Hugo Boss cennet değil cehennem

Hugo Boss cennet değil cehennem

Ünlü Alman tekstil markası Hugo Boss’un İzmir Gaziemir Serbest Bölge’deki fabrikası 3750 çalışanı ile dünya genelindeki Hugo Boss üretim ağı içindeki en büyük ve önemli üretim merkezi konumunda. Burası aynı zamanda bu grubun endüstriyel üretim ve bilgi merkezi olma özelliğini taşıyor.Mayıs 2

Gürsoy Turan

Mayıs 2001 tarihinden itibaren Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarına başlayan ve 2004 yılında Ulusal Kalite Başarı Ödülü’nü kazanan şirkette işçilere düşen ise meslek hastalıklarına yakalanmak.

İŞÇİLERİN KORKULU RÜYASI PERFORMANS

Hugo Boss, işyeri bünyesindeki kültürel ve sosyal etkinlikleri ile biliniyor. İşyerinde sinema kulübünden, tiyatroya, doğal ve kültürel zenginliklere gezi kulübünden, halk oyunlarına,  müzikten, fitness salonuna neredeyse bütün sosyal kültürel kulüp ve mekânlar bulunuyor. Bu ortamın altında ise genç kadın ve erkeklerin sağlığı, ömürleri ellerinden alınıyor. Üniversitelerin üretim teknolojileri bölümleri ve hocalarıyla yapılan çalışmalarla, “kusursuz ve herkesin çalışmak isteyeceği bir fabrika” nitelendirmeleriyle cennet diye tanıtılan Hugo Boss, işçilerin tanımı ile tam bir “Performans ve verimlilik” cehennemi.

İşçilerin ve mühendislerin üretim temposu saniye saniye takip ediliyor. Bir işçinin ya da grubun, en hızlı üretimi yaptığı anı alıp bütün işçilerin, bütün gün bu hızın altına düşmemesini kural haline getirip onun üzerinden performans ve verimlilik değerlendirmesi uyguluyorlar.

Birçok tekstil fabrikasında tuvalet kısıtlamasından bahsedilir. Hugo Boss’ta işçiler, “Bizde kısıtlama ya da yasak getirilmesine gerek kalmıyor çünkü belirlenmiş olan performansa ulaşmak için bütün işçiler tuvalete gitmeyi bırakın, gözünü işten ayırmayı kafasından silmiş durumda” diyor. Üretilen her parça kodlanıyor ve dijital ortamda her bir işçi ve her bant takip ediliyor, saat saat, dakika dakika performans ölçülüyor. Performans yüzde 90’ların altına düşerse hemen uyarı alınıyor ve tempo arttırılıyor. Bu çalışma temposu sonucunda kısa sürede işçilerde boyun ve bel fıtıkları, omurilikte disk kaymaları, düzleşme denilen rahatsızlıklar başlıyor ve işçilerin yüzde 80’i bu hastalıklardan şikâyetçi.

KREŞ YOK

Her türlü etkinlik ve çalışma salonunun olduğu Hugo Boss’ta talep edilmesine rağmen bir kreş yok. Çocuklar ya eve kilitleniyor ya da bir komşuya, akrabaya bırakılıyor.

Hugo Boss’ta mesai saatleri de, diğer işyerlerinden ve resmi kurumlardan farklı düzenleniyor, bu da çalışanlar için sorun oluşturuyor.

“Çocuklarımızın okul saatlerine göre hiçbir ayarlama yapamıyoruz. Vardiyanın biri sabah 06.00’da işbaşı yapıyor. Bunun için sabah 04.30’da uyanıyoruz. Diğer vardiya 14.00’da başlayıp 22.00’da bitiyor. Böyle bir mesai saati uygulaması hiçbir işyerinde yok, eşimiz ailemizin çalışma saatleri ile hiçbir şekilde uyuşmuyor dolayısıyla günlerce aile fertlerini göremiyoruz bile” diyor işçiler.

ÖNCE HASTA ET SONRA TEDAVİ!

Bunun için fabrikada fizik tedavi merkezi kurulmuş, fizik tedavi uzmanları, terapistler işçileri tedavi etmeye çalışıyor. Tedavi edilemeyenin sonu ise belli, işten çıkartılma. Hugo Boss’ta bütün işçiler kendi sonunu böyle görüyor, “Bunun neresi cennet” diye soruyor.

Hugo Boss’ta işçileri yıldıran korkutan bir başka şeyse; diğer fason tekstillerde bağırılıp hakaret ederek sağlanmaya çalışılan, Hugo Boss’ta ise kurallarla sağlanmış göz açtırmayan disiplin. Dışarıda görüştüğümüz işçilerin ses tonlarına bile yansımış bu disiplin. “Artık evde de böyle olduk, her şey zorunlu olarak düzenli, gerektiği gibi ve tam bir disiplin içinde olacak” diyorlar. Performansın düşmesinin önüne geçip işçiyi sakat eden, robotlaştıran disiplinin uygulanmasında en büyük yaptırım bağırıp azarlamak değil işten atmak.

Her gün bazı işçilerin ismi anons edilerek insan kaynaklarına (işçiler karanlık oda diyor) çağrıldığını anlatıyorlar. “Hiçbir şey tartışılmaz, önüne hazırlanmış, çıkış evrakları uzatılarak imzalatılır. Ödemesi yapılır, iki güvenlik görevlisi ile dolabındaki eşyaları alınır, çalıştığı arkadaşları görmesi vedalaşması engellenerek özel bir arabayla mahallesine bırakılır”. (İzmir/EVRENSEL) 


HUGO BOSS KÜLTÜRÜ

Hugo Boss, kriterlerine uygun işçiyi kendisi yetiştiriyor. Hugo Boss Tekstil, Türkiye İş Kurumu (İş-Kur) ve Gaziemir Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle işgücü yetiştirme kursu açılıyor. Üç ay süren işgücü yetiştirme kursunda makine ve temel mekanik eğitimleri veriliyor.

Uygulamalı ürün dikimleri vb. Kursiyerler diğer işçiler gibi çalıştırılıyor, üretim yaptırılıyor. Ama eğitim boyunca kursiyerlere yalnızca İş-Kur tarafından cep harçlığı veriliyor. Hugo Boss’da servis ve yemek imkânlarını sağlıyor. Kursu başarıyla bitirenler Hugo Boss’ta çalışmaya hak kazanıyor. Tabi Hugo Boss kurum kültürü, yönetim felsefesi ve iyileştirme yaklaşımına (performans, verimlilik, disiplin) uygun olanlar. İşçilerin ise bu kültüre ne kadar dayanacakları belli değil.

www.evrensel.net