Zehrin kaynağı AKSA mı?

Zehrin kaynağı AKSA mı?

Depremin ardından, AKSA civarında toplu balık ölümleri ve balıkların karaya vurması yaşanırken, çevre örgütleri sanayi bölgelerinde balık avlanmaması gerektiğini söylüyor.

Zehrin kaynağı AKSA mı?
Sibel Hürtaş
İstanbul'da bir gecede en az 150 kişinin balıktan zehirlenmesi ile gündeme gelen "deniz kirliliği" tartışması, Akrilik Kimya Sanayi AŞ (AKSA)'nin tanklarında "akrilonitril" adlı zehirli maddeyi denize boşalttığının ortaya çıkması ile farklı bir boyut kazandı. Depremin hemen ardından, elyaf, sentetik iplik boyası ürüten AKSA civarında yaşanan toplu balık ölümleri ve balıkların karaya vurması da bu tezi doğruluyor. Meslek odaları ve çevre örgütleri de, denizde kirliliğe dikkat çekerek, sanayi bölgelerinde balık avının yasaklanması gerektiğini söylüyor.
Yalova'da bulunan AKSA'nın yakınındaki Altınkum Sitesi'nde oturanlar, depremden önce de AKSA'ya gelen teknelerin denizi kirlettiğine dikkat çekerek bu yüzden çok zamandır balık tüketmediklerini dile getirdiler. Yalova Altınkum Sitesi'nde oturan Engin Aydın, depremden hemen sonra av yasağının getirildiğine dikkat çekerek, buna rağmen balıkçıların her gece burada avlandıklarını söyledi.
Binlerce balık karaya vurmuştu
Aydın, depremin ardından bölgedeki balık satışlarında yaşanan düşüşü hatırlatarak şöyle dedi: "Bir gün hemen yanımızda bulunan Askeri Havaalanı'nın aşçısı ile sürekli alışveriş ettiğimiz yere gittik. O gün balık yapılacaktı, ancak aşçı oraya gittikten sonra balık almaktan vazgeçti. Kıyıya büyük-küçük binlerce balık vurdu. Bundan sonra kimsenin balık yiyeceğini sanmıyorum." Depremden sonra yüzlerce balığın denize vurduğunu söyleyen Halit Keskin de, AKSA atıklarının denizi tehdit ettiğini kaydetti. "Depremden önce de bazen böyle oluyordu, fabrikanın iskelesine yaklaşan gemiler boşaltma işlemi süresince de işleri bittikten sonra da denize petrol akıtıyorlardı. Deniz onlar gittikten sonra kapkara oluyordu" diyen Keskin, balıklarını yemek bir yana denize girmeye korktuklarını söyledi.
AKSA kimyasal atıklarını boşalttı
Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Ertan Torunoğlu da, gazetemize yaptığı açıklamada, son gaz sızıntısının ardından ellerinde yeterli bilgi olmadığını, ancak denizde gözle görülür bir kirlenmenin zaten var olduğunu ve bölgenin riskli bölge olduğunu belirtti. Torunoğlu, "Elimizde zehirlenmenin denizden olduğuna dair tam bir bilgi yok, ama depremden sonra Marmara Denizi'ndeki kirlilik gözle görülür bir biçimde belli. Dün farklı yaklaşımlar vardı. Deniz kirliliğinden değil deniyor, belli ki üstü örtülmek istenen bir konu. Ama fabrikaların atıklarını denize boşalttığı ve başta AKSA olmak üzere depremde fabrikaların denize büyük kimyasal atıklarının döküldüğü açıklandı. Şu an Marmara Denizi'nde büyük bir risk var. Burada çok yoğun bir kirlilik var" dedi.
Akrilonitril denize karıştı
Meslek odaları olarak yaptıkları uyarılar olduğunu anlatan Torunoğlu, "AKSA ağırlıklı olmak üzere üzere sanayi kuruluşlarının kirliliğine ilişkin uzun soluklu çalışmalarımız oldu. Akrilonitrilin denize karıştığı tam olarak biliniyor. Depremde de bunların çevresel anlamda hiçbir önlem almadığı ortaya çıktı. Şu çok rahatlıkla söylenebilir, buralar zaten çevresel anlamda riskli bölgeler. Sanayinin yoğun olarak burda bulunması tehlikeli. Çevreyi depremden önce de atıklarını atarak kirletiyorlardı. Ancak depremle beraber bu daha fazla oldu" diye konuştu.
İnsana zarar verir
Greenpeace toksik maddeler sorumlusu Tolga Temute de, gazetemize yaptığı açıklamada, özellikle klorlu bileşiklerin insanlara zarar verebileceğini söyledi. Temute, canlılardan bulaşan zehrin insan vücuduna olduğundan daha fazla zarar verebileceğini söyleyerek, şöyle devam etti: "Doğada uzun süre kalan ve canlı dokularına zarar veren maddeler çok uzun yol kat ediyorlar. Zehirli kimyasal maddelerin olduğu yerde balık avlanılması yasak olmalı. Ancak Türkiye'de doğru düzgün tahlil yapılmıyor. Asıl ve en büyük sorun da bu."
www.evrensel.net