başından beri belirleyici bir role sahip olan, ancak Sağlık-İş Genel Başkanı Mustafa Başoğlu tarafından 'uygun bulunmadığı' için devre dışı bırakılan sağlık çalışanı Ahmet Gülmüş'le yaşananlar üzerine görüştük.
- Sendikal örgütlenme nasıl başladı?
Gülmüş: Tıp Merkezi'nde 423 işçi çalışıyor. Döner sermayeden maaş alan işçilerin ücretleri SSK prim tabanından ödeniyor. Örgütlenme çalışmamız burada çalışan hemşirelerin mart ayı başlarında SES'e üye olmak için başvurmalarıyla başladı. Hemşiler 506 sayılı sigorta yasasıyla çalıştıklarından ancak bir işçi sendikasına üye olabileceklerini öğrenince benimle ilişki kurdular. Ben de Sağlık-İş'in Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Tanrıverdi ile görüşerek Turgut Özal Tıp Merkezi'nde Sağlık-İş'in yetki alabileceği sayıyı örgütleyebileceğini anlattım. Tanrıverdi, örgütlenmeyi gizli sürdürmemi ve yetki alındıktan sonra müteşebbis heyetinin başına beni atayacaklarını söyledi. Biz de hemşirelerden 7 kişilik bir komiteyle örgütlenmeye başladık ve kısa sürede 112 sayısı bulduk.
- Genel merkezle neden sorun yaşadınız?
Gülmüş: Belli bir süre sonra Genel Başkan Başoğlu sürece müdahale ederek benim yerime bir başkasını yetkili olarak atamaya çalıştı. Bunun üzerine örgütlenmeye ara verdim.
Bir aylık bir sessizlikten sonra Genel Merkez, Elazığ Şube Başkanı Cezmi Yıldırım'ın benim başkanlığım altında örgütlenme çalışması isteğini bildirdi. Biz de bunun ardından Tıp Merkezi'nin personel kısmında da örgütlenerek kısa sürede 254 üye sayısına ulaştık ve yetki başvurusunda bulunduk. Yetki çıktıktan sonra üye sayısı 300'ü buldu ve sendika TİS için İnönü Üniversitesi Rektörlüğü'ne çağrıda bulunduk. Rektörlük TİS'e yanaşmayınca noter aracılığıyla TİS taslağını gönderdik. Rektörlük, İl Çalışma Müdürlüğü'nün uyuşmazlığı çözme çağrısına uymayınca arabulucu tayini için başvuruda bulunduk.
Rektörlük ancak arabulucu tayininden sonra TİS'e oturma kararı aldı. Ancak bize TİS taslağını 14 Ekim'de inceleyeceğini beyan eden rektörlük, sözleşme konusu olan hizmet alanlarını Tıp Merkezi'nin temizlik işlerini yürüten EN-KAY Şirketi'ne 5 Ekim'de ihale yoluyla devretti.
- Bu durum karşısında sizin ve sendikanın tavrı ne oldu?
Gülmüş: Aynı gün Başoğlu'na işçilerin çıkış saati olan 17.00'de kitlesel bir basın açıklamasının yapılması gerektiğini ve bunun taşeron şirkete de rektörlüğe de geri adım attıracağını düşündüğümü dile getirdim. İşçilerin de talebi bu yönde olmasına rağmen genel başkan buna yanaşmadı.
Taşeronlaştırmaya karşı mücadele konusunda genel merkezle aramızda uyuşmazlık çıktığı süreçte sendika tarafından Sağlık-İş Malatya İl Temsilcisi olarak atanan Mehmet Özer hakkımda örgütlenmeyi parçaladığım yönünde dedikodular çıkarttı.
Oysa o dönemde örgütlenmeyi parçalamak şöyle dursun, sendikaya olan güvenini yitiren ve istifa eden işçileri sendikada ısrarlı olunması gerektiği konusunda ikna etmeye çalışıyordum. Aynı dönemde merkez tarafından kışkırtılan 3-4 işçinin saldırısına da maruz kaldım. Ama her şeye rağmen taşeronun bundan sonraki muhtemel baskıları ve olası bir işçi kıyımı karşısında işçilerin birlik-bütünlük içinde hareket etmesinin tek çıkar yol olduğunu düşünüyorum.
- Peki işverenin değiştiği koşullarda
sendika, sözleşme görüşmelerini kiminle sürdürecek?
Gülmüş: Hizmet alanları EN-KAY şirketi tarafından alınmış olmasına rağmen, toplu iş görüşmeleri yasal prosedür gereği üniversite yönetimi ile yapılıyor. Toplu iş sözleşmesinin bağıtlandığını düşünsek bile verilecek zamlar kim tarafından ve nasıl ödenecek? Böylesi bir durumda taşeron firmanın işçi çıkarımına gideceğini sendika genel merkezi düşünemiyor mu?
- Başoğlu'nun bu tutumunu neye bağlıyorsunuz?
Gülmüş: Mustafa Başoğlu televizyonlarda hep demokrasiden bahsetmeyi seviyor, ama Başoğlu demokrasiyi sadece kendisi için istiyor. İşçilerin seçip genel merkeze gönderdiği genel merkez yöneticileri Muzaffer Demir ve Savaş Benli'ye görevlerini yaptırmamak için elinden gelen her yola başvuran Başoğlu'nun bana karşı tutumu da nasıl bir demokrasi istediğini göstermiştir. Başoğlu bu tutumlarıyla, Sağlık-İş Sendikası'nı Mustafa Başoğlu sendikası yapmıştır.
- Bu süreçten çıkardığınız dersler neler?
Gülmüş: Yürüttüğüm örgütlenme çalışmaları sırasında öğrendim ki, işçileri sendikada örgütlemek yetmiyor. Ayrıca sendikal bürokrasiye karşı da uyanık olmak gerekiyor. Bu yaşananlar bana politik örgütlülüğün önemini kavrattı. İşçiler, bundan sonra politik olarak da örgütlenmeliler, bu gerçek bir sendikal mücadelenin önkoşulu artık.
www.evrensel.net