Cesetler zorlukla teşhis edildi

Cesetler zorlukla teşhis edildi

Cezaevi katliamında öldürülen tutukluların teşhisine katılan Avukat Nurten Çağlar, cesetlerin tanınmayacak durumda olduğunu ve teşhiste zorlandıklarını bildirdi.

Cesetler zorlukla teşhis edildi
Jülide Kalıç
Ankara Merkez Cezaevi'ndeki katliamda öldürülen tutukluların teşhisine katılan Avukat Nurten Çağlar, cesetlerin tanınmayacak durumda olduğunu ve teşhiste zorlandıklarını söyledi. Katledilen tutuklulardan Abuzer Çat'ın avukatı olan Çağlar, morgda gördüklerini ve duygularını gazetemize anlattı.
Çağlar'ın anlattıklarına göre, ilk önce Abuzer Çat'ın ailesi teşhis için içeriye alınmış. Ancak teşhis yapmakta güçlük çekmişler. Tanıyamamışlar oğullarını. Daha sonra da oğullarının teşhisi için Nurten Çağlar'ı çağırmışlar. Çağlar, katliamın çirkin yüzüyle karşılaşmak istemediği için morga girmek istememiş ilk önce. Abuzer Çat'ı son görenlerden olduğu için teşhis edebileceğini düşünerek, cesetlerin yanına gitmiş daha sonra.
"Soğuk birçok ayaktı ilk önce gördüklerim. Ölümü anlatamam ki ben sizlere. Sadece cesetlere bakıyorsunuz. İnsan anlatamıyor yaşadıklarını" sözleriyle ifade ediyor Çağlar, o andaki duygularını. İlk önce o da zorluk çekmiş cesedi teşhis etmekte. Abuzer Çat'ın sakal uzattığını bildiğini ve onu sakallarından ve ölüm oruçlarından sonra beyazlayan saçlarından tanıdığını belirten Çağlar, Çat'ın sol omzunun parçalandığını, boynunda kesik izi bulunduğunu, vücudunun çeşitli yerlerinde ise siyah noktalar gördüğünü anlattı.
'Kalender bir çocuktu'
Çağlar, Abuzer Çat'tan bahsediyor. "Kalender bir çocuktu. Hiç kaprisli değildi. Görüşmelere gittiğimde espriler yapardı hep" diyor onun için ve ekliyor: "1968 Malatya doğumluydu. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuydu." 18 yıl ceza alan Çat'ın Yargıtay'da olan davasının 29 Kasım'da görüleceğini bildiriyor. 1995'te tutuklanan Çat, ailenin tek okuyan çocuğuymuş.
Çat'ın ellerinde ve bacaklarında darp izleri, saçma izleri gördüğünü söyleyen Çağlar, ölümünün üzerinden 4 gün geçtiği için cesedin artık morlaşmaya başladığını belirtiyor. "Unutulacak gibi değil gördüklerim" diyen Çağlar, otopsiden sonra cesetlerin çuval dikilir gibi dikildiğini ifade ediyor. "Merhabalaşmak isterken ölümün soğuk yüzüyle karşılaşıyorsunuz. Bir an önce ayrılmak istiyorsunuz cesetlerin yanından" diyor Çağlar.
Yaşanılan acıların tarifi yok
Avukat Nurten Çağlar, Abuzer Çat'ın annesinin ve kardeşlerinin yaşadığı acıların tarifinin olamayacağını anımsatarak, "Ailesi tepkili elbet bu yaşananlara. Ama nasıl anlatılır ki bu acı. Hiç konuşmuyorlar. Gözlerinde acıyı ve öfkeyi görüyorsunuz" sözleriyle sürdürüyor konuşmasını. "Ailelere bu kadar acı yaşatılmamalıydı. Cesetler 4 gün morgda bekletilmemeliydi. "Kurşun yaraları, darp izleri var cesetlerin birçoğunda. Ciğerler ve kalp gibi ölümcül noktalar hedef alınmış" diyen Çağlar, İsmet Kavaklıoğlu'nun ise kafasının tamamen parçalandığına, teşhiste bile üç kez isminin değiştiğine dikkat çekiyor. Ölümün korkunçluğuyla karşılaşan Çağlar'ın son sözleri "Ölümün yüzü soğuk" oluyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Saldırılara karşı duracağız
Meclis'in emekçilerin lehine çalışmayacağını söyleyen sendikacılar, böyle bir Meclis'in açılmasını istemediklerini dile getirerek, Meclis'in gündemindeki saldırı politikalarına karşı eylem hazırlıkları yaptıklarını belirttiler. Sendikacılar, son üç aylık gelişmelere bakıldığında, tahkim ve sosyal güvenlik yasasıyla, özelleştirmelere hız verilmesiyle, Meclis'in kimin lehine çalışacağının açıkça ortaya çıktığına dikkat çektiler.
"Bunu depremde, eğitimde, sağlıkta gördük. Bu şekilde çalışacak bir Meclis'in açılmasını istemiyoruz. " diyen sendikacılar, Meclis'i amaca uygun hizmet edecek yapıya kavuşturacak olan gücün halk olduğunu söylediler.
