Katliamda özel tim parmağı

Katliamda özel tim parmağı

Ankara Merkez Cezaevi'ndeki katliamda, 10-12 kişilik bir özel tim grubunun görev aldığı ve katledilen tutukluların bu kişilerin silahlarından çıkan kurşunlarla öldüğü bildirildi.

Katliamda özel tim parmağı
Ankara Merkez Cezaevi'nde geçen pazar sabahı yaşanan katliamda bir grup özel tim görevlisinin aktif görev aldığı ve katledilen tutukluların bu kişilerin kullandığı silahlardan çıkan kurşunlarla vuruldukları bildirildi.
Cezaevine ve Adalet Bakanlığı'na yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre, cezaevindeki operasyon büyük ölçüde Adalet Bakanlığı devre dışı bırakılarak İçişleri Bakanlığı bünyesinde planlandı. Plan çerçevesinde, operasyon saatlerinde direniş yapılan koğuşlara önce köpük sıkıldı, ardından da gaz bombaları atılarak içerde bulunanlar etkisiz hale getirildi. Daha sonra da özel olarak eğitilmiş 10-12 kişilik bir özel tim grubu koğuşlara girerek içerdeki tutukluları yaylım ateşine tuttu.
Koğuşlarda bulunan tutukluların önemli bir bölümünün ölmesine ya da yaralanmasına yol açan özel tim müdahalesinin ardından, yüzleri gaz maskeli, ellerinde sopa ya da demir çubuk bulunan jandarmalar koğuşlara sokuldu. Otopsilerde ve yaralılarla ilgili hazırlanan raporlarda, "tutukluların vücutlarında hem kurşun yaraları, hem de darp izleri bulunduğunun" belirtilmesi, operasyonun önce ateşli silahlar kullanılarak, ardından da diğer yöntemlerin uygulamaya sokulduğunu doğrulayan bir kanıt olarak dikkat çekti.
Özel pompalı tüfek
Katliamda özel tim görevlilerin yer aldığının en önemli kanıtını ise, tutuklulara yapılan otopside "ölümlere vücutlarına isabet eden saçmaların yol açtığının" belirlenmesi oluşturuyor.
Bazı özel tim görevlilerinin pompalı olarak tabir edilen tüfekleri yakın çatışma silahı olarak kullandıkları, bu silahların, kamuoyunda "dom dom" diye tabir edilen öldürücü etkisi yüksek kurşun attığı ve bu kurşunların vücutta parçalandığı biliniyor. Bir diğer gerçek ise, özel tim bünyesinde görev alan polislerden bazılarının operasyonlar sırasında tüm vücudu kapsayacak şekilde çelik elbise giymeleri. Söz konusu elbiseler, hareket kabiliyetini düşürdüğü için ancak yakın temas ortamında kullanılıyor. Bu durum, "Cezaevinde uzun süreli silahlı çatışma yaşandı" şeklindeki resmi iddiaları da çürüten bir saptama. "Cezaevinde tutuklularla görevliler arasında silahlı çatışmanın yaşandığı" iddasının gerçek olması halinde ise kurşunla yaralanmış bir askerin bugüne değin kamuoyuna gösterilmemesi, operasyonda özel giyimli özel tim grubunun önemli rol üstlendiğini doğrulayacak bir ayrıntı.
Raporlarda tahrifat
Bu arada katledilen tutuklulara yapılan otopsi ile ilgili olarak hazırlanan ön raporlarda, yapılan tarih tahrifatları dikkat çekti. Raporlarda, "27.09.1999" olarak yazılan tarihler, günü belirten rakamlar ya eski rakamın üzerine gelecek şekilde ya da üzeri çizilerek "28.09.1999" olarak değiştirildi. Bu durum otopsilerin tümünün ya da bir bölümünün pazartesi günü yapıldığını ortaya çıkardı.
Adli Tıp Kurumu'na yakın kaynaklar, otopsinin pazartesi günü akşam saatlerinde yapıldığını açıklarken, resmi makamlar, ısrarla "otopsilerin salı günü yapıldığını" duyurmuşlardı. Raporlardaki tarih değişikliklerinin, "avukatların otopsiye alınmaması üzerine hukuk çevrelerinde oluşan tepkiyi yumuşatmak üzere yapıldığı" şeklinde yorumlandı.
www.evrensel.net