Ecevit, görüşmeyi abartılı yorumladı

Ecevit, görüşmeyi abartılı yorumladı

Başbakan Ecevit, ABD Başkanı Clinton'la yaptığı görüşme sonrası, "Ekonomik destek sözü aldık" değerlendirmesi yapıp, görüşmenin son derece olumlu geçtiğini söyledi.

Ecevit, görüşmeyi abartılı yorumladı
Başbakan Bülent Ecevit, ABD Başkanı Clinton ile yaptığı görüşmeden sonra Beyaz Saray'dan ayrılırken yaptığı açıklamada, "Çok samimi bir sohbet oldu. Başkan Clinton ile bütün dünya meselelerini ele aldık. Clinton,Türkiye'nin çok önemli bir ülke olduğunu fark ediyor" dedi. Clinton'ın, önümüzdeki bir iki gün içinde deprem yardımı konusunda açıklama yapmasını beklediğini belirten Başbakan Ecevit, "Bunun Türkiye için tatmin edici olmasını umut ediyorum" diye konuştu. Ancak, Ecevit bu değerlendirmeleri yaptığı görüşmeden Ankara umduğunu bulamadı. Ankara'nın, tekstil kotalarının genişletilmesi, Irak'a uygulanan ambarbonun Türkiye'ye yol açtığı zararın karşılanması gibi konularında herhangi bir değişiklik olmadı. Clinton, tahkim ve sosyal güvenlik yasalarını Meclis'ten geçiren Ecevit hükümetini bu konuda cesaretlendirici açıklamalar yaptı.
Kıbrıs'ta 'yumuşak' geçiş
ABD'nin, Kıbrıs'ta tarafların ön koşulsuz masaya için Ecevit'ten, Rauf Denktaş'ı ikna olmaya zorlamasını isteyeceği ve Türk tarafının geri adım atmak durumunda kalacağı spekülasyonları da görüşmeden sonra belirli bir yanıta kavuştu. Clinton-Ecevit, görüşmesinde Türk tarafını rahatlatmak için '74 öncesine dünüş olmayacağı' benimsendi. Ancak, ABD'nin istediği ve Denktaş'la Ankara'nın çekinceli yaklaştığı "koşulsuz ön görüşmelerin başlaması" konusunda da "yumuşak bir geçiş"le ABD'nin isteği benimsendi.
Beyaz Saray yetkilileri, toplantıda gündeme gelen Kıbrıs konusunda BM gözetiminde ön şartsız görüşmelerin başlayabilmesi amacına yardımcı olmak üzere Clinton'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alfred Moses'ın bölgeye giderek temaslarda bulunacağını söyledi. Beyaz Saray yetkilileri, Başbakan Ecevit ve Clinton görüşmesinde, Kıbrıs'ta 1974 yılında önce meydana gelenleri dikkate almayacak bir çözümün olamayacağı konusunda görüşbirliğine varıldığını belirttiler. Türk diplomasi kaynakları da, bu noktanın çok önemli olduğuna dikkat çekerek, Türk tarafının bu durumu memnuniyetle karşıladığını kaydettiler. Yetkililer, görüşmede, Türk-Yunan ilişkilerindeki olumlu gelişmelerden bahsedildiği ve bu yakınlaşmanın devamı için nelerin yapılabileceğinin konuşulduğunu da söylediler.
'Denktaş da reddetmeyi sindiremez'
Başbakan Bülent Ecevit de, görüşmeyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Beyaz Saray'da Bill Clinton ile yaptığı görüşme öncesi ile sonrası arasında bir fark olup olmadığı yolundaki soruya Ecevit, "Hayır, kesinlikle söz konusu değil. Öyle bir gereksinme de ortaya çıkmadı" yanıtını verdi.
Ecevit ardından, Clinton'ın Kıbrıs'ta 1974 öncesine dönüş olmayacağı açıklamasının, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ön koşulsuz olarak masaya oturmasını sağlayıp sağlamayacağı sorusu üzerine, "Öyle bir koşulu Sayın Denktaş da reddetmeyi içine sindiremez tabii. Yani 1974 öncesine dönüş yolu tamamen kapanmış oluyor" dedi.
Tekstil kotası değişmedi
Bir gazetecinin tekstil kotasının 100 milyon dolar artmasının kendisini tatmin edip etmediğini sorusuna Ecevit, "Bu konuda henüz bir sonuç alınmadı, görüşmeler devam ediyor. Ben başkan Clinton'ın bu konuda bazı adımlar atılmasını cesaretlendirici izlenimler edindim, ama kesin bir şey söyleyemem tabii" diye cevap verdi.
