Türk-İş

Türk-İş'ten 190 maddelik talep listesi

Türkiye'nin en büyük işçi örgütü Türk-İş, 1-5 Aralık tarihleri arasında Ankara'da toplanacak olan genel kurul hazırlıkları doğrultusunda hazırladığı bir raporu kamuoyuna sundu.

Türk-İş'ten 190 maddelik talep listesi
18. Genel Kurulu'nu 1-5 Aralık günleri arasında yapacak olan Türk-İş, genel kurul öncesi, emekçilerin en acil taleplerini yinelemek amacıyla hazırladığı 190 maddelik raporu açıkladı.
Raporda, sosyal güvenlikten sendikal özgürlüklere, ücret sorunundan adaletli bölüşüm ilkesine, taşeronlaştırmadan yabancı sermaye sorununa, özelleştirmeden devletin demokratikleştirilmesine kadar pek çok talep sıralandı.
Her alanda özgürlük
Hazırladığı raporda, işçi, memur ve sözleşmeli personel statülerinde istihdam edilen ve aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret ve diğer hak ve özgürlükler konusundaki farkların kaldırılmasını isteyen Türk-İş, Avrupa Sosyal Şartı'nın Türkiye tarafından çekince konan maddelerini Bakanlar Kurulu'nun onaylamasını istedi. KİT'lere yeni kaynaklar aktarılarak, işletmelerin gelişkin teknoloji, verimli ve etkin kuruluşlar haline getirilmesini de istemleri arasında sıralayan Türk-İş, yerli ürünlerin kullanımını özendiren politikaların izlenmesi gerektiğini bildirdi.
İnanç, ibadet, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü kullanılabilme zemininin yaratılması gerektiği belirtilen Türk-İş raporunda, kimseye potansiyel suçlu gözüyle bakılmaması istenerek, herkesin Anayasa'da onaylanmış uluslararası sözleşmelerle ve yasalarda yer alan temel hak ve özgürlüklerini eşit biçimde kullanabilmesi gerektiği bildirildi. Türk-İş, güvenlik güçlerinin halka, hukuk devleti anlayışı içinde, eşit, hoşgörülü ve saygılı davranması gerektiğini de yineledi.
Gelir ve servet dağılımında adalet
Sosyal devlet sorununa da değinilen raporda, devletin, her ailenin istihdam, konut, beslenme, sağlık, çocuk yetiştirme, eğitim ve ulaştırma konularındaki gereksinimlerinin karşılanmasında sorumlu olması gerektiği dile getirildi. İstihdam yaratıcı, üretken ve verimli yatırımlar yapmanın devletin görevi olduğu vurgulanan rapor şöyle devam etti: "Anayasa'nın emrettiği sosyal devlet anlayışı hayata geçirilmelidir. Gelir ve servet dağılımı, aktif devlet müdahalesiyle, adaletli hale getirilmelidir. Hayatın her alanında sosyal devlet sağlanmalıdır. Devlet, ülkenin ve halkın çıkarlarını gözönüne alarak, piyasaya aktif bir biçimde müdahale etmeli ve piyasa yerli ve yabancı tekelci işletmelerin hakimiyetine bırakılmamalıdır."
Devletin aşırı kâr peşinde koşanları denetim altına alması gerektiğine de değinen Türk-İş, Türkiye'de yaşayan vatandaşların yurtdışındaki mal varlığı ve banka hesaplarının saptanmasını ve kamuoyuna açıklanmasını istedi
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun demokratik bir yapıya kavuştulması talebinde ısrarcı olan Türk-İş, emekli, dul ve yetim aylıklarının gerektiğinde devlet desteğiyle, bu koşulların insanca bir yaşama olanak sağlayacak düzeye çıkarılmasını istedi. İşçi ücretleri ile memur ve sözleşmeli personel aylıklarının, insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmasının önemine dikkat çeken Türk-İş, ücretlerde, aylıklarda ve emekli aylıklarında yapılan artışların en az bir önceki dönemin enflasyonu oranında olmasını vurguladı.
'Zorunlu taşeron'(!)
"Enflasyon, çalışanlar lehine denetim altına alınmalıdır." denilerek devam eden Türk-İş raporunda taşeronlaştırma sorununa yönelik muğlak bir ifade ise dikkat çekti. "Teknik açıdan zorunlu olmayan durumlarda taşeronlaşma önlenmelidir. Eve iş verme sistemi içinde çalışanlar da (işçi) sayılmalı, ve işçiyi koruyucu mevzuatın kapsamı içine alınmalıdır. İşçilerin ve memurların sırtındaki gelir vergisi ve dolaylı vergi yükü azaltılmalıdır. Asgari ücret miktarı kadar gelirden vergi kesilmelidir. İşçi alacaklarının gecikmesinde yargı kararına gerek kalmaksızın en yüksek oranlı mevduat faizi uygulanmalıdır" görüşünün dile getirildiği paragrafta geçen, 'teknik açıdan zorunlu olmayan durumlarda taşeronlaştırma önlenmelidir" cümlesi, raporu okuyanlarda "Teknik açıdan zorunlu haller ne olabilir?" yönünde soru işaretleri bıraktı.
Bu noktadan sonra sendikal hak ve özgürlüklere değinilen raporda, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması istendi. Raporda ayrıca, sendika fonlarının kamu bankalarına yatırılma zorunluluğunun kaldırılması, işyeri sendika temsilcilerinin sayısı konusunda yer alan kısıtlamalara son verilmesi ve yasada asgari bir oranın belirlenerek, işyerinde uygulanacak sayının, tarafların iradesine bırakılması istendi.
'Sendikalara siyaset yasağı kalksın'
Türk-İş raporunda sendikal hak ve özgürlükler konusunda devamla şu görüşler yer aldı: "Sendika kurucusu, sendika yöneticisi ve işyeri sendika temsilcisi olabilmek için öngörülen koşulların büyük bölümü ILO'nun Türkiye tarafından onaylanmış sözleşmelerine aykırıdır. Bu anti-demokratik kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Sendikacıların ve sendikaların siyasi alandaki faaliyetlerini kısıtlayan tüm yasaklama ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Sendikaların ve konfederasyonların, demokratik biçimde alınmış kararlar doğrultusunda siyasi partilerle her türlü ilişki kurabilmelerine olanak tanınmalıdır.
'Genel grev yasal hak olmalı'
Toplu pazarlık görüşmelerinde zorunlu arabulucuk aşaması kaldırılmalı, taraflar isterlerse arabulucu kurumunu kullanmalıdır. Genel grev yasal bir hak olmalıdır. Dayanışma grevi yasal bir hak olarak tanınmalıdır. Sendikasız işçilere de grev hakkı tanınmalıdır. Sağlık hizmetlerinde acil servisler ve işler dışındaki birimlerde grev yasağı uygulamasına son verilmelidir. Bakanlar Kurulu'nun grev erteleme yetkisi kaldırılmalıdır."
www.evrensel.net