'Biz depremzede değil miyiz?'

Marmara depreminde evleri yıkılan ve dört canlarını yitiren Ateşin ailesi deprem günü taşındıkları evlerinde oturduklarını kanıtlayamadıkları için yardım alamıyor. Depremin yıkımının üstüne bir de devletin yıkımı gelmiş.

'Biz depremzede değil miyiz?'
Rojda İldan
Ateşin ailesi 17 Ağustos'taki Marmara depreminde enkaz yığınına dönüşecek olan Avcılar Fevzi Çakmak Caddesi'ndeki evlerine yeni taşınmışlardı. Eşyaları taşımayı yeni bitirmiş, günün yorgunluğuyla derin bir uykuya yeni dalmışlardı ki 7.4'lük sallantıyla gözlerini açtılar. Enkazın altında kaldıklarını anladıklarında deprem devam ediyordu hâlâ. Depremden önce yedi kişilerdi, Şahin Ateşin, eşi, çocuğu, kayınbiraderi, ablası ve iki yeğeni. Sabah güneş doğduğunda ise üç kişilerdi: Dört can eksilmişti. Tunceli'den İstanbul'a kat edilen göç yollarında birbirlerinin omuzlarına başlarını koyan, yokluk günlerinde bir ekmeği bölüşerek yiyen yedi kişiden geriye sadece Şahin Ateşin, karısı ve çocuğu kalmıştı.
Kazanılanlar ortaya
Enkaz altından canlı olarak çıkmayı başarabilen Medine-Şahin Ateşin çifti yedi yaşındaki çocuklarıyla beraber Ambarlı Siteler'de eskiden boş olan bir arsanın en arkasındaki bir yerde, iskeleti tahtalar, bezi naylon olan kendi elleriyle yaptıkları çadırlarında kalıyorlar. Şimdilik yurt edindikleri arsanın karşısında Ateşin ailesinin 17 Ağutos'ta yıkılan, enkazı çoktan toplanmış ve sanki orada hiç olmamış evlerinin, arsası var. Bizi, gittiğimizde komşularıyla sohbet etmekte olan Şahin Ateşin'in abisi Celal Ateşin karşılıyor, sonra Medine-Şahin Ateşin'in kalmakta olduğu çadıra gidiyoruz. Karanlıkta pek fark edilmeyen Medine Ateşin yatağından kalkarak, depremde kırılan bacağı ve ezilen kolu hâlâ iyileşmemiş Şahin Ateşin de yatağında doğrularak karşılıyor bizi. Tuncelili olan Ateşinler maddi ve bölgeye has diğer nedenler dolayısıyla iki yıl önce zorunlu bir göç yoluna çıkmışlar. Orada çiftçilik yapan Şahin Ateşin buraya geldiğinde çaycılık yapmış, depremden önce de taşeron bir şirkette işçi olarak çalışıyormuş. Geldiklerinden beri, yedi kişi bir evde kalıyorlarmış. Hepsi kazandıkları ne varsa ortaya koyuyorlarmış maaş günlerinde, böylece geçinip gidiyorlarmış.
'Biz çıktık, onlar kaldı'
Karanlığa gözümüz alıştıkça solgun yüzü belirmeye başlayan Medine Ateşin'e depremi sormuyoruz o kendi anlatmaya başlıyor, her gece yatağa yattığında yeniden yeniden yaşadıklarını. Kocasının depremden sekiz saat sonra konu komşunun, akrabaların çabaları, elleriyle betonları kazmaları sonucunda enkazdan çıkarıldığını söylüyor ve, "Kardeşimle yan yana yatıyorlardı. Nasıl olduysa artık bilmiyoruz. Şahin çıktı, o orada kaldı" diyor. Şahin Ateşin de yere bakarak "Yan yanaydık, nasıl oldu bilmiyorum" diyor, depremin ilk günlerinde hayatta kalmış olmasına karşı duyduğu isyan, şimdilerde acı olup oturmuş onun gözlerine. Enkazdan çocuğuyla birlikte ilk saatlerde çıkan Medine Ateşin deprem sonrasında kendini kaybettiğini, gittiği köyünde 20 gün ölü gibi yaşadığını söylüyor. "Yüreğimiz yanıyor, kolay mı?" diyor ve ekliyor, "Canımız yanıyor. Aynı evdeydik. Biz çıktık onlar gitti. Hepsi gencecik bekâr insanlardı. Kendi ellerimizle verdik toprağa." Şimdi sadece yaşamanın verdiği buruk da olsa bir sevinç var Medine Ateşin'de. Gözleri gülmüyor, yüzüne renk gelmemiş daha. "Bakıyorsun çoluk çocuk oynuyor, milletin yüzü gülüyor. Öyle anlıyoruz hayatın devam ettiğini."
'Çadır bile vermediler'
Kocasının enkazdan kurtarıldıktan sonra 23 gün Avcılar Hayat Hastanesi'nde yattığını söyleyen Medine Ateşin burada kendisiyle hiç ilgilenilmediğini belirtiyor, "Ben de enkazdan çıkmıştım. Sırtımda o kadar yara vardı. Biri gelip de bakmadı. Ara sıra hemşirelere zorla tansiyonumu ölçtürüyordum" diyor. Şahin Ateşin hastaneden çıktıktan sonra 20 günlüğüne köylerine giden aile şimdi İstanbul'da. Geçtiğimiz pazartesi sigorta hastanesine yatan Şahin Ateşin orada karşılaştıklarından hiç de memnun olmadığını belirtiyor ve 'depremzede vatandaşlarımıza özel ilgi gösterilecektir' diyen ve bir türlü yüzleri kızarmayan yetkililerin artık hiç değilse susmaları için anlatıyor: "Oraya gidiyorsun 'Röntgen bozuk', buraya gidiyorsun 'Pazartesi gel' diyorlar. Bu halimle oradan oraya koşuşturuyorum. Orada ilgilenmiyorlar. Bakıyorsun burada da bir şey yok. Bir çadır dahi vermediler."
Ateşin'lere gelecekte ne olacağını soruyoruz, "Şimdilik ortalıkta kaldık ne yapacağız bilmiyoruz" diyorlar. Medine Ateşin havalar soğuyunca eşinin abisinin evinde hep birlikte kalacaklarını söylüyor ve "Paylaşacağız, elde evde ne var ne yoksa. Yiyecek, giyecek ne varsa bölüşeceğiz" diyor. Devletin kendilerine yardım etmediğini belirten Ateşinler, "Yardım yok, geldiyse de biz göremedik" diyorlar. "Depremden sonraki ilk günlerde hastaneye Valilik'ten, Belediye'den geldiler. 'Yardım edeceğiz' dediler. Gittiler, gidiş o gidiş. Bir daha ne aradılar ne sordular" diyen Medine Ateşin, sadece 'araya tanıdıkları sokarak 295 milyon lira para yardımı' alabildiklerini söylüyor ve "İlaç parasıydı, çocuğun maması, sütüydü, hastaneye git gel taksi parasıydı çarçabuk bitti o da. Köye gittik, gelmeye paramız kalmadı. Köydekiler tamamladı bilet parasını" diyor. Şahin Ateşin de, "Burada herkes korkuyor, ürküyor, insanlar normal hayatlarına dönemiyor. En azından bir psikolog göndermeleri lazım, onu da yapmıyorlar. Hastanede de tedavi parası almadılar ama 200 milyon lira hastanede olmayan ilaçlar için eczanelere para ödedik" diyor.
Ne kira yardımı ne de...
'Devletin 100 milyon lira kira yardımı vereceğiz' beyanını duyup peşinden koşturmaya başlayan Ateşinler bu parayı alamamalarının ötesinde daha bunun için başvuramamışlar bile. Çünkü kira yardımını alabilmek için ilk önce muhtarlıktan ikametgâh senedi almaları gerekiyor. Ama muhtarlık onlara bu senedi vermiyor; çünkü kayıtları sağlam olan bir evde gözüküyor. Medine Ateşin, "Biz taşındık. Daha 1,5 gün bile oturmadan deprem oldu. Nerden bilirdik ki deprem olacak ev üstümüze çökecek" diyor. Muhtarlıktan ikametgâh alamayan Medine Ateşin bu konuyla ilgili olarak kriz merkezine gittiklerini oradan kendilerini kaymakamlığa gönderdiklerini kaymakamlığın da gerisin geri muhtarlığa gönderdiğini en sonunda elleri boş yine ortada kaldıklarını söylüyor ve yaşadıkları bunca acıdan sonra kendilerine halen inanmayanlara, "Madem orada oturmuyorduk dört ölü nereden çıktı. Bu adamın kolları bacakları nerede böyle oldu?" diye soruyor. Medine Ateşin noter tasdikli kira kontratını da geçerli saymayan kaymakamlığın 'Bugün git, yarın gel' diyerek enkaz altında kalan nüfus cüzdanının yenisini vermek için günlerce kendisini oyaladığını belirtiyor.
İnsanca yardım
'Öfkeli misiniz?' sorusunu sorduğumuz Medine Ateşin, "Olmaz mı" diyor, "Çırılçıplak ortada kaldık. Ne bir eşya ne bir giysi. Hiçbir şey kalmadı. Tedavi için sürekli gidip gelmesi lazım. Nasıl gidip geleceğiz, parayı nasıl bulacağız, arabayı nasıl tutacağız? Biz bilmiyoruz. Devlet hiç düşünmüyor" diyor. Ateşinler artık yardımlar için koşturmaktan bıktıklarını da söylüyorlar. Okuma yazması olmadığını belirten Medine Ateşin, "Ben bir şey bilmem, yapamıyorum. Beyim de hasta yatıyor. Abisi koşturuyor işte, e onun da işi gücü var. Para kazanmak zorunda. Daha ne kadar koşturabilir ki" diyor. Yardım peşinde koşacak güçlerinin olmadığını ve bu devletin birer vatandaşı olarak yardımı insanca almak istediklerini belirten Şahin Ateşin, "O kadar adresimizi aldılar, raporlar tuttular. Bilmiyorlar mı burada olduğumuzu, bizi bu sakat bacağımızla niye koşturuyorlar? Hastaneden hastaneye süründürüyorlar. Bize köpek muamelemesi yapıyorlar" diyor.
www.evrensel.net