ABD Başkanı'nın Türkiye'ye yapılacak yardımları destekleyeceğinin belli olduğu görüşünü dile getiren Ecevit, Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'ne, ABD'nin destek verdiğini Clinton'ın bir kez daha vurguladığını kaydetti. "ABD Hazinesi garantisindeki tahvil ihracından siz mi vazgeçtiniz?" şeklindeki soru üzerine de Ecevit, şunları kaydetti: "Evet, bu konuda lehte ve aleyhteki argümanları dinledik. Zaten, bunu gerçekleştirebilmenin de çok zor olduğunu gördük. Çünkü kongrenin kararı gerekiyordu. Onun üzerine bu konu üstünde durmaktan vazgeçtik" karşılığını verdi. Ecevit, bir önerinin gerçekçi olup olmadığını anlamak için onun iyi incelenmesi gerektiğini ifade ederek, "İtirazları haklı bulduk. Ve ona göre de 'Bunu istemiyoruz' dedik. Kaldı ki isteseydik bile umulan ölçüde bir sonuç alınamayacaktı."
Clinton sadece dinledi
Başbakan Ecevit, görüşmede Kuzey Irak'taki fiili durumun gündeme gelip gelmediği sorusunu yanıtlarken de "Biz bilinen görüşlerimizi tekrarladık. Sayın Clinton'dan karşı bir düşünce gelmedi. Ve herhangi bir yorumda da bulunmadı" diye konuştu.
'Her şey görüşüldü'
Bir gazetecinin, seyahatin daha öncekilerden farkını sorması üzerine Başbakan Ecevit, şöyle konuştu: "Clinton ile görüşmemiz, sadece iki müttefik olarak değil dünyada çok önemli işlevleri bulunan iki devlet arasında kapsamlı görüşmeler şeklinde cereyan etti. Ben ABD'ye gelirken bir gazeteci arkadaşım, yapılacak görüşmede gündeme hangi konuların geleceğine ilişkin bir soru sormuş, ben de 'Her şey' demiştim. Gerçekten de bugün hemen hemen her şey görüşüldü. Öyle laf olsun diye de görüşülmedi, karşılıklı görüş alışverişi şeklinde çözüm arayışları şeklinde gündeme geldi."
Başbakan Ecevit, bir gazetecinin, görüşmelerde Clinton'ın kasım ayında Ankara'ya gelmesini gerektirecek, sonuca bağlanmayan bir konunun kalıp kalmadığını sorması üzerine, "Hayır. Fakat, boru hatları görüşülecektir mutlaka, ekonomik konular görüşülecektir mutlaka, ama karara bağlanması ertelenen harhangi bir konu olmadı" diye konuştu.
Öcalan'ın idamını görüşmedik
Başbakan Ecevit, görüşmeleri sırasında Abdullah Öcalan hakkında verilen idam kararının kesinlikle gündeme gelmediğini bir soru üzerine söyledi.
ABD Başkanı Bill Clinton, Başbakan Bülent Ecevit ile Beyaz Saray'da görüşmesine başlamadan önce yaptığı açıklamada, NATO'nun Yugoslavya'ya saldırısı sırasında askeri üslerini açarak açık destek veren "Türkiye'nin sergilediği önemli öncülük ve NATO müttefikleriyle birlikte çalışarak oynadığı rolden" duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından The Washington Institute'un Türkiye uzmanı Alan Makovsky tarafından düzenlenen konferansa katılan Ecevit, buradaki konuşmasında Clinton'la yaptığı görüşmeden memnun ayrıldığını belirtti. Ecevit, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle yüzyıllardır aynı coğrafyayı ve aynı tarihi paylaştığını belirterek, AB hedefinden vazgeçilmeyeceğini, bunun Türkiye'nin yasal hakkı olduğunu söyledi. Ecevit konuşmasında deprem sonrasında gösterdiği dayanışmadan dolayı Amerikan halkına ve Başkan Bill Clinton'a teşekkür etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Analar çocuklarını tanıyamadı
Barış Kaygısız
Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'ndeki katliamdan yaralı olarak kurtulan tutukluların, aileleriyle, yetkililerin iki günlük ayak diremesi sonrası yaptıkları görüş, cezaevindeki vahşeti devam ettiren görüntülere sahne oldu. Jandarma ve polis, görüşmeyi, aileleri "etkisizleştirmenin" aracı olarak kullanmaya çalıştı. Aileler, hastanede gördüklerini dışarıda anlatmamaları konusunda tehditvari uyarılara maruz kaldılar. 2-3 dakikalık görüş ve sonrasında yaşadıkları nedeniyle kimi anneler, hastaneden "Kahrolsun faşistler" sloganı atarak ayrıldı.
'Asker ve polisler gülüyordu'
1,5 yıldır tutuklu bulunan Özgür Saltık'ın annesi Sadiye Saltık, Numune Hastanesi'ndeki görüşme sonrası gazetemizin sorularını yanıtlarken, görüşte en çok zoruna gidenin, asker ve polislerin karşısına geçip gülmeleri olduğunu söyledi. Saltık, "Sarılma, hiç yaklaşmayacaksın" uyarıları ardından başlayan görüşün, 10 kadar polis ve jandarmanın eşliğinde gerçekleştiğini kaydetti. O anı, "Onu karşıma oturttular. Beni de karşısına. Önce tanımadım. 'Anne hoş geldin' deyince, sesini duyunca o zaman tanıdım. Hiç konuşamadım. Yutkundum durdum" sözleriyle anlatan Saltık, "Sonra bir bardak su getirdiler. O bir bardak suyu da oğlum bir işaret ettiğinde elimle ittim, almadım" dedi.
'Dışarıda konuşma' tehdidi
Oğlunun ağzının her iki taraftan neredeyse kulaklarına kadar ve başının da alnından kafasının arkasına kadar dikişlerle dolu olduğunu, her tarafında sişlikler bulunduğunu, ancak sargı göremediğini kaydeden Saltık, gördükleri karşısında daha fazla dayanamayarak, hemen çıkmayı istediğini belirtti. Saltık, çıkmasıyla birlikte askerlerin telaşlandıklarını ve peşinden gelerek, "Sakın dışarda bir şey anlatma, gidip bir olay yaratma. Bir olay yaratırsan Adalet Bakanı sizi hiç görüştürmez" tehdidinde bulunduklarını açıkladı. Saltık, görüşme sonrasında kimliğini almaya indiği bölümde, polislerce de aynı muameleyle karşılaştığını söyledi. Saltık, konuşmasını, "Temiz bir Türkiye, temiz bir özgürlük istiyoruz" sözleriyle bitirdi.
'Yüzü yara içindeydi'
Önder Mercan'ın annesi Sultan Mercan da, Sadiye Saltık gibi oğlunu tanıyamadığını anlatarak, "Oğlumun yüzü yara içindeydi. Beni önce bir yere tıktılar, aradılar, adımızı 5-6 yere yazdılar. Her yerimi aradılar. İçeri girdim; bir sandalye koymuşlar, iki metre öteye de bir başka sandalye. Oğlumu tanıyamadım. Yalan yok. Orada oturuyor. Zor konuşuyordu" diye konuştu. Saltık, görüş öncesi "Oğluna yanaşma, oğlunla konuşma" gibi uyarıların kendisine de yapıldığını ifade etti.
'Sağlığını soramadım'
Uyarılar üzerine oğluna yaklaşmadığını söyleyen Mercan, "Ben kendimden korkmuyorum ki, oğlumdan korkuyorum. Bir şey ederler diye korkuyorum" diyerek, endişesini dile getirdi. Mercan, görüşün iki dakika olarak söylendiğini de vurgulayarak, onu neredeyse görmeye bile fırsatının olmadığını, ne tür rahatsızlıklarının olduğunu bile soramadığını belirtti. Önder'in kendisine kardeşlerini sorduğunu dile getiren Mercan, çocuklarının hastane önünde olmasına karşın sadece "evdeler" diyebildiğini kaydetti.
Saltık, görüş sonrası kendisine söylenen "Bunları dışarıda anlatma, onları senlendirme. Oğlunu bir daha göremezsin" sözlerine ise "Söylemem" yanıtını verdiğini ifade etti. Saltık, "Ne diyeyim orada. Ellerinde çocuğum var. Orada bir katliam yaptılar, bir daha yaparlar" diye konuştu. Mercan, oğlunun; hükümevine sevkinin uzun süre önce gündeme gelmesine karşın yasal hakkı olan cezaevlerinden birine gitme isteğinin idare ve bakanlık tarafından reddedilmesi nedeniyle Ulucanlar'da kaldığını anlattı.
www.evrensel.net