Tutuklu aileleri ayrımsız af istiyor

Ankara Merkez Cezaevi'nde yaşanan katliamdan yaralı olarak kurtulan tutukluların aileleri, affın ayrımsız olmasını istediler.

Tutuklu aileleri ayrımsız af istiyor
Barış Erbektaş - Barış Kaygısız
Siyasi tutuklu ve hükümlü yakınları, yeniden Meclis gündemine gelen, eşitliğe ve evrensel hukuk kurallarına aykırı sözde Af Yasası'na karşı "ayrımsız genel af" talebini yükseltiyor. Ankara Merkez Cezaevi'nde 26 Eylül günü yaşanan katliamdan yaralı olarak kurtulan tutukluların aileleri, af çıkacaksa, ilk önce siyasilerin göz önüne alınmasını isteyerek, affın ayrımsız olması gerektiğini belirttiler.
'Çocuğum hücrede'
Ankara Merkez Cezaevi'nde hücrede tutulan ve açlık grevinde bulunan Özgür Saltık'ın annesi Şadiye Saltık, oğlunun gözaltındayken işkence gördüğünü, ortada delil olmamasına rağmen halen cezaevinde tutulduğunu, yargılanması sürerken cezaevinde saldırıya maruz kaldığını, katliam sırasında yaralandığını ve tedavi edilmediğini söyledi. Çocuğunun saldırı sonrası hücrede tutulduğunu belirten anne Saltık, "Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Başbakan Bülent Ecevit o koltuklarında rahat rahat oturmasın" diye konuştu.
'Baskılar artacak'
Ayrımcılık yapan affı kabul etmeyeceklerini söyleyen Saltık, böylesi bir affın gelmesi durumunda, içeride kalan siyasilerin daha çok baskı ve zulme maruz kalacağını kaydetti. "Çeteler, devleti soyanlar, ırza geçenler suçlu olmuyor da bizim çocuklarımız mı suçlu oluyor? Onlar suçlu değil" diyen Saltık, af olacaksa bir kesime değil herkese, ayrım gözetilmeksizin çıkarılmasını istedi.
'Ya ayrımsız ya hiç'
Kemal Yarar'ın ablası Fincan Aktaş da, kamuoyunda tartışıldığı gibi bir Af Yasası'nın çıkmasına karşı çıktı. "Kendileri çete olduğu için kendilerine af getirmişler" diyen Aktaş, eğer af genel ve ayrımsız olmayacaksa hiç çıkmamasından yana olduğunu kaydetti.
'Devlet terörü'
Yaklaşık 11 aydır cezaevinde tutulan Hayriye Kesgin'in ablası Süreyya Kesgin ise, adli tutuklu ve hükümlülerle sınırlı bir aftan siyasi tutuklu ve hükümlülerin olumsuz etkileneceğini söyledi. Sadece, "yardım yataklık"tan cezaevinde bulunanları kapsayacak ya da ceza indirimi şeklinde olacak ve siyasileri belli kıstaslarla içine alacak affı kesinlikle istemediklerini kaydeden Kesgin, bu durumda cezaevinde kalacak olanların daha fazla işkenceye maruz kalacaklarını belirtti.
Kesgin, siyasi düşüncelerinden dolayı cezaevinde olmaması gerekenlerin sayısının oldukça fazla olduğuna dikkat çekti. Kesgin sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kardeşim Tokat'ın Turhal ilçesinde öğretmenlik yapıyordu. Okuldan dönerken gözaltına alındı, dört gün işkence gördü. Suçsuz yere, bir delil olmadan 11 aydır cezaevinde. Mahkeme devam ediyor. Biz ilk mahkemede tahliyesini bekliyorduk. Ancak savcının söyledikleri dikkat çekici. Sendikal mücadeleden uzaklaşmaları, korkmaları için böyle işlemler yaptıklarını söylüyor. Kardeşim yardım ve yataklık suçlamasından yargılanıyor, mutlaka beraat edecek. Yaşanan saldırıdan da tesadüfen sağ kurtuldu."
'Çetelere af çıkartılıyor'
Ecevit hükümetinin iyi niyetli, ayrımsız af çıkaracağına inanmadığını, yine çetelerin, devleti soyanların dışarıya çıkarılacağını kaydeden Kesgin, "Çetecilerin, soyguncuların affedilmesi demek devlet terörünü meşrulaştırarak devam ettirmek demektir" diye konuştu.
'Böyle af istemiyoruz'
Bu affı kabul etmeyeceklerini, af olacaksa önceliğin siyasilere ve düşünce suçlularının affedilmesi gerektiğini dile getiren Süreyya Kesgin, ayrımcı bir af tartışmasının siyasilerle adlileri de karşı karşıya getirdiğine, görüşe gittiklerinde adli tutukluların yakınlarıyla sık sık tartışmalar yaşadıklarına dikkat çekti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Meclis'e yazdılar, İHD'ye verdiler
Barış talebiyle 4 Ekim'de Diyarbakır'da yola çıkan ve önceki gün Ankara'ya girmeleri engellenen Barış Anaları İnisiyatifi, engellemeyi kınadıklarını ifade ederek, mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. Analar ayrıca, barış talebini dile getiren mektubu, TBMM'ye iletilmesi amacıyla İHD İstanbul Şubesi'ne verdiler. Barış Anaları İnisiyatifi tarafından İHD İstanbul Şubesi'nde dün düzenen basın toplantısında, barış yürüyüşünün engellenmesi kınandı.
İnisiyatif'ten Nuriye Turol, Ruken Yetişkin, Rahime İnce, İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, HADEP Parti Meclis Üyesi Nervin Buldan ile Dicle Kadın Kültür Merkezi'nden Mürvet Yılmaz'ın katıldığı toplantıda konuşan Eren Keskin, TBMM'ne barış talebini içeren mektubu vermek üzere 4 Ekim'de Diyarbakır'dan başlatılan barış yürüyüşünün engellenmesini kınadıklarını ifade etti. Keskin'in ardından Barış Anaları İnsiyatifi adına basın metnini okuyan Ruken Yetişkin, akan kanın durması ve yeni acıların yaşanmaması için barış ve kardeşliğin gerçekleşmesinin en büyük umutları olduğunu belirterek, barış ortamına katkı sunmak isteyen Barış Anaları'nın Ankara yürüyüşünün, Ankara il sınırında engellenmesinin antidemokratik bir uygulama olduğunu söyledi.
HADEP Parti Meclis Üyesi Nervin Buldan da, çatışma dönemlerinde en büyük zararı görenlerin başında gelen anaların barış yürüyüşünün engellenmelerini nefretle kınadıklarını söyledi. Dicle Kadın Kültür Merkezi adına konuşan Mürvet Yılmaz da, anaların yanında olduklarını belirtti. Barış Anaları'ndan Rahime İnce ise, "Tüm halka duyuruyoruz, bizim kapımız herkese açıktır. Herkes elini bize uzatsın. Hepimiz kardeşiz. Bizi duyun. Yeter analar ağladı. Biz barış istiyoruz" diye konuştu. Toplantı sonunda anaların barış talebini dile getiren mektup, TBMM'ye iletilmesi amacıyla Eren Keskin'e verildi.
'Taleplerimiz kabul edilsin'
Barış yürüyüşüne İzmir'den katılan ve Ankara'ya girmeleri engellenen Barış Anaları da, İHD İzmir Şubesi'nde düzenledikleri basın toplantısında engellemeyi kınadılar. Basın metnini okuyan Ayten Başkaya, "Demokratik bir toplumda örgütlenme sorunlarına sahip çıkma mantığının bir gereği olarak yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve özlem, duygu, çabayla bir araya gelmeye, sesimizi duyurmaya çalıştık" diyerek, TBMM'ye iletemedikleri mektubu okudu.
Engellemeye tepki
Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Barış Anaları'nın "Diyarbakır-Ankara Barış Yürüyüşü"nün engellenmiş olmasının kimseye yarar sağlamayacağını bildirdi. HADEP Genel Başkanı Ahmet Turan Demir, yaptığı yazılı açıklamada; "Halkımızın siyasal iktidarlardan beklentisi; şartların oldukça elverişli olduğu bu ortamda, Olağanüstü Hal'in kaldırılması, koruculuğun lağvedilmesi, köye dönüş imkânlarının sağlanması, Anayasa ve yasaların demokratikleşmesi doğrultusunda çalışmaların başlatılması, ayrımsız bir genel affın derhal çıkarılmasıdır" dedi.
Barış mitingine çağrı
Mersin Demokrasi Platformu, önceki gün Liman-İş Toplantı Salonu'nda yaptığı basın açıklamasında, yarın saat 11.00'de Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak olan Barış Mitingi'ne katılım çağrısı yaptı. Demokrasi Platformu'nu oluşturan kurum ve siyasi partilerin katıldığı açıklamada, "Herkesin insanca yaşayacağı bilimin geliştirileceği, haksızlıkların olmayacağı özgür bir dünya yaratmak duygusunu taşıyan tüm yurttaşlarımızı mitinge katılarak barışa ve kardeşliğe katkı sunmaya çağırıyoruz" denildi.
www.evrensel.net