Murat Tokmak (DİSK Genel Sekreteri): "Bu Meclis'in oluşumu ve koalisyonun üç partiden kurulması bir umut gibi gösterildi. Ama Meclis tatile girene kadarki icraatları, bu meclisin de işçilerden, emekten yana olmadığını somut olarak gösterdi. En somut göstergesi de Sosyal Güvenlik Yasası konusundaki tavrı oldu. Birçok yasa tatilden sonraya bırakılırken, o yasa büyük bir deprem olmasına ve deprem acılarına rağmen gümrükten mal kaçırırcasına çıkarıldı. Meclis'i bu olumsuzluklarıyla birlikte değerlendiriyoruz. Meclis'ten işçi ve emekçilerin yine taleplerimiz olacak. Bunları dile getirerek takipçisi ve ve mücadelecisi olacağız."
Levent Dokuyucu (Haber-İş İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı): Meclis'in gündemindeki saldırı politikalarına karşı eylem hazırlıkları yapıyoruz. İstanbul'da bir çalışma içerisindeyiz, önümüzdeki salı günü toplantı yapacağız. İşyerlerinde ciddi rahatsızlıklar var. Kıdem ve zorunlu tasarrufların gaspı söz konusu. Bunlara karşı çalışmalar yapıyoruz. Cumhurbaşkanı'nın onayladığı Sosyal Güvenlik Reformu Yasası'nın işlevsizleşmesi için elimizden geleni yapacağız. Ağustos ayındaki haraketliliği yeniden yakalamayı düşünüyoruz. Meclis'in açılması ile yeni saldırılar gelecek, ama karşısında daha güçlü bir işçi muhalafeti bulacak.
Yusuf Engin (Hak-İş Genel Eğitim Sekreteri-Öz İplik-İş Genel Başkanı): "Her zaman söylüyoruz ama maalesef herkes bildiğini okumaya devam ediyor. Türkiye'de politika kalitesiz olduğu için, Meclis de amaca uygun hareket edemiyor. Meclis'ten beklenen nedir, ülke gerçeklerini dikkate alarak, ülkenin kalkınmasını, insanlarının huzurlu ve mutlu olmasını, özgür olmasını, demokratik sistemin yerleşmesini, başta insan hakları olmak üzere her türlü özgürlüklerin önünü açacak şekilde bir temel düşünceye sahip olması ve bu doğrultuda yasa yapması lazım. Hükümet Meclis'e egemen, hükümet ne derse o oluyor. Toplumun önüne engeller koymak, toplumu sınırlandırmak, şablonlara mahkûm etmek, susturmak ve bastırmak, sessizliği oluşturmak, düşünmeyi engellemek, özgürlüğü, örgütlenmeyi ortadan kaldırmak gibi bir yapıyla karşı karşıyayız. Meclis açıldığında... Maalesef çok da ümitli değiliz. Meclis'i amaca uygun hizmet edecek yapıya kavuşturmak da halkın elindedir."
Tayfun Görgün (DİSK Ankara Bölge Temsilcisi): "Meclis'in artık halkın çıkarını gözettiği ve bağımsız olduğu konusunda kuşkular artıyor. Bu da Meclis'in halkın taleplerini yansıttığı konusunda meşruiyetini daha çok tartıştıracak diye düşünüyorum. Umuyorum ki, Meclis IMF'nin liderlerine uymak yerine, ülke halkının sesine kulak verir, sosyal tarafların, depremzedelerin, halkın sorunlarına eğilir."
Alaattin Karahan (Türk Harb-İş Genel Eğitim Sekreteri): "Bırak bu Meclis açılmasın, tatillerini yapsınlar, Amerikalara gitsinler. Nasıl olsa halk yararına bir şey yaptıkları yok. Meclis tatilde olsa, açılmasa daha iyi. Zaten halkın da bunlardan bir beklentisi kalmadı. Son üç aylık gelişmelere baktığımızda, tahkim yasasıyla, Sosyal Güvenlik Yasası'yla, özelleştirmelere hız vermeleriyle, Meclis'in kimin lehine çalışacağı açıkça ortaya çıkıyor. En son depremde halkın "Nerede hükümet, nerede devlet, nerede bakanlar" diye bağırmalarından da gördük ki, halkın da beklentisi kalmamış bu hükümetten, bu parlamentodan. Devletin baskıcı yönünü iyi kullanan bir hükümet. En son cezaevi baskını da, bu hükümetin insanların kıyımına rahatça emir verebildiklerini gösteriyor. Bu hükümet, bu parlamento MGK'nın noteri durumunda. Orda alınan kararları onaylamaktan başka şey yapmıyor."
Nurettin Kılıçdoğan (TÜMTİS Ankara Şube Başkanı): "Meclis açılıp da hemen mevcut haklara saldıracaksa, ki saldıracak, o zaman açılmasın diyoruz. Meclis'in açılmasıyla, memurların işgüvencesini ortadan kaldıracak personel yasası, özelleştirme, sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi adı altında tasfiyeleri gündemde. Amerikan borazanlığı, IMF'den dilencilik gündeme gelecek. Gazetelerde, televizyonlarda gördük, Türkiye Başbakanı Amerika'nın gözünde, ayakta bile karşılanmayacak biri. Sanki adamın işçisi, köy ağasının marabası gibi, askeri gibi, küçümseyerek karşılıyor. Bu şekilde çalışacak bir Meclis'in açılmasını istemiyoruz. Hatta seçimlere kadar tatil yapsınlar."
www.evrensel.net