İşverenler hiç sorumluluk istemiyor

İşverenler hiç sorumluluk istemiyor

Sosyal Güvenlik Yasası'nda yapılan değişiklikleri yetersiz bulan ve "Daha fazlasını istiyoruz" diyen MESS, 'yük'lerinden kurtulmak için hükümete yeni öneriler sunmaya hazırlanıyor.

İşverenler hiç sorumluluk istemiyor
Şahin Bayar
8 Eylül 1999 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nu kabullenemeyen Türkiye Metal Sanayiciler Sendikası (MESS), hükümete patronların taleplerini içeren yeni bir öneri sunmaya hazırlanıyor.
Sosyal güvenlik kurumlarının tasfiyesini öngören ve işçilere mezarda emekliliği getiren Sosyal Güvenlik Yasası'nda değişiklikleri yeterli bulmayan ve daha fazlasını isteyen MESS, bu yasanın "önemli bir ihtiyaç olan esnek çalışma türlerindeki istihdam artışını teşvik etmekten uzak olduğunu" da iddia ediyor.
Taşerona karışmayız
Hükümete sunacağı yeni öneri paketinde, iş kazalarında sigortanın işverenlere rücu etmesini öngören hükmün kaldırılmasını isteyen MESS, bu talebin devamını şu şekilde dile getiriyor: "Risk bedeli olan primi ödeyen, işverenin İş Kanunu'ndan doğan cezai sorumluluğu dışında ayrıca bir sorumluluğu olmamalı ve SSK'nın işverene keyfiyeti önlenmelidir."
506 sayılı kanunda yer alan, ödemesi gerekenden fazla prim ödemiş sigortalılar için tanınmış, "fazla ödemeyi geri isteme hakkı"nın işverenler içinde tanınması gerektiğini savunan MESS, aracılar da ayrı işyeri sigorta sicil numarasının alınmasını, 506 sayılı kanunun işverenlere yüklediği bu "ödev"in son bulmasını istiyor.
"Bunun için, asıl işverenin aracı ile birlikte müteselsilen sorumlu kılınmasını öngören kanun maddesi değiştirilmeli" diyen MESS, taşeronun da asıl işverenden ayrı ve bağımsız olarak sigorta kapsamına alınması gerektiğini dile getiriyor.
İşyerinde hekim olmasın
"İşverence her sigortalı için hem hastalık sigortası primi ödenmesi hem işyeri hekimi çalıştırması mükkerrerlik arz etmekte" olduğunu idda eden MESS'in isteklerini şöyle temellendiriyor: "İşyerlerini hekim istihdamı konusunda zorunlu kılan temel yasal dayanak olan 1593 sayılı Umumi Hafzısıhha Kanunu'nun ülkemizde hiçbir sosyal güvenlik hakkının ve kuruluşunun bulunmadığı, çalışanların malullük, yaşlılık, ölüm iş kazası, meslek hastalığı, analık ve hastalık gibi sosyal sigorta uygulamalarının bulunmadığı 1930 yılında çıkarıldığı ve 1930 tarihli bir kanunun bugün için hâlâ işyeri hekimi istihdamında yasal dayanak olarak kullanıldığı gerçektir. O gün için işyerlerinin sorumluluğu işçilerin sağlığı için sadece hekim bulundurmak iken, bugün hem sigorta primlerinin tamamını ödemek hem de hekim bulundurmak olarak genişlemekte, bununla kalmayıp hekim istihdamı nedeniyle devreye giren tabip odalarının baskıcı tutum ve yasal olmayan istekleri ile de uğraşmak zorunda kalmaktadır."
www.evrensel.net