Demir Leydi

Demir Leydi'den 'tutkulu' savunma

İngiltere eski Başbakanı Thatcher, Pinochet'nin derhal serbest bırakılmasını istedi. 'Demir Leydi' lakaplı Thatcher, faşist Pinochet'yi 'demokrasi mimarı' olarak niteledi.

Demir Leydi'den 'tutkulu' savunma
İngiltere'de Muhafazakâr Parti'nin olağan kongresi, "en renkli" konuşmasına sahne oldu. Önceki gün, kongre kapsamında düzenlenen bir toplantıda konuşan eski başbakan Margaret Thatcher, Şili'nin eli kanlı diktatörü Augusto Pinochet'yi "tutkulu" bir dille savundu.
1979'da oturduğu başbakanlık koltuğunda, özelleştirme, işten atma ve sosyal güvenlik kurumlarının tasfiyesi gibi politikalara öncülük eden Thatcher, İngiliz hükümetinin, Pinochet konusunda bir "uluslararası linç kampanyası"na öncülük ettiğini söyledi.
'Demokrat' Pinochet!
Thatcher, kongrenin başlangıcından bu yana merakla beklenen konuşmasında, Başbakan Tony Blair ve İçişleri Bakanı Jack Straw'un, "İngiltere'nin en sadık müttefiklerinden biri olan Şili'ye karşı alçakça davrandığını" söyledi. İktidarı boyunca kararlılıkla yürüttüğü emekçi düşmanı politikalarla "Demir Leydi" unvanını alan Margaret Thatcher, hükümetin Pinochet'ye yönelik tavrının "ancak bir polis devletine yakışacağını" öne sürdü. Yaşlı diktatöre karşı açılan davanın "şov" olduğunu da söyleyen Thatcher, "Davanın sonucu şimdiden bellidir: Yabancı topraklarda ölmek. Şili'deki küçük bir komünist topluluk, Pinochet'nin inşa ettiği demokratik düzeni yıkmak için cesaretlendiriliyor" dedi.
'Duygusuz muamele'
Thatcher'ın konuşması, muhafazakâr delegeler tarafından coşkuyla karşılanırken, parti yönetiminin, faşist diktatörün bu kadar açıktan savunulmasından rahatsız olduğu görüldü.
Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra "Barones" unvanı ile ödüllendirilen Thatcher, 1990 yılından bu yana bir parti toplantısında konuşmadığını, ama "Senatör Pinochet'ye yönelik adaletsiz ve duygusuz muamele" nedeniyle bu ilkesini bozmak zorunda kaldığını belirtti. İngiliz hükümetinin Pinochet'yi gözetim altına almasından "utanç ve öfke" duyduğunu söyleyen eski başbakan, sözlerine şöyle devam etti: "Bu trajedinin ne zaman ve nasıl sona ereceğini bilmiyorum. Ama Senatör Pinochet ülkesine güven içinde dönene dek mücadeleye devam edeceğiz. O, Falkland Savaşı sırasında bize çok önemli istihbarat bilgileri aktardı. İşçi Partisi hükümeti ise, bu hizmetin karşılığını, Pinochet'nin yargılı kaçırılmasına katılarak veriyor."
Bir sinema salonunda yapılan "Pinochet: İngiltere'nin Tek Siyasi Tutuklusu" başlıklı toplantıya, Şili kökenli eski Maliye Bakanı Norman Lamont ve diktatörün oğlu Marco Antonio da katıldı. Pinochet'nin, Surrey'de tutulduğu evden canlı yayınla toplantıya katılması planı ise gerçekleşemedi.
'İnsan hakları kurbanı'
Barones Thatcher, 1973 yılında CIA tarafından örgütlenen kanlı bir darbeyle işbaşına getirilen General Pinochet'nin bir "insan hakları kurbanı" olduğunu öne sürdü. Binlerce işçi ve emekçinin katledilmesinden sorumlu olan diktatörün "gece yarısı, hasta yatağında apar topar tutuklandığını" söyleyen Thatcher, bu tutumun "ancak bir polis devletine yakışacağını" öne sürdü. "Solcular ondan intikam almak istiyor, çünkü Pinochet komünizmi yenilgiye uğrattı" diyen Demir Leydi, "Solun affedemediği şey, Pinochet'nin Şili'yi kurtarması ve Güney Amerika'nın kurtarılmasına yardımcı olmasıdır" şeklinde konuştu.
Tepkiler
Formundan hiçbir şey yitirmediğini gösteren Thatcher'a ilk tepki, Demokratik Şili adlı kitle örgütünden geldi. Sürgündeki Şilililer tarafından kurulan örgütün başkanı Carlos Reyes, "Thatcher'ın şefkati, işkenceyle katledilen binlerce insan için geçerli değil" diye konuştu.
Parlamento insan hakları grubunun başkanı Ann Clywd de, eski bir başbakanın Pinochet gibi bir adamı desteklemesinin "iğrenç" olduğunu dile getirdi. İşçi Partisi'nin "sol kanat" milletvekillerinden Jeremy Corbin, General Pinochet'nin, "Şili'deki terör rejimi kurbanlarına asla tanınmayan yasal haklardan yararlandığını" vurguladı.
www.evrensel